Merhaba, Ceren ben. 36 yaşımdayım. Hayatımın 2. dönemine hoş geldim diye sevinirken, birdenbire, aklımın ucundan geçmezken, ansızın, apansız kanser olduğumu öğrendim. Dönelim mi başa...


2020'nin ilk yarısını hepimiz gibi "acaba ne olacak?" diye endişelenerek, bol bol yoga yaparak, okuyarak, ailemle geçirdim. Yaz geldi, boşanalı birkaç ay olmuş. Sevdiğim bir işim var, sanat tarihine merak sardım, sürekli okuyorum, işten koşarak eve geliyorum, arkadaşlarımı ağırlıyorum, kızım ailemin yanında güvende, yıllık iznim geliyor, tatil planları yapılmış. Ne kadar da güzel bir yaz oluyor-du böyle.


Hayatımı yeniden yaşamaya başlayabilirdim. Buna o kadar hazırdım ki... Neyse ki şanslı bir insanım. O planladığım müthiş tatili yapabildim, ailemle, arkadaşlarımla şahane bir tatil geçirdim, huzurluyum, keyfim uzun zamandır olmadığı kadar yerinde. Benim içim içime sığmazken meğer sağlığım da bana bir sürpriz yapmayı planlıyormuş... Tatilimin son günü çarşafta ve geceliğimde bir kan lekesine uyandım. Kanın nerden gelmiş olabileceği hakkında en ufak bir fikrim yoktu, vücudumda kanamış sivilce aradım ve üzerinde hiç durmayarak güne devam ettim. Günün sonunda eve dönüş yolunda erkek arkadaşımın aslında kanın meme ucumdan gelmiş olabileceğini söylemesiyle bilinçaltımın derinliklerine gömmek istediğim konu geldi ve tam olarak gündemimize oturdu. Yaptığım ufak bir internet taramasından sonra, türlü acabalarla ve ufaktan sağ mememe giren ağrıyla birlikte bu süreç, o gün tüm hızıyla başlamış oldu. Sonrası zorlu bekleme aşamaları...


Doktor muayenesi, ultrason, ultrasonda çıkan şüpheli olabilecek bulgular, ardından MR, en son biyopsi... Beklemekten bozulan psikolojim, üzerine bir de kimseye bir şey belli etmemeye çalışmakla daha da yıprandı. Tüm bu süreci çalışarak, hayatımı normal akışındaymış gibi geçirmeye çalıştım. Aklımdan geçen tek soru "neden ben?" olmadı hiçbir zaman. Zira nedeni çok uzakta aramaya gerek yoktu, annem 2 sene önce meme kanseri tedavisi görmüştü. Benim takıldığım soru "neden bu yaşta yakalandım?" oldu...




Bu sorunun cevabından hala emin değilim ancak tahminlerim var. Çocukluğumdan beri stres üzerine inşa ettiğim bir hayatım oldu. En şahane anlarımda bile içimden strese girmemi gerektirecek bir şey olup olmadığını sorgulardım. Ergenliğim içe dönük, onlarca günlüğü olan, belli bir görüşü olsa da pek paylaşmayan bir kız çocuğu olarak geçti. Yetişkinliğimde de tüm sükunetimi her zaman korudum. Bazen dilimin ucuna gelen tahammül sınırlarımı aşan konularda bile bir şey söylemeden önce türlü filtrelerden geçirdim. Sustum yani anlayacağınız. Bayağı sustum. Vücudum da sustu, sustu, sonra isyan etti. Sonuçlar geldikten 2 gün sonra ameliyat oldum. Tahmin edeceğiniz üzere sancılı bir süreçti, ancak haberler güzeldi.


Ameliyat esnasında tümörün koltuk altıma yayılmadığı anlaşıldı. Meme dokum komple temizlendi ve içeri implant yerleştirildi. Yani görünürde ameliyata dair gözle görünür hiçbir şey yoktu, bu da psikolojimi inanılmaz rahatlattı. Sıra geldi tedavinin yönteminin belirleneceği patolojik sonuçlara. Yani bekleme süreci bitmedi. Sonuçlar geldiğinde artık onkolog randevusu almamız gerekiyordu, ameliyat olduğum doktorumun yönlendirmesiyle dünya tatlısı bir doktorla tanıştım, kendisine o kadar müteşekkirim ki... Kağıt kalem alıp sayfalarca yazdı, çizdi ve bana hastalığımı anlattı. Gerçekten şanslı bir insan olduğumu söylemiştim, erken teşhis edilmesiyle yani meme ucumdan kan gelmesiyle çok ama çok uzun sürebilecek bir süreçten tabiri caizse yırttım. O kan gelmeseydi ben durumun kim bilir ne zaman farkına varacaktım... Bakılan bir sürü değer sonucunda kemoterapi ve radyoterapiden de yırttım. Bu süreçte en çok buna sevinmiş olabilirim zira annem çok ağır geçirmişti. Ancak koruyucu amaçlı tedavi için 10 sene boyunca alacağım sağlam bir hormon ilacı kullanmaya ve 28 günde 1 de aşı olmaya başladım. Hormon ilacı beni ne yazık ki 36 yaşımda yapay olarak menopoza soktu. Sürecimle ilgili düşündüğüm zaman galiba en çok menopoz meselesine bozuluyorum. Neyse ki hiçbir şey korktuğum gibi gitmedi, şu an 3 aydır ilacı kullanıyorum, sadece arada basan malum sıcaklar hariç hiçbir yan etkisini neredeyse görmedim.


Bu süre zarfında tahmin edilebileceği üzere en önemli olan şey hep psikoloji! Etraftan sayısızca "aman moralini iyi tut", "kötü düşünme", "hayır onu aklına getirme", "saçmalama", "sen aslansın kaplansın" motivasyonlarından (!) ziyadesiyle ben de nasiplendim. Aslında o an insanın istediği galiba sadece şefkatli bir ses, anlayan bir çift göz ve kuvvetli bir ne olursa olsun yanındayım mesajı. Seni gerçekten dinlemeye hazır insanlar olması, sana içten bir "nasılsın?" denmesi... Benim tüm bu süreçte ihtiyaç duyduğum yegane tavırlar bunlardı. Yüzlerce mesaj aldım, evim çiçek bahçesine döndü, beni gerçekten anlayan ailem ve arkadaşlarım beni sarmaladı, bunun için herkese müteşekkirim.


Peki hayatımda neyi değiştirdim? Bir kere hastalığın hayatımı değiştirdiğini söyleyemem, hayatımı –ben değiştirdim. Öncelikle hiç beklemeden terapi almaya başladım. Çünkü geriye dönüp baktığımda aslında bunu bir kanser olarak değil adeta grip gibi atlattım. Beynimin o arka sisli bölgesine bir şeyler stoklamadığımdan emin olmak istedim, ne demiştim her şey psikoloji. Sonra etrafa karşı olan sonsuz anlayış ve şefkatimi kendime karşı ne kadar da sınırlı kullandığımı fark ettim. Bunun üzerine kitaplar okuyorum ve meditasyonu daha ciddiye almaya başladım. İlacın etkisiyle gözyaşlarım daha rahat akıyor ki bunun için ayrıca mutluyum, ağlamak kadar güzel bir rahatlama şekli yok, bu arada mutlu olduğumda da ağlıyorum ki bu daha da şahane geliyor.


Sözün özü, kendinize iyi davranın, kendinizi sevin, ben ettim siz etmeyin. Size iyi davranan kişileri hayatınızda tutun, sözünüzü sakınmayın, kavgacı olmayın ama içinize de atmayın. Sağlığın kıymetini daha iyi anladığımız şu dönemde sadece fiziksel sağlığınızı değil psikolojinizi de önemseyin.


Sevgiler...

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • batuhannncelik@gmail.com Benzer zorluklara motivasyon örneği niteliğinde harika bir yazı. Sizi sevenlerin, bir kutlamada da, ameliyata girerken de yanınızda olduğunu hatırlayıp gülmeye devam edin. Tüm bunların birer hatıra olarak anılacağı, daha güzel günlerde görüşmek üzere ????
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • ikikelamsibel@gmail.com Harika bir yazi???? her zaman once kendimize iyi davranmayi unutuyoruz bedenimiz alarm verince farkediyoruz bunu bir kez daha hatirlatti bu yazi kaleminize saglik Ceren Hanim,saglikli gunler sizinle olsun ♥️
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.