Korona günlerinde ebeveyn olmak

Korona günlerinde ebeveyn olmak

Bazen sakinim, bazen endişeli. Ev bazen sütliman, bazen kaotik. İş, ev, çocuklar, belirsiz bir süre boyunca bir aradayız. Hem de dört duvar arasında… Anlatmak iyi gelecek, beni biraz dinler misiniz? 

 

Korona kelimesini duymaktan şimdiden bıktım. Bir yandan da halimize şükretmem gerektiğini hissediyorum. Hastalananlara, hayatını kaybedenlere üzülüyorum. “Ya bana, çocuklarıma, sevdiklerime bulaşırsa?” diye korkuyorum. Korktukça ellerime kolonya sürüyorum. Banyoya giden çocuklarıma “Ellerinizi iyice yıkayın!” diye sesimi yükseltiyorum. Alışveriş sitelerine girip ucuz bakliyat arıyorum. Konserve, tuvalet kâğıdı, dezenfektan, çamaşır suyu… Sonra bir bakıyorum ki çikolata reyonlarına gitmişim. Alışveriş yapmadan çıkmışım. İnternette dolanmışım. Komik videolar açmışım. Güzel bir şeyler okumuşum. Bir dalıp gidiyorum ki sormayın. Birkaç doz mizah alıyorum. Sonra bir mail geliyor. Satış raporlarına bakıyorum. Şimdi her şey anlamsız geliyor. Bir şey soruyorlar, kafam karışık, odaklanamıyorum. Bir yandan da evin sıcaklığı hoşuma gidiyor. Geçer mi bugünler?

 

Göç etmedik, aynı yerde yaşıyoruz ama sanki tüm yaşamımız değişti. Hem de birkaç gün içinde. Kısa süre içinde geldi, çok da hazırlıklı olmadık. Okullar bir anda tatil edildi. Şanslıyım ki evden çalışabiliyorum. Home-office çalışmaya bir şekilde geçtik. Ofis hayatı gibi olmuyor, birçok şey aksıyor ama bakıyorum ki bütün bunlar herkes için geçerli. Tüm hayat mecburen yavaşlıyor. Evden çalışmak konforlu gibi görünüyor olabilir ama aslında tüm düzenim altüst oldu. Aynı anda evi çekip çevirmek, çocukları oyalamak, onların isteklerine cevap vermek, işe de verimli şekilde konsantre olmak çok zor... Bir yandan da yumuşadığımı hissediyorum. Midem trafik stresinden, makine kahvelerinden uzak kalınca sanki dinleniyor. Evin camlarını açıyorum. Plaza havalandırmasından oldukça farklı… Topuklu ayakkabılardan yamulmuş ayaklarım ev terliklerinin içine yayılıyor. Evimi özlemişim. Bir yandan da aylardır el sürmediğim süpürge bana bakıyor. İş başa düştü. Bakıcıya izin verdik, eve hiçbir yardımcı, hatta bizden başka hiçbir insan girmiyor. Onun da çocukları var ve okullar tatil olduğu için istesek de gelemez. Her yaştan, her kesimden insan #evdekal diyoruz ve sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. İki çocuğumuzla, eşimle “mail cevaplamam lazım” diyerek birbirimizin üzerine atıp durduğumuz ev işleriyle baş başayız. Okullar yaza kadar açılmazsa ne yapacağız dostlar?

 

Ben size söyleyeyim. Uyum sağlayacağız. Karamsar değil, umut dolu olacağız. Sürekli endişeli olmak bize iyi gelmeyecek. Hastalananlara elbette üzüleceğiz. Bir yandan da değişen düzene uyum sağlamak için çalışacağız. Çocuklarımızı ev işlerine daha çok dahil edeceğiz.

 

Haberleri takip edince panik atak olan arkadaşlarım var. Haberleri hiç takip etmemek de olmaz. Bilgi almak, ona göre davranmak gerek. Kaç kişi hastalığa yakalanmış, kaç kişi iyileşmiş diye saat başı bakmak yerine elimizdeki işlerle ilgilenmeye karar verdim. Çocuklara eğitici videolar, sanal müze gezintileri açıyorum, o arada da bilgisayar başında oturmaya çalışıyorum. Zaten elimden bu kadarı geliyor.

 

Kahvaltı hazırlama, iş yeriyle online toplantı yapma, o arada çocukları oyalamak için çizgi film açma, bundan dolayı vicdan azabı duyma, haberlere göz atma, birkaç mail cevaplama, büyük oğlanın uzaktan eğitimi için gelişmeleri takip etme, çamaşırları yıkama, küçük oğlanla suluboya yapma, ortalığı toplama, meyve soyma, “Dış kapıyı silsem mi?” diye düşünme, öğle yemeği hazırlama… Bir yandan da yapmam gereken telefon konuşmaları, hazırlamam gereken raporlar var. Öğlene kadar evin 2 kere toplanıp tekrar dağılması, akşama kadar bilmem kaç kere aynı döngünün tekrar etmesi… Çocukların çeşit çeşit ihtiyaçları, istekleri bitmiyor… Okulda yemek yiyorlardı, oynuyorlardı, arkadaşlarını görüyorlardı. Şimdi dört duvar arasındayız. Apartmanın önüne çıkıp hava alabiliriz ama aslında belirsiz bir süre boyunca bu haldeyiz.   

 

Bunaldığım zaman kendime hatırlatıyorum. “Bu daha başlangıç, alışmalısın” Sonra bir arkadaşıma mesaj atıyorum. Bazen de okul velilerinden birine. Sonra bakıyorum ki herkes aynı durumda. İşsiz kalmaktan korkanlar da var. Birbirimize moral vermeliyiz. Dövünmek veya abartmak hiçbir işe yaramaz. Birbirimize komşuluk etmeliyiz. Uzaktan da olsa hâl hatır sormalıyız. Bugünleri beraber atlatmalıyız. Çok karamsar değilim. Karamsarlığın da bağışıklığı düşüreceği söyleniyor. Kendimi iyi hissettirecek bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Kendime moral, çocuklarıma moral veriyorum. Moral verdikçe kendimi daha iyi hissediyorum. Güçleniyorum. Günlük hayatı yaşamak daha kolay hale geliyor. Alışıyorum, yumuşuyorum, yoruluyor gibi görünsem de aslında dinleniyorum…

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 13386

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

  • Arvigo masajı nedir?
    Arvigo masajı nedir?

    Süresi : 03:37 İzlenme : 300

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön