“Her yetişkinin içinde bir çocuk vardır” derler; doğrudur ama hiçbirimiz bu çocuğa ilgi, sevgi göstermez, yaşatma çabası içinde olmaz, arada bir hayatımıza katıp onunla oynamayız. Oysaki çocuk; safiyeti, masumiyeti, coşkuyu, sevinci, neşeyi ve daha birçok güzel şeyi ifade eder. İçimizdeki çocuğu yaşatabilsek, zaman zaman biz de onunla çocuklaşabilsek, hayatımız ne denli güzel, ne denli aydınlık olurdu bilir misiniz?


Çocuğun ilk öğrendiği şey gülmek ve ağlamaktır. En büyük isteği ise oyundur. Keşke hepimiz çocuklar kadar oynamaya hevesli, gülmeye hazır olabilsek ve gerektiğinde ağlayabilsek; şarkılar söyleyebilsek, her “agu” diyene gülücüklerle karşılık verebilsek, içimizdeki kirleri, zifirleri boşaltıncaya dek gözyaşı dökebilsek...


Siz hiç kaygı, endişe, gurur, kibir, kin duyan bir çocuk gördünüz mü? Eğer biz öğretmezsek korkuyu da bilmez onlar. Her gülenle gülmeye, her oynayanla oynamaya, her uzatılan eli tutmaya hazırdırlar. Dil, din, ırk nedir bilmezler, ayırımsız ve koşulsuz herkesi severler, onlara yakın olan herkesle anlaşırlar. Eğer biz örnek olmadıysak veya aşılamadıysak, kıskançlık, hasislik nedir, onları da bilmezler.


Çocuklardaki saf, temiz, aydınlık, pırıl pırıl ve coşkulu bakışı herhangi bir yetişkinde bulabilmek olası değildir. Her bakışları, her davranışları, içlerindeki masumiyeti ifade eder. O masumiyet içinde hiç kimseden kötülük beklemez, tüm insanlara karşı güven duyarak yaşarlar. Hesap bilmez, çıkar bilmezler. Bakkala gider, avucunu açar, “Amca bana bir şeker ver, parayı da buradan al” derler. Onun şekerine boya katan, glikozla tatlandıran, bire aldığını ikiye satan amcalarına kızmazlar bile; onlar şekeri almanın mutluluğunu duyarlar yalnızca...


Çocuklar her koşulda mutludurlar. Aynı olgun insanlar gibi kendilerine karşı yapılan kötü davranışları, onur kırıcı tutumları sorun etmez, kavgaya, mücadeleye girişmezler. Bir bebek için lehine veya aleyhine yapılan konuşmalar hiçbir şey ifade etmez, her ikisine de gülümser. Anneden, babadan, aileden gördükleri aşırı sevgiye rağmen kendilerini hiç kimseden büyük görmezler, gösterilen ilgiden gurur duymazlar. Çok sevildiklerini bildikleri halde kendilerini kibre hiç kaptırmazlar.


Aman Ya Rabbim; insanın çocuklaşması, kendi içindeki çocuğu ortaya çıkarıp onunla oynaması, çocuğun masumiyeti ve safiyetini paylaşması muhteşem bir güzellik… Çocukla oynarken yarışa girişmiyorsun, kendini ondan üstün görmüyorsun, “Ben senden daha büyüğüm, senden daha çok şey biliyorum, senden daha güçlüyüm” demiyorsun. Çocuğa yalan söylemiyorsun, hesap tutmuyorsun, çıkar telaşı içine girmiyorsun... Keşke ben dahil hepimiz, diğer insanlarla olan ilişkilerimizde çocuklarla olduğumuz gibi olabilsek.


Çocukları kendinize örnek alınız, çocuklarla arkadaş olunuz, içinizdeki çocuğu unutmayınız, yaşatınız... 70 yaşını bile aşsanız çocuklaşmaktan vazgeçmeyiniz. Çocukların arasına giriniz, çocuklarla arkadaşlık yaparak siz de mutlu bir çocuk gibi olunuz. Yaşamın gerçeğine ve gerçek olgunluğa ancak çocuklar gibi yaşadığınız zaman ulaşırsınız.


Yazı: Öğretim Görevlisi ve Yazar İnal Aydınoğlu

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir Harika,okudukça mutlu hissettiren bir yazı olmuş.Gönlünüze sağlık♡
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.