Selam,


Adım Gökhan. 44 yaşındayım. Hiç sevgili bulma derdim olmadı, ama hep yalnız yaşadım. Durum 1-1. Gidenlerin yarısını ben terk ettim, yarısı beni terk etti. Doksan dakikayı doldurdum mu, yoksa uzatmaları mı oynuyorum bilmiyorum.


Tecrit beni fena vurdu. “Bara, saza gitmeye gerek kalmadı, elimde telefon, telefonum dolu aplikasyon” diye neşeyle ıslık çalarken kalakaldım. Virüs kapma korkusundan, altı aydır kızların sadece fotoğraflarına bakıyorum. Akşamları, hafta sonları dışarı çıkmıyorum. İşyerindekiler dışında seçeneğim yok gibi. Onların da çoğu evli. Bekarların bir kısmı biriyle beraber. Diğerleri asistan, sekreter.


Onlar bana uymaz. Bir kariyerim var, alt kademedekilerle beraber olursam, ismim kaybedenler hanesine yazılır. İtibarımı kaybederim. Fabrikanın bütün anahtarlarının teslim edildiği adamım. Herkesle beraber olamam ki.


Güzel olmalı, bir ortama girdiğinde fark edilmeli. İyi bir kariyeri, işi ve geliri ve elbette eğitimi olmalı. Birlikte olduğum kadınlar arasında boyu bir yetmişten aşağı olan, mavi ya da yeşil gözlü olmayan yok. Bana yabancı bir alanda çok bilgili olan, erkek ekiplerini yöneten kadınları hep çok seksi buldum. Onları arkadaşlarıma gururla takdim ettim. Beraber olduğum kadının endamına, konuşmalarına, hareketlerine hayranlıkla bakıldığını gördükçe değerim artmış gibi hissettim.


Boyum bir altmış beş. Bir erkek için kısa sayılırım. Kelim ama epeyce tüylüyüm. Kafamın enseme, çeneme yakın yerlerinde hala bitenler gibi bacaklarımdaki, boynumdaki tüyleri de tıraşlıyorum. Kilolu değilim ama her akşam bira içtiğim için biraz göbeğim var. Bütün bu kadınları nasıl buldum o zaman? Soru(n) bu değil mi?


Kadınlar zeki, iyi bir kariyeri olan, iyi kazanan ve tuhaf özel zevkleri olan erkekleri sever. Endüstri mühendisiyim. On iki yıldır aynı fabrikada çalışıyorum. Yılda dört ikramiye alıyorum. Kırk beş bin dolar değerinde bir arabam, ederi yirmi bin euro motosikletim, her birini ortalama beş bin liraya satabileceğim iki bisikletim ve az rastlanır bazı diğer zevklerim var.


Bisiklet tutkunuyum. Hafta sonları farklı gruplarla bisikletli doğa keşiflerine çıkıyorum. Bol fotoğraf ve video ile dönüyorum eve. Uçurum kenarında, yokuş aşağı hızla inerken çekilmiş, evde büyük ekranda izlettiğim görüntülerim kızları çok etkiliyor. Beni çok cesur buluyorlar.

Sonra dünyanın dört bir yanından toplayıp salonun bir duvarını kapladığım bira kapağı koleksiyonumdan çok etkileniyorlar. Ellerinde evirip çevirip durdukları, asla çözemedikleri küçük zeka oyunlarım öldürücü nitelikte. Yatak odama geçmeden önce, kendilerini bana teslim ettikleri son durak. Zekaya kim dayanır ki?


Kızlar dayanamıyor zekama. Yani altı ay öncesine kadar dayanamıyordu. Ne var ki, başta dediğim gibi yarısı, sonradan bana da dayanamıyordu. Kızlar farklı farklıydı ama ayrılık sözleri ortaktı. “Çok bencilsin.” “Egoistsin.” “Hep kendini düşünüyorsun.” “Niye hep senin isteklerin ön planda?” “Niye hep özel olmak zorundasın?”


Filiz, dağdaki bisiklet turlarından birini izletirken “Eeeh yeter be! Bu kaçıncı!” diye elimden kumandayı kapıp ekranı karartmış, sonra da fırlatmıştı. Meral, “Her park edişten sonra çizik aramaktan bir türlü binemiyoruz! Araban ne kıymetli yahu” deyip öndeki taksiye atlayıp gitmişti. Duvardan düşen bira kapağını yapıştırmak için öpüşmeyi bırakıp yerimden fırlayınca, Ayşe ayakkabısını çıkarıp topuğuyla diğer kapaklara vurmaya başlamıştı. Selin, Pagoda piramit bulmacayı son çıkardığımda camdan aşağı atmıştı.


Geldikleri sebepten gidiyorlardı kızlar. Başta mühendis zekamla yaptığım açıklamalara bayılıyor, sonunda konuşmama katlanamıyorlardı. Hayranlıkla bindikleri arabamdan, motorumdan “Olmaz olsun” diye iniyorlardı. Bisikletle bira kapaklarına geliştirdikleri tepkilere birer örnek vermiştim.


Benim ayrıldıklarım mı? Evime çöreklenmek isteyenlerdi. Çalışmaktan yorulduklarından, biraz dinlenmek istediklerinden söz açan, evimde kaldıkları süreyi uzatan, sonra yanıma yerleşmeye bakanlardı. Elime bakan, güçsüz kadınla işim olmazdı. Yolları ayırıyordum. Bazen de daha güçlüsüyle karşılaşınca diğeri artık gözüme cazip gözükmediğinden bitiriyordum. İki ilişki arasında, boş kaldığımda da aplikasyonlarla eğleniyordum.


Altı ay öncesine kadar böyleydi hayatım. Şimdi virüs korkusundan aplikasyonlardan kız indiremiyorum. Sevgilim yok, ne zaman, nasıl olacak bilemiyorum. Ömrümde ilk kez, şu tecrit günlerinde, hayatımı tek bir kadınla paylaşmayı ciddi ciddi düşündüm. Yalnızlık zor.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir ha ha cok eglendim
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir benciller yalnız kalır
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.