Ateş, bir kez daha yalnızca düştüğü yeri yakmadı. Son 6 günde 35 ilde çıkan 137 yangın hepimizin içini yaktı, küle çevirdi. Sabotaj söylemleri, siyasi söylemler, küresel ısınmanın etkisi, teknik ekipman yetersizliği... Tartışılacak, araştırılacak bir sürü soru işareti yaşadığımız acıya eklendi.


Oksijenini solumadığım, güzelliğini gözümle göremediğim, içindeki habitatla tanışamadığım, toprağında bir adım atamadığım yerlere ettiğim vedanın hüznü var içimde. Milyonlarca ağaç, canlı, insan, anı kül oldu, bitti. Ekosistemin işleyişinde büyük önem taşıyan arılarımız yandı. Ege'nin güzel çam balı bitti.


Önce yaramızı hemen sarmak istedik. Yanan bölgeleri hemen ağaçlandıralım dedik. Kaybettiğimiz yeşilliklerimizi koruyalım, onlara sahip çıkalım ve yerine yenilerini dikelim istedik. Sonra yardımın bile bir aşamasının olduğunu fark ettik.


Orada yaşayan insanlar var, orada yaşayan canlılar var, orada çok büyük bir felaket var. Bu insanlara, canlılara yardım etmemiz gerektiğini; yangınla mücadele eden ekiplere, gönüllere, yangından etkilenen insanlara el uzatmamız gerektiğini, bunun ağaç dikmekten daha öncelikli olduğunu fark ettik. Sonra yardımına yetişmemiz gereken konular arttıkça paniğe kapıldık. Belki gerçekten yetemeyeceğimizden belki de onca felaketin üst üste gelmesinden dolayı yaşadığımız bıkkınlıktan isyan ettik.


Şunu biliyorum ki yaşanan yüzlerce yangın sadece ormanları, oradaki canları yakmadı. İçinde hayata dair, yaşamaya dair, hayatın güzelliklerine dair iyi duygu taşıyan birçok insanın içini yaktı. Ben yangının üçüncü gününde kendimi çok çaresiz ve mutsuz hissetmiştim hala durumum pek parlak değil ancak üçüncü günündeki kadar umutsuz hissetmiyorum kendimi. Peki ne oldu? Bana iyi gelen şeyleri belki size de dokunur diye yazmak istedim.


Öncelikle Asu Mansur'un davet ettiği küçük bir ritüeli gerçekleştirdim. Kapımın önündeki ağacın kurumuş toprağına üç bardak su döktüm. Sonrasında ben bu ritüele eklemeler yaptım. Çiçeklerime su verdim, her zaman yapıyordum ancak bu kez farklı bir niyetle kapımın önüne su koydum, vücuduma su verdim. Suya dair, suyun bereketine, bolluğuna, iyileştirici ve dinginleştirici olan gücüne dair inancımı körükledim. Körüklediğim şey su, niyetim ateşin sönmesi, niyetim külle dolan yerlerin küllerinden doğması.


Özlem Özülker, yaptığı sosyal medya paylaşımında “Ateş var olan en güçlü usta şifacılardan biridir” demişti. Durumumuz vahim ancak iyiye olan inancımızı kaybetmememiz gerekiyor ağaçlarımıza ve iyi olana sarılıp hiçbir şey yapamıyorsak iyi dileklerimizi, dualarımızı sunalım. Bir yerlere değer, su olur akar, sakinleştirir, dindirir.



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.