Sevdiğim ve beni seven kimseyle mutlu bir yuva kurayım

Sevdiğim ve beni seven kimseyle mutlu bir yuva kurayım

Perili Fatma - 19

 

Yirmi birinci gün Perili, öğle vakti Kokoş Bedia’nın evine vardı. Bedia, kapıyı aralayıp arkasından başını uzatıp Perili’ye baktı. Gözleri ağlamaktan şişmiş, akan burnu silmekten kızarıp şişmişti.

 

Perili salona geçti. Gelinlikli bebekler tam söylediği yerlerde duruyordu. İşlemeli bakır tasını uzattı.

“Musluktan doldurasın.”

“Tamam.”

Tası getirdikten sonra Bedia, Perili’nin beklediği sözleri sıraladı.

“Bebekleri görünce çok sinirlendi. Gitti, bir daha da gelmedi.”

Bedia’nın boğuk ve çatallı sesi hıçkırıklarla kesildi.

 

Perili hiç oralı olmadan tasa eğildi. Her zamanki gibi gözleri kapalı yedi nefes sayarak, sanki bir şeyler dinlermiş gibi tavana doğru kulak kesilerek, bakışlarını tasına indirerek konuşmaya başladı.

 

“İsminde iki M olan adam gitmiştir, bir daha dönmez. Bu adam seni sevmez, istemez. Sen de onu sevmezsin, ama onunla olmakta diretirsin. Niye diretişin, sebebini sen bile unutmuşsun.”

 

Bedia’nın hıçkırıkları giderek artıyor, ama Perili hiç oralı olmadan devam ediyordu.

“İsabettir. Üzerinde bir çift temiz göz vardır. Başı taraksız bir erkek görürüm. Seni ne zamandır görür, beğenir ama yaklaşamaz. Yakınındadır. Uzun desem değil, kısa desem değil. Çok zengin değildir ama işinde gücündedir. İyi huyludur. Naziktir. Eğer fırsat verirsen senin kıymetini bilir. Kafanı yerden kaldırasın, biraz etrafına bakasın. Dünya bir kişinin üzerine kurulu değildir. İki yolun vardır. Ya isminde iki M olan adamı bekleyip duracaksın, ömrünü heder edeceksin. Ya da ötekine fırsat vereceksin.”

 

Perili bütün bunları Bedia’nın dikkatini başka yere çekmek için söylemişti. Bekleyecekse başkasını beklesin, biraz sakinlesin, başka türlü hayaller kursun istemişti. Bu arada Bedia’nın hıçkırıkları azalmıştı. Perili’yi şaşırmış gibi dinliyordu. Belli ki, beklediği erkekten başka biriyle olabileceğine hiç ihtimal vermemişti. Perili tası uzattı.

 

“Çiçeklere dökesin.”

Bedia dönünce ekledi.

 

“Gelinlikli bebekleri kaldırasın. Gururlu olasın, o adamı bir daha evine almayasın. 21 gün, günde iki kere, 21 defa sabah uyanınca, 21 defa akşam yatmadan tekrarlayasın. ‘Sevdiğim ve beni seven kimseyle mutlu bir yuva kurayım.’ Sabredesin, seni gerçekten seven yoldadır.”

 

Bedia parmak uçlarıyla gözyaşlarını sildi. Burnunu çekti.

“Başka bir beğenenin var diyorsun.”

“Evet. Eğer izin verirsen... Unutmayasın, her şey sen izin verirsen vardır.”

“Bir daha ne zaman gelirsin Perili? 21 gün sonra mı?”

“Bu son gelişimdir Bedia. Sana artık diyeceğim bitmiştir. Yolun açık ola.”

 

Perili, Bedia’dan son kez yüklü yolluğunu alıp çıktı. Seval’e gitmeden evvel biraz hava almak için yürüdü. Çiçek tezgâhında vakit geçirip son kez Seval’e gidecekti. Kırmızı gülleri yeşil kovaya yerleştirirken, yabancı gelmeyen bir ses duydu.

 

“Bana bir buket kırmızı gül yapsana.”

Başını kaldırdığında, hafif aksayarak tezgâha doğru gelen Mehmet’le karşılaştı. Alnının sol yanında sargı vardı. Sol yanağı çürümüştü ve sağ elinin dış yüzü bir yere sürtünmüş gibi çizilmişti. Perili’yi görünce kaşlarını kaldırdı. Bir an durdu, tam dönecekken vazgeçti. Perili Fatma’yı hiç tanımamış gibi boğazını temizleyip konuşmaya ilave etti.

 

“Yirmi beş-otuz tane koy.”

Perili, buketi hazırlayıp ayağa kalktı. Elini uzatan Mehmet’e hemen vermedi.

“Az eğilesin.”

Kulağına fısıldayarak dedi ki:

“Ben sana beddua almışsın, başında belâ vardır demedim mi? Kimsenin kalbiyle oynamayasın.Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde ...  Yolda bana çarptın bir, başına bu hal geldi iki, üçüncüden kurtulamazsın. Bilmem anlatabildim mi?”

Perili, gözlerini Mehmet’in gözlerine dikti.

“Bu kırmızı gülleri doğru adrese götüresin.”

 

Mehmet başını yere indirip buketi aldı. Cebinden tedavüldeki en büyük banknotu çıkarıp uzattı. Üstünü beklemeden ve hiçbir şey demeden arkasını döndü. Aksayarak arabasına yürürken Perili seslendi.

“Eksik vermişsin efendi!”

Mehmet döndü. Bir banknot daha çıkardı.

“Tamam mı?”

Perili cevap vermeden banknotları belindeki bez çantaya koydu.

 

Saat üçte o gülleri, Anaç Seval’in salonundaki vazoda göreceğinden adı gibi emindi.

 

20. bölüm 6 Nisan 2018 Cuma hthayat.com’da...

 

Diğer bölümler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön