Belki de insanlık tarihinin en önemli eşiklerinden birine tanıklık ediyoruz. Ve hiçbirimiz bu döngüyü daha önce yaşamadık.
Tutulmaların etkisi genellikle altı ay sürer. Ancak bu tutulma, bir başlangıç noktası olduğundan, izleri belki de 7000 yıl boyunca hissedilecek. Değişimi birden yaşamasak da, tohumunu bugünlerde atacağız.
Kova burcu, zodyakta insan figürüyle sembolize edilen tek burçtur.
Bu nedenle bu tutulmayla birlikte asıl mesele; insan olabilme mücadelesidir. Önümüzdeki yaklaşık bir buçuk yıl boyunca; tüm insanlığı özgürleştiren, uyandıran ve derinden etkileyen gelişmelere tanıklık edeceğiz.
Bu sıradan bir tutulma değil, çünkü Kova burcunun astrolojik olarak en kritik noktası olan son derecesinde gerçekleşen bir Halkalı Güneş Tutulması. Bu derece, artık sürdürülemez hale gelen bir döngüyü anlatır. Geri dönüşü olmayan bir kapanışı işaret eder.
Ancak asıl dikkat çekici olan, tutulmanın arkasındaki büyük buluşmadır.
Satürn ve Neptün, bu tutulmayla birlikte her şeyin başladığı sıfır noktasında bir araya geliyor. Satürn’ün Koç burcuna geçişi, değişimin eski dünyanın kurallarıyla değil; zorunlu, cesur ve geri dönülmez başlangıçlarla geleceğini gösteriyor. Neptün etkisiyle bu süreç, gittikçe yayılan kitlesel bir uyanış yaratacaktır.
Bu yeni düzende; korkuya, baskıya, gücü yalnızca sahip oldukları üzerinden tanımlayanlara, kral ve kralcılara, “ben” merkezli yapılara yer yok. Kapıda bekleyen dönüşümü durdurmak ise artık mümkün değil.
Satürn’ün Balık burcunun 29. derecesinde olması, arınması gereken her şeyi suyun derinliklerinden yüzeye çıkarıyor. Plüto kova; Plüto aslan ve Satürn aslan nesli ile karşı karşıya gelirken, artık sarsıcı biçimde baskının devrilme zamanı. Belki on yıl sonra bugün “güçlü”, “yönetici”, “ünlü” olarak bildiğimiz pek çok ismi, alıştığımız yerlerde göremeyeceğiz.
Uranüs–Algol temasıyla gelen bu tutulma; sağlam olmayan, çürük temellere dayanan her şeyi sarsacaktır. Bu süreç, bireysel ve kolektif düzeyde bir nefs terbiyesi yaratır. Gücünü kötüye kullananlar için sahneden çekilme zamanı gelmiştir. Başlayan olaylar yaklaşık bir buçuk yıl boyunca etkisini sürdürecektir.
Ancak Satürn–Neptün Koç birlikteliği, aynı zamanda ortaya atılan bir sis bombasıdır. Göz önüne sürülen “kurbanlar”, asıl büyük yapıların kaçışı için yaratılmış olabilir. Bu nedenle görünenle yetinmemek, sorgulamayı bırakmamak gerekir.
Bireysel düzeyde ise hayatlarımızı yenileyen, özgürleştiren bir enerji devrede. Seni eskiden tanımlayan şeylere geri dönemiyor gibi hissediyorsan, yalnız değilsin.
Çünkü artık bize iyi gelmeyen her şey geride kalıyor. Yalnızca bizi geliştiren ilişkiler desteklenirken, sosyalleşmek, yeni bağlantılar kurmak ve aidiyet duygusunu yeniden tanımlamak mümkün hale geliyor. Arkadaşlıklar ve ilişkiler alanında derin bir arınmaya ilerliyoruz.
Bu dönem, özellikle Kova enerjisi güçlü olanlar ve haritalarında son derecelerde vurgular bulunan kişiler için, kimliğin yeniden tanımlandığı bir eşik niteliği taşıyor. Alışılmış roller, etiketler ve aidiyetler çözülürken; kişinin kendini dünyada nasıl konumlandırdığı baştan yazılıyor. Aslanlar için bu süreç, yalnızca bireysel parlamayı değil, kolektifin içinde yer almayı öğrenme zamanını anlatıyor. Benliklerinin gücü ile “biz” olabilmenin olgunluğu arasında yeni bir denge kuruluyor. Boğa ve Akrepler ise kontrol ihtiyacının yumuşadığı, değişime direnmek yerine onunla birlikte akmayı öğrenecekleri bir döneme başlıyorlar.
Koç, Yengeç, Oğlak ve Terazi burçları içinse hayaller artık soyut bir niyet olmaktan çıkıyor. Görmek istedikleri gelecek, onları somut adımlar atmaya, sorumluluk almaya ve seçimlerinin arkasında durmaya çağırıyor.
İkizler, Başak, Yay ve Balık burçları için bu süreç; dış dünyadan çok zihinsel ve algısal anlamda bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Bilgiye, inanca, anlam arayışına ve gerçeği nasıl tanımladıklarına dair güçlü bir bilinç sıçraması yaşanıyor. Dağınık düşünceler, gereksiz detaylar ve zihinsel yükler ayıklanıyor, netlik zamanı başlıyor.
Bu döngüden korkmak yerine, heyecanlanmalı, onunla birlikte hareket etmeyi seçmeliyiz. Eğer hayallerin için cesur olmaya ve sorumluluk almaya hazırsan, 2026 yazına doğru onların yavaş yavaş şekillendiğini görebilirsin.
Dünya düzeni değişirken, sakin ve merkezinde kalan insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Kendine odaklan. Rutin geçen günlerini küçümseme. Kendi dünyanda küçük ama gerçek mutluluklar yarat.
Bu döngüde; sorgulayan, esneyebilen, özgün kalan, herkesin yaptığını yapmayan, “biz” diyebilen, ilham ve katkı olan, akıl sağlığını ve mantığını koruyanlar, bizi geleceğe taşıyanlar olacaklar.
Toplumda;
Sarsıcı değişimler, şok edici gelişmeler, insanlığı yeni bir döngüye taşıyan olaylar yaşayabiliriz.
Özgürlük, bağımsızlık, yenilenme, isyan etme halleri yaşanabilir.
Teknoloji, yapay zeka, internet, elektronik ve havacılık alanında çarpıcı gelişmeler olabilir.
Bununla beraber, siber pandemi yaşanabilir. (kesintiler)
Büyük bir göç- sürgün hali olabilir.
Mecbur kaldığımız arkadaşlıklar, ilişkiler sonlanabilir. Ancak asosyallik ve paralelinde bir topluluğa, arkadaş grubuna ait olma, etkinlik ihtiyacı güçlenebilir. Ancak bu ihtiyaç, duygusal değil mantıksal bağlar yaratacaktır.
Kraliyet ailesi gündeme gelebilir.
Ünlüler, tanınmış isimlerle ilgili skandallar devam edebilir. Aynı zamanda; sosyal yardım dernekleri, kuruluşlar gündeme gelebilir.
Ülkemizde; ekonomik alanımız sarsıcı biçimde tetikleniyor. Ayrıca; kriz, yardımlaşma, birlik olma ihtiyacı öne çıkabilir. Dünyada yine arabulucu olacağımız gündemler içinde olabiliriz.
Daha önce belirttiğim gibi, ABD’yi çok zorlu gündemler bekliyor. Orada başlayan kitlesel hareketler, zamanla dünyaya yayılabilir.
Algol ağrılarla ilgilidir. Esnemediğimiz, değişmediğimiz konular bedenimizde, boynumuzda ağrılar yaratır. Ruhumuza nefes üflemek için bu dönemde egzersiz ve açık hava çok değerlidir. Bedeninizde hissettiğimiz değişimler, ağırlıklar yeni frekansa uyumlanma halimizdir.
Sevgilerimle,
İnci Hacıyusufoğlu
@incininyildizi