Geleneksel ebelik kongresinin ardından...

Geçen hafta bir kongreye katıldım. Çoğunluğu ebe olmak üzere 48 ülkeden doğum çalışanlarının katıldığı  Midwifery Today Geleneksel Ebelik Kongresiydi bu. Çok renkli, çok sesli, ufuk açıcı, eğlenceli ve bilgilendiriciydi. Özellikle doğum ile ilgili düşündüklerimi paylaşan, doğumu klasik tıbbi bakış açısıyla tedavi edilmesi gereken bir hastalık gibi değil,  destek ve ilgi gösterildiğinde kendiliğinden gerçekleşen fizyolojik bir olay, bir mucize olarak gören onlarca insanı bir arada görmek harikaydı.



Diller, dinler, kültürler, alışkanlıklar, yaşam tarz ve koşulları farklı olsa da gebelerin doğururken, bebeklerin doğarken ihtiyaçları aynı: sevgi, saygı, destek. Bu konuda neler yapılabileceğini ders ders öğrendik.



Hiç  elektrik olmayan yerde ebelik yapan da vardı, en gelişmiş ülkenin en gelişmiş süper lüks hastanesinde çalışan da. Amerika’da cezaevindeki kadınlarla çalışan ebe de vardı, ebeliğin yasak olduğu ülkelerde cezaevine girme riski ile çalışan da.



Onca farklılıklara sahip toplumlar olduğumuz halde, doğumu tıbbi bir operasyon gibi görme her yerde aynı. Bu anlamda doğumu güzelleştirmeye çalışanlar olarak yaşadığımız zorlukların hepsi aynı. Önce kadını gebe değil hasta olarak görüp, sonra hasta haklarını görmezden gelme aynı. Bazı yerde "sen benden iyi mi bileceksin"  tarzı ile ikna(!?) var, bazı yerde gebenin doktorun dediğini yapmak üzere yasal zorunluluğu var, bazı yerde hakaret hatta dayak var. Çoğu yerde ebe doktor hemşire tüm sağlık çalışanları, başvuran gebe sayısına göre çok az, doğumların bir fabrika bandındaymış gibi yapılması gerekiyor. Neredeyse her yerde kordon hemen kesiliyor, anne ve bebek birbirinden ayrılıyor. Bebeklerin bacaklarından tutulup baş aşağı  sallandırılmasına kadar anlamsız ve saygısız uygulamalar her yerde az ya da çok var. Epizyotomi çoğu yerde her ilk doğumunu yapan anneye yapılıyor. Sezaryen ise zaten almış başını gidiyor. Türkiye bu konuda dünya üçüncüsü.


Kızılderilisinden, Meksika yerlisine, Çinliden Filipinlisine, Hollandalısından Nijeryalısına, Venezüellalı, İsveçli, İngiliz, İskoç, Hindistan’da çalışan Almana kadar her yerden her kültürden ebelerin söylediği şeyler ortak: Kadınların korkutulmaya değil, doğurabileceğine inanmaya ihtiyaçları var. Ebeler olarak görevimiz ona destek ve göz kulak olmak. Bizler annelerin ve bebeklerin koruyucularıyız. Ebesiz doğum olmaz. Binlerce yıldır kadınların doğurma yetenekleri, dünyanın en eski mesleği ebelerin de binlerce yıllık bilgileri var.


Geleneksel ebeler,  doğumu bu kadar bozduğu için tıbba çok tepkililer. Tıbbın doğumda bir terslik olduğu zaman devreye girmek yerine rutin uygulamalarla, kadınları doğuma uygun olmayan ortamlarda doğum yapmaya zorlamasıyla primum non nocere (önce zarar verme) ilkesine aykırı davrandığını ben de düşünüyorum. Ancak bu kişi olarak doktorluğun ya da meslek gurubu olarak doktorların suçu değil. Bu bir sistem sorunu. Hem de bizim sağlık sistemimizin değil tüm dünyada, farklı farklı sistem modellerinin hepsinde olan bir problem. Tıbbın bir problemi. Acilen çözmesi gereken hem de…

Türkiye'den 5 doktor olarak katılmamız ilginç oldu bu anlamda. Bir de Venezuela’dan bir doktor vardı. Kendisi bu sistemin bir parçası olarak çalışmayı kaldıramadığı için erkek ebe olarak ev doğumları yapıyormuş artık. Onun öyküsünü de yazarım belki bir gün. Doğum fizyolojisi ve doğumun insan hayatı üzerine olan uzun vadeli etkileri üzerine engin bilgileri olan Dr. Odent de katılacaktı ancak sağlık durumundan ötürü katılamadı.



Katılanların çoğu ebeydi. APPPAH’dan birkaç doğum psikologu vardı. Doulalar bir akşam kendi meselelerini konuştukları ve kaynaştıkları bir etkinlik yaptılar. Ayrıca kongrede bir de Ebeveyn Derneği vardı. Aileler doğuma, ebelerine ve haklarına sahip çıkmak için ordalardı. Darısı başımıza.


Bir akşam yerel bir lokantada yemek yendi, bir orkestra toplantının yapıldığı salonda bize konser verdi. Ama klasik müzik değil, pop, rock, dans...


Başka bir akşam kongreye katılanlar küçük gruplar halinde kendi istedikleri türde birer performans yaptılar. Kimi şarkı söyledi, biri bize salsa yapmayı öğretti, biri masal anlattı, bazısı şiir okudu. Biz Türkiye’deki doğum ile ilgili gelenekleri tanıttığımız bir skeç oynadık.



Her şey son derece mütevazı ve lüksten uzaktı. Bu anlamda 5 yıldızlı otellerde yapılan klasik kongrelerden ve cafcaflı gala yemeklerinden çok farklıydı. Çay kahve servisi dahi yoktu. Ancak sıcak su  boldu ve kongre alanının içinde bir kafe vardı. Standların olduğu yerde hiçbir mama ya da ilaç firması yoktu elbette, ancak bebek bakım bölümü mevcuttu. Çünkü birçok katılımcı bebekleriyle oradaydı. Bebekler ağlamadığı sürece bizimle aynı odadalardı. Kongreyi bebek emzirirken de dinleyen vardı, örgü örerek de. Örgü örmek, geleneksel ebelerin bir sembolü. Doğumda sabırla beklemenin ve huzur ortamı sunmanın önemini vurguladıkları bir sembol.


Katılımcıların bazıları Türkiye’ye gelip kendi konularında workshoplar yapacaklar. Ama ne zaman nasıl olur bilemem. Keşke her sene yapılan bu Midwifery Today konferansı bir sene de Türkiye’de yapılsa. Ancak çok daha önemli bulduğum bir şey var: Eski ebelerimizin doğum bilgisi ve tecrübesini genç ebelere aktarabilecekleri araçlar yaratmamız lazım. Meksikalı ebe Rebozo, Kızılderili ebe kendi tekniklerini anlatırken bizim kim bilir nelerimiz var ama o nesiller aramızdan ayrıldıkça yok oluyor diye düşündüm.


Ebelerimizin mesleklerine sahip çıkmaya ve ebe annelerden el almaları lazım. Çok geç olmadan. 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
10
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    28 Ekim 2015 Çarşamba 07:46

    Teşekkür ederim Semra hanım paylaşımınız için çok etkilendim bende orada olmayı çok isterdim.

    Cevapla
  •  
    27 Ekim 2015 Salı 22:53

    Teşekkürler semra hocam yazınızı okudum ve kongreye gidip gelmiş gibi oldum.Bilgi paylaşımına önem veren bir ebeyim ve mesleğimi çok seviyorum.Ancak ülkemizde malesef değerimiz yok .İnşallah yazınızda belirttiğiniz gibi çok geç olmadan EBELİK MESLEĞİ hak ettiği yere sizindekatkınızla inş.ulaşır

    Cevapla
  •  
    27 Ekim 2015 Salı 10:08

    Harikaaaa..

    Cevapla
  •  
    27 Ekim 2015 Salı 10:04

    Semracigim yazindan senin mutlulugun okunuyordu bu tur organizasyonlari daha da yayginlastirmek bilinclendirmek cok onemli badarilarinin devamini diliyorum

    Cevapla
  •  
    27 Ekim 2015 Salı 00:14

    Teşekkürler semra özer:) seninle ve tüm ekiple beraber bu kongrede olmak çok güzeldi. Özetini de aynı çoşkuyla tekrar yaşarcasına okudum. İlk işimiz Doğum İçin El Ele Derneği olarak geleneksel ebelere tekrar ulaşmak olsun. Sevgiler

    Cevapla
  •  
    26 Ekim 2015 Pazartesi 19:02

    Oyle guzel ozetlemissin ki kalemine saglik zaten paylasimlarinizlada orda olanadik ama o hissi yasattiniz daha yapacak isler varr

    Cevapla
  •  
    26 Ekim 2015 Pazartesi 17:48

    Harika okurken orada olmayi cok istedim

    Cevapla
  •  
    26 Ekim 2015 Pazartesi 17:27

    Merhaba hocam .desteginizi yurekten hissediyor ve sizinle grur duyuyorum.

    Cevapla
  •  
    26 Ekim 2015 Pazartesi 17:26

    Çok güzel anlattiniz bence

    Cevapla
  •  
    26 Ekim 2015 Pazartesi 15:10

    Keşke bizi umursayan dinleyen bir sistemimiz olsaydı hocam yaramızı deşdiniz ..çok güzel bir yazı teşekkúr ederiz .. inşallah birgün o kongreye katılmak bizede nasip olur

    Cevapla

  • Propolis nedir? Propolisin faydaları nelerdir?
    Propolis nedir? Propolisin faydaları...

    Süresi : 01:12 İzlenme : 629

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 336

  • Evde kot eskitme nasıl yapılır?
    Evde kot eskitme nasıl yapılır?

    Süresi : 00:56 İzlenme : 5279

  • Devlet Opera Balesi Çocuk Korosu ile 23 Nisan kutlaması
    Devlet Opera Balesi Çocuk Korosu ile 23...

    Süresi : 01:20 İzlenme : 346

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 887

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön