Selam vermek zor mu?

Merhaba!

Günaydın!

İyi günler!

İyi akşamlar!

Kolay gelsin!

Afiyet olsun!

İyi geceler…


Çocuklarımıza, sürekli tanıdıkları biriyle karşılaştıklarında selam vermelerini, sohbet etmelerini söylemiyor muyuz? Kafalarını çevirmemeleri gerektiğini öğretmiyor muyuz?


Peki, biz ne yapıyoruz?


Kendi adıma cevap vereyim; gördüğüm zaman mutlaka konuşuyorum. Tut ki konuşamadım, selam veriyorum. Yanına gidemediysem, uzaktan el sallıyorum. Fakat… Daha geçen gün yıllardır tanıdığım, sürekli aynı ortamda bulunduğum kişi ööööylece geçti gitti yanımdan. Görmemiş olması imkansızdı. Eminim yani gördüğüne. Acelesi varsa bir el sallar insan, ne bileyim, gözüyle selam verir… Zor değil yani o kadar.


İçimden ne geçti biliyor musunuz? Hızla arkasından yürümek, omzuna dokunmak ve “Merhaba demeyi unuttun da, hatırlatmak istedim” demek. Tabii ki yapmadım çünkü yanımda el frenim Arkın vardı. O hep tutuyor beni böyle zamanlarda. Öyle bir baktı ki bana, yapmadım, yapamadım. Yanımda olmasaydı kesin giderdim peşinden.


Bir insan bunu neden yapar? Neden medeni olmayı tercih etmez? Neden yıllardır yüzüne baktığı ve daha da bakacağı insanı görmezden gelir? Hem de ikili bir sorun yaşanmamasına rağmen.


İşte bunu gerçekten anlamıyorum, anlamayı da reddediyorum.


Arkadaşımızı arardık, anne babasıyla konuşur sonra telefona isterdik. Bize hep gelip giden arkadaşlarım aradıklarında ve anneme bir şey demeden direkt “Şebnem’le görüşebilir miyim?” dediklerine kızardı annem, bana ne kadar kaba bir davranış olduğunu hatırlatırdı. O yüzden de biz yapmazdık işte.


Merak ediyorum; şimdi bunu yapanlar eskiden de mi öyleydi, yoksa biz giderek kötüleşiyor muyuz? Sosyal medyadaki klavye kahramanlığı sokağa da mı yansıdı? Çocuklarına da mı bunu öğretecekler? Kızım büyüdüğünde çevresinde böyle insanlar mı olacak?


Affetmek mi?

Ben öyle “Sana kötülük yapana iyilikle karşılık ver” diyen annelerden değilim. Sürekli tekrarlanan kötü davranışlar için “Affet” de demiyorum (Nitekim kendim affedemiyorum ki), kendi akışına bırakıyorum. Genelde şunu söylüyorum: “Kendini nasıl iyi hissedeceksen öyle davran. Hangi kararınla mutlu olacaksan, onu uygula.” Kimse kusura bakmasın da birisi onu çok üzüyorsa neden affedip dursun? Daha bu yaşında hem de… Bunu o şekilde tabii ki söylemiyorum. Henüz 9 ve yaşayarak öğrenecek. Birini üzdüğü zaman özür dilemeyi, kendisini üzene cevap vermeyi… Karışmayı çok istesem de tutuyorum kendimi. Tutmak zorundayım.


En çok kullandığım cümle: “Ne yaparsan yap, ben her zaman senin yanındayım…” Onu en iyi hissettiren cümle de bu, biliyorum. Önümüzde daha ergenlik var, şimdiden araştırmaya, okumaya başladım ki doğru tepkileri verebileyim. Çünkü insan bazen kendi çocukluğuna gidip, o zaman söylemediklerini düşünüp, çocuğunun yerinde kendimi görüp yanlış tepkiler verebiliyor. Bundan kaçmam lazım. “Tut kendini Şebnem, tut. Sen Şebnem’sin, o Irmak. Onun yaşadıkları başka, seninkiler geçmişte kaldı” diye şimdiden kendime her gün 10 kez söylesem aklıma kazınır sanırım.


Yazıya selam diye başlayıp bununla bitirdiğime göre, “İyi günler!” diye yazmadan kaçmayayım.


Sana da iyi günler yanımdan geçip giden kişi, sana da…

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir İnsanların bu dönemde selam vermeyi lütuf gibi gördükleri konusunda hemfikiriz.Bunu ben de çok önemsiyorum. Ancak bazen gerçekten bakıp da göremediğimiz de oluyor. Sorunlar ve kafadaki meşguliyetler bunun nedeni. Her zaman kasıt olmayabilir diye düşünüyorum. keşke durdurup sorsaydınız niyet anlayabilirdiniz belki de kırgınlığa gerek kalmazdı.
    CEVAPLA
  • Misafir Ben de son günlerde aynı şeyi çok sık sorgular oldum.Ama bir türlü nedenini bulamıyorum.Kalbimden geçenlere tercüman olmuşsunuz...
    CEVAPLA
  • Misafir Çok foğru yazmışsınız kaleminize sağlık
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.