HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Eskiden kız istemeye gidildiğinde filan aileler bu cümleyi kurarlarmış. Kızlarını, ona iyi ve rahat bir hayat sunabilecek oğlanlara vermek isterlermiş.

Şimdi devir değişti, kadınlar çatır çatır çalışıyor, kendilerine bakacak bir adam aramıyor, ailelerin de ilk derdi herifin mesleği olmuyor. Bazı yerlerde ilk durum hala geçerli ama çevremizde genel hal böyle.

Tabii bir istisna daha var.

Her işi yapanlar!

Gözünüzün önüne "Ne iş olsa yaparım abi" diye el pençe duran vasıfsız ama vasıflı elemanlar gelmesin.

Yeni trend ne iş olsa yapmak değil, her işi yapmak.

Senelerce okul okuyup, dirsek çürütüp, kurumsal bir işe girip hayatınızı garanti altına aldınız ama sıkıntıdan patlıyor musunuz? Herhangi bir konuya biraz yeteneğiniz varsa (yoksa da oluyor bir şekilde) sektöre hoşgeldiniz.

Cumartesi geceleri bir otelin terasında jazz söyleyen doktor,

12 yıllık portföy yöneticisinin yazdığı reklam metni,

Birincilikle bitirdiği mühendislik fakültesinin önünden bir daha asla geçmeyen yemek yazarı...

Elini sallasan sosyal medyacı, gözünü kapatsan art direktör...

Giyinmeyi mi seviyorsun? Her gün ayna karşısından fotoğrafını çek, stil danışmanı oldun bile.

Bir mesleği yapabilmek için onun okulunu okumanın şart olduğunu düşünenlerden değilim. Kendim de şu an yaptığım işin ne eğitimini aldım, ne hayalini kurdum. Sadece isteğimin ve arzularımın peşinden koşup şu anki duruma geldim.

Fakat insanlardaki bu anlık hevesleri meslek olarak belirleyip, işin erbabı kesilmesi durumundan biraz bıkkınlık geldi.

Genel hayat görüşü olarak bu tip şeyler zerre umurunda olan biri değilim ama yıllarca bir işe emek versem, çalışsam didinsem ve sırf popüler olduğu için mesleğin bir numarası haline gelse birileri sinir olurum.

Bu ara en dikkatimi çeken şey herkesin dj olması. Youtube'dan playlist çalmayı bilmesen, televiyonda müzik kanalları kaçta bilmesen bile dj olabiliyorsun.

Bana bile bir mekanda çalmam teklif edildi düşünün!

Tabii ki kim ne yapmak istiyorsa yapsın, kim parasını nereden kazanıyorsa kazansın. İyiyi kötüyü ayırt edebilecek insanlarız, kötü bulduğunu dinlemezsin, izlemezsin, işini satın almazsın olur biter de, bu herkesin her işe balıklama atlayacağı anlamına da gelmemeli.

Biri Bizi Gözetliyor sunuculuğu döneminden hastası olduğum Öykü Serter'in temmuz ayı programını görünce gözlerime inanamadım. Ülkede mesleğinde bu kadar iyi olan, ağzı bu kadar harika laf yapan, cin gibi bir kadın sunucu göster deseniz ondan başkası yok sanırım. Şu garip moda yarışmasındaki olayları bile öyle bir kıvırıyordu ki, orada dahi zekasını konuşturuyordu, sıyrılıyordu diğer herkesten.

Maşallah allah daha bol kazançlar versin de, bu program nasıl bir şeydir? Ne çaldığını falan sorgulamayı geçtim, hangi insan evladı bu yoğunluğa dayanabilir? Ekranlara ara verdiği yaz tatilini neden her gün bangır bangır klüplerde, tahnimimce kötü müzikler, kötü içkiler ile geçirmek ister?

Belki de saçmalıyorum ama ben Öykü Serter'i tatilinde Bali kıyılarında papaya soyup, okyanusa girerken hayal ediyordum. Yeni mesleğinde (?!) başarılar diliyor, harika bir yaz geçirmesini temenni ediyorum Öykü hanıma.

Ülke öyle bir halde ki, eğlence anlayışı da tamamen değişti. Ege ve Akdeniz kıyılarındaki “beach club”lere fahiş fiyatlar vererek girmek, kötü servis, kötü müzik, üzerine bir de bir ton para harcamanın adı tatil olmuş.

Kerimcan vs. ile başlayan bu dj'lik patlamasını ağzım açık izliyorum. Arto bile dj olmuş. İyi kötü ekrana çıkmış herkes artık dj. Gerçekten müzik yapan, müziği üreten bi insan olsam sinir krizi geçirirdim heralde bu durum karşısında.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum

Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum

Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum

Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum

Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum

Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum

Misafir 27 Şubat 2018, Salı

ne güzel yazıymış şimdi okudum