Koç burcunda Dolunay: Gerçek mi, cesaret mi?

20 Ekim 17:57 saatinde Koç burcunun 27. derecesinde Dolunay gerçekleşecek. Dolunay’ın yöneticisi Mars Plüton’la etkili bir kare açı oluşturuyor. Dolayısıyla yıkıcı olduğu kadar yapıcı da olabilecek bir enerjiden bahsedilebilir. Neyi yıkmak ya da neyden kurtulmak için harekete geçeceğiz ya da yapmak istediklerimiz ne boyutta bir yıkıma neden olacak? Yapıcı mı olacaksın yoksa değişmemek uğruna yıkıcı mı?

Koç burcunda Dolunay bir taşma noktasına bir yüzleşmeye bir zirveye doğru ilerlediğimize işaret eder. Koç burcu bizi uyaran ve harekete geçiren her şeydir. Enerjimizi öfkemizi duygularımızı ne şekilde yönlendireceğimizi bu aşamada seçmemiz önem kazanır. Sonlar, sonuçlar, varılan noktalar, hep dolunayla ilgilidir. Gerçek yani kaçınılmaz olan her şey aslında önümüzde apaçık durur. Önemli olan bu gerçeği görmeye ne kadar hazır olduğumuzdur.

Gerçekle mi yüzleşeceksiniz yoksa korkularından bertaraf olmak için eyleme mi geçeceksiniz?


Koç Dolunay'ının yönetici gezegeni Mars olduğu için bu aşamada savaş, şiddete maruz kalmak, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, rekabet, güç oyunları, kayıplar gibi konular plana çıkabilir.


İlişkilerimizdeki şiddet hayatımızı ne kadar gölgeliyor? Bizi ne şekillerde incitiyor? Geçmişte maruz kaldığımız şiddet öykülerinin ne kadarını iyi edebildik? Ne kadarının gölgesinden kurtularak kendimizi var edebildik? Bu tip sorular Dolunay evresinde zihnimizi meşgul edebilirler. Bir diğer taraftan Mars enerjisiyle birlikte özellikle cinsellik konusu da dikkat çekici olabilir. Elbette sağlıklı bir cinsellik yaşamak için de çocukluğu, çocukluk travmalarını aşabilmek gerekir.


Hayatımız hakkında yeterince cesur kararlar verebiliyor muyuz? Verdiğimiz kararlar bizi özgürleştiriyor mu yoksa esaretimizi sürdürmek yönünde mi tercihler yapıyoruz? Yoksa size gösterilen minimal eforlar için toleransınız çok mu yüksek? Peki sizce bu dengeli mi? Derin bir nefes alın ve size zarar verdiğini düşündüğünüz her neyse, onu kafanızda, kalbinizde, hayallerinizde gelecek ihtimallerinizde tutmaktan vazgeçin. Yüklerinizi hafifletmeyenleri, paylaşmayanları bırakın koşarak gitsinler.


Kaybettiklerimiz ve kazandıklarımız

Değişmemek için hep bir bahaneniz mi var? Değişmemek uğruna yitirdikleriniz, yok ettikleriniz nedir ve en önemlisi tüm bunlara değer mi? Kaybettiğiniz şey size ne kazandırıyor? Kazanmak uğruna neleri kaybediyorsunuz? Tüm bu savaşı neden sürdürüyorsunuz? Barış içinde yaşamak neden bir tercih olmasın? Şiddet şiddeti doğurur ve şiddet şiddeti miras bırakır. Bu döngüyü kırabilecek tek var olma biçimi ise bizi inciten şeye dönüşmemeyi seçmektir.

Biri sizi mutlu ediyor ya da tatmin ediyorsa sizi hüsrana da uğratabilir. Bazen bazı şeyleri yeniden bulmak için kaybederiz ve bazen kendimizi bulmak için, kendimizi yitirmemiz gerekir. Acıdan hüsrandan kaçınmak, saklanmak onu yok saymak asla çözüm değil. Hissettiğiniz acıyı ve hüsranı iyi şeylere dönüştürebilmek, şiddetin ve değersizliğin gölgesinden kurtulup kendiniz olmayı seçebilmek en büyük cesarettir.

Birinin yanında hem kırılgan olup hem de güvende hissetmek ise paha biçilmezdir. Fakat cesaret etmeden bunların hiçbiri bilinmez.


Cesaret ve umutla...

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.