Pozitif düşün, potansiyelini yaşa filan...

İyi hissetmenin mecburi olduğu günlerden geçiyoruz. “Sadece pozitif titreşimler lütfen” filanlı günler bunlar. 'Kafana koyduğun her şeyi yaparsın'lı. 'İyi hisset'li. 'Gülümse'li.  

 

İyi hisset. Olmadı mı? Hemen avokadonun üstüne ananas rendele. Sen de yapabilirsin. Kaşlarını çatma. Ama bak iyi hisset. Uyanır uyanmaz pozitif bir düşünce aklına getir. On kilo metre koş. Proteini arttır. Pozitif titreş. Olmadı avokado doğra. Çiğ badem döv. Bir on kilometre daha koş. O sırada potansiyelini yaşa.

 

Sosyal medya özellikle Instagram istila altında. Hadi o mecraları geçtim. Onlar zaten  yalan dolan da. Gündelik hayatta da avokadolarıyla, karın kaslarıyla, gülümsemeleriyle üstümüze üstümüze gelmeye başladılar.

 

Maruz kaldıkça aklıma ABD’ye yolu düşen herkesin bildiği o korkunç yapmacık Amerikan kibarlığı ve neşesi geliyor. Hangi mağazaya, restorana girseniz yüzünde bire bir  aynı plastik gülümseme ile sizi karşılayan insancılar en yakın arkadaşınız gibi sorup dururlar “merhaba, nasılsın?” , “merhaba, nasılsın?” “merhaba, nasılsın?” “merhaba, nasılsın?” Günde en az 50 kere kadar bu olur. 

 

Hepsinin suratında bire bir aynı gülümseme vardır ve “merhaba, nasılsın?”ın tonlaması birebir aynıdır. İnsandan ziyade mutlu görünmeye programlı robotlar gibidirler. Bir süre sonra siz de aynı şekilde gülümseyip aynı şekilde cevap vermek zorunda kalırsınız ve hayatınız gerzekçe hissetmediğiniz bir gülümsemeyi suratınızda taşıyarak geçer.

 

Bu Amerikanlaşmış sahte iyi hissetme hali bir süredir Türkiye’de de pompalanıyor. Üstelik sosyal medyada öyle bir temsili var ki sanırsınız dünyada iyi hissetmeyen, pozitif titreşmeyen, potansiyelini yaşamayan bir siz varsınız. Bu temsil insanları korkunç bir yalnızlığa itiyor.    

 

“Sen de yapabilirisin, her şeye iyi yönünden bak! Yarım dilim ananas ye, eteklerin benim gibi böyle uçuşsun. Negatifliğe yenilme, en zor anlarda bile hep gülümse!”

 

Dünyanın en insani duygusu olan acı çekmek bir tür hastalık oldu. Zaten doğası gereği acıdan uzaklaşma meylinde olan insan için acı öyle bir canavarlaştı ki acı çekince hastalandık zanneder olduk. Etrafımızdaki herkesin avuç avuç antidepresan alması sadece hayatın zorluğundan değil, acının bir his olarak hastalık olarak görülmeye başlamasından. Halbuki gariban acı sadece hissedilmek ister, başka da derdi yoktur. Hissedilince dostunuz olur. Gerzek gerzek gülümsemenize lüzum kalmaz.  Avokado masrafından kurtulursunuz.

 

Bu halin en çok görüldüğü yerlerden biri  ne yazıktır ki yoga merkezleri olmaya başladı. Gün geçmiyordu ki bir yoga hocası ders sırasında size gülümsemeniz gerektiğini hatırlatmasın. İnsanın aklı şaşıyor.

 

Yoga Merkezlerinde de artık “zihnin sana oyunlar oynuyor, ondan bir türlü ayağını alıp ağzına sokamıyorsun”, “Her gün 50 kere şu hareketi yap ki potansiyelini köküne kadar yaşa”, “Ayağın ağzına girsin ve girdiğinde anan ağlarken muhakkak ki sen gene de gülümse ve pırıl pırıl parla”...

 

Çok şükür yoga meselesine bu furyadan önce girdik. Bize yogayı böyle öğretmediler. Her seferinde sadece hisset dediler. Ne hissediyorsan sonu kadar hisset. Bak dediler bu mat, bir metre karelik bir özgürlük. Hissetmek için.

 

“Bu pozitif düşünme teşvikinin içinde şiddet var” diyordu bir yazıda. Ne kadar doğru. Bu halin içinde başka halleri reddeden hatta saldıran bir şiddet var. 

 

Velhasıl kelam sevgili iyi hissetçi kardeşlerim; talimatlı gülümsemelerinizi, planlı iyi hissetmelerinizi, avokadolarınızı, koşu bantlarınızı,  hedeflerinizi alınız ve potansiyeliniz biz acı çeken sıradan insanlardan uzak bir yerde doyasıya yaşayınız.  

 

Talimatla gülümsemiyorum. Nokta.

Facebook Yorumları
Yorumlar
102
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    08 Ekim 2018 Pazartesi 18:22

    Şu yazıdan sonra bizim gibi düşünenler arasında adın "Esra'm canım benim" olarak kaldı ????

    Cevapla
  •  
    22 Ekim 2017 Pazar 22:56

    Son cümleye bayıldım.Yazı süper.Ezberlemek istiyorum.Tam da günümüz insanlari açık seçik anlatılmış.

    Cevapla
  •  
    25 Mayıs 2017 Perşembe 19:48

    Doğru lafa ne denir

    Cevapla
  •  
    11 Ekim 2016 Salı 17:59

    Zeka gösterisi yapma derdinde, egolu sığ bir yazı. Yine de hoş tarafları yok değil. Fakat 6 yıl yaşadığım o ülkede selamlaşma kültürü (Güneyinde) son derece medeni mesafeli ve kibardır. Şapur şupur öpüşmeye tercih ederim.

    Cevapla
  •  
    23 Eylül 2016 Cuma 16:30

    İnanılmaz bir yazı. Lütfen herseyden nasıl bu kadar nefret ettiğini anlat ki sevmek için ne gerekirse yapmaya devam edelim. Herşeyi en iyi ben biliyorum onlar yanlış demekle olmuyor sprituel gelişimler hanımefendi. İnsanları yada yaptıklarını küçümsemek ne zaman meziyet oldu da gazetelerde yazılıyor

    Cevapla
  •  
    23 Eylül 2016 Cuma 14:30

    of buram buram antipati, negatiflik, her şeyi eleştireyim, güzel olan her şeye burun kıvırayım endişesi fışkırıyor. bir gülenlerden ve hayattaki her şeye rağmen pozitif olmaya çalışan insanlardan nefret etmeniz eksikti. nefretle beslenen toplumlarda ne çok var böyle insanlar.

    Cevapla
  •  
    23 Eylül 2016 Cuma 00:14

    Yogayı herkesden önce siz öğrendiniz bravo.

    Cevapla
  •  
    22 Eylül 2016 Perşembe 16:27

    Ne kadar nefret dolu bi yazi, hayatta herseye tepkili bu kadar agresif insanin olmasi uzucu...

    Cevapla
  •  
    19 Eylül 2016 Pazartesi 01:10

    Ben esimle yeni Amerikaya yerlesmis biri olarak, kusra bakmayin ama torpilli olmayanin is bulamadigi, calisana hakkinin verilmedigi, restoranlarda veya kahve icilen yerlerde calisanlarim kaba saba davranislarina bende o sahte gulumseme dediginiz aslinda kibarlik olan mevhumu 40 kere tercih ederim.

    Cevapla
  •  
    16 Eylül 2016 Cuma 21:17

    Ne kadar da sığ bir yazı. Hic bir derin bilgi, bulgu, tespit yok. Önce heveslenip öyle olmuş, sıkılınca da saldırmaya başlamış bir popülist. Rahat bırakın dünyadaki güzel şeyleri.

    Cevapla

  • Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç kez denenmelidir?
    Prof. Dr. Bahçeci: Tüp bebek tedavisi kaç...

    Süresi : 05:14 İzlenme : 56

  • Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve Sevgili Nasıl Bulunur?
    Umur Bugay ve Zeynep Bugay'la Bizimkiler ve...

    Süresi : İzlenme : 247

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 8645

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3474

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 2139

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön