Buraya bakma

Başka bir ülkede yaşayınca açık ara en çok şu lafı duyuyorsun: ‘Sen buraya bakma, oraya bak, hayatına bak, boşver burayı.’


İlk başlarda itiraz ediyorsun, öyle olmuyor diyorsun, sonra yavaş yavaş Arnavut damarın yumuşuyor, hesabı tamam tamam merak etmeyine bağlayıp kapatıyorsun. Öyle olmadığını anlatmak için içinden geçen cümleler, iki buçuk saat süren tren yolculukları kadar uzun. İnatlaşsan tren okyanus kıyısına varacak, inatlaşsan yine aynı mesaj gelecek: ‘Sen buraya bakma, oraya bak, okyanusa bak’


Okyanusa bakarken, küçük çocuklar, ‘Hadi kumu kazıp büyük şatolar yapalım’ diye bağırışıp çağrışıyorlar. Ellerinde ipad’i olmayan her çocuk ortaçağa geri dönüyor, sahilin derebeyleri. Kıçlarına dolan kumu arada suya girip çalkalayıp geri çıkıyorlar. Büyük tüneller açıyorlar. Biri bağırıyor: ‘Daha büyük açmalıyız, buradan askerler geçecek’, asker dediği de kırık midye kabukları, saplamışlar kuma, bekliyor midyeden ordu. En küçükleri denizden su taşımakla görevli. Küreğiyle koşup koşup geri geliyor, koşarken kürekte su kalmadığının döke döke geldiğinin farkında değil, küreği eğiyor, iki damla. Derebeyleri göbeklerini tuta tuta gülüyor. Annelerden biri kova yetiştiriyor, ‘Al bunu, böyle daha çok su taşırsın.’


Çocuklar kumda, sahil güvenlik dizilerdeki gibi belli aralıklarla dizilmiş, düdük çalıp duruyor: ‘Gençler, kıyıya yakın kalın.’ Köpek balığı alarmı verildiğinden, şakalaşana düdük, açılana düdük. Türkiye’de olsa sahil güvenlik diye annen durur kıyıda, iki eli belinde, ‘Evladım kıyıya paralel dedim size, açılmayın bak, bir daha size deniz meniz yok’ diye bağırır, sen denizin içinden elini çıkarıp kulağına götürüp, ‘Duymuyorum neee?’ diye bağırırsın.


Bütün bunları okyanusa bakarken düşünüyorsun. Hüsne Kaya’yı da aklına okyanus düşürüyor.


21 sene önce, Menekşe Kaya 14, kardeşi Koray 12 yaşındaydı. Madımak Oteli'nde yakılarak öldürüldüler. Kardeşlerin cesedi birbirine sarılmış halde bulundu. Anneleri Hüsne Kaya bir gün boğazındaki düğümleri çöze çöze şunları anlattı: “Çocuklarımı rüyamda göremiyorum. Görsem de çok uzaktan görüyorum, bağırıyorum, ‘gitmeyin ben sizin yanınıza geliyorum’ diyorum. Suyun, gölün bir yakasında yavrularım, bir yakasında ben. Yüzlerini seçemiyorum. Sesimi duyuramıyorum. ‘Çok üzülüyorsun, ondan rüyanda göremiyorsun’ diyorlar. Bilmiyorum ondan mı? Keşke rüyama girseler; onları görmeyi o kadar çok istiyorum ki.. Bir gün benim de rüyama girecekler diye avutuyorum kendimi. Ama yoklar işte...”



İnsan bazen çok istese de en çok özlediğini rüyasında göremiyor. İnsan bu, ‘buraya bakma’ denince, oraya bakmamazlık edemiyor. Duvara da baksan bu, okyanusa baksan da manzara bu. Sebebi çok basit, burada çocuklar kumdan şatolar yaparken orada çocukların ölüm yaşı düştüğü, yakıldıkları, kafatasları parçalanıp öldürüldükleri için olmuyor. Çocukların ölümü zamanaşımına uğramıyor.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir Gözlerim doldu okurken allah sabır versin çok acı .dayanmak çok zor.
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.