HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Beraber Ölmek
Giriş: 12 Aralık 2016, Pazartesi 11:14
Güncelleme: 12 Aralık 2016, Pazartesi 12:30

Bombalar patlıyor, evlatlar ölüyor. Anaların yüreği sızlıyor. Çocuklar soruyor, patlarsak ne olur anne? Ölürüz, oğlum. Beraber ölürüz...

Son zamanlarda sokaklardayım. Kendimi evden dışarı atıp, gerçek anlamda sokaklarda zaman geçiriyorum. Geçen cumartesi akşamı, Nişantaşı'ndan Taksim'e yürürken çok insan gördüm. Durdum, hepsine baktım. Nişantışı'nın köşesindeki büfenin etrafında sesli sesli konuşan Arap turistler, Yargıcı mağazanın önünde belli ki iş çıkışı randevu verip bekleşenler, hemen yanındaki kahvecinin önündeki masalarda oturup, kahve eşliğinde sigarasını tüttürenler... Her köşesinde terör saldırısı yaşanabilecek büyük bir dünya kentinin en merkezinde bekleşmek, oturup kahve içmek... Bir an çok cesur göründüler gözüme... Bir o kadar doğal ve çokça da savunmasız...

Savunmasızız gerçekten bu koskaca metropolde. Karmaşığız. Kalabalığız. Bir o kadar da yalnızız. Korkuyor çoğumuz. Kaygılıyız. Sadece biz değil, çocuklarımıza da geçiriyor bu korku... Sonra birbirimize... Sosyal medya, duygularını paylaşanlarla dolu. İşte, Türkiye'de geçen cumartesi günü yaşanan bir aile sohbeti:

"Az önce 8'inci sınıf öğrencisi oğlum bana, olağan bir patlamaya denk gelirsek eğer, sırtüstü ve tabanlarımız patlamaya doğru şekilde uzanmak gerektiğini, ilk dalgayı topukların almasının en az zararı vereceğini anlattı.

Maalesef Milli yas ilan edilmesine rağmen iptal edilmemiş olan berbat bir gösteriye gitmiştik.

- Anne burası patlatılabilir değil mi? Çünkü kalabalık.

- Anne, patlarsa acaba koltuk bizi korur mu?

- Anne, patlarsa ne olur?

Dedim ki;

- Ölürüz oğlum.

Sonra bir düşündüm, en iyisi beraber olmaktı, en kötü beraber ölürdük."

Tık diye biterdi her şey... Fakat öyle olmuyor işte...

* * *

Görkem Yazıcı, 21 yaşındaydı. Koç Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde 3'üncü sınıf öğrencisiydi. Cumartesi akşamı, o da Taksim'den Beşiktaş'a gidenler arasındaydı ve o da çoğu gibi tesadüfen oradan geçiyordu. Yıllarca çocuk sahibi olma hayaliyle kazanılmış bir çocuktu. Küçük yaşta babasını kaybetmişti. Annesinin tek kuzusuydu. Sporcuydu. Başarılıydı. Terör, ailesinin üzerine titrediği Görkem'in yaşama hakkı elinden aldı. Diğer masum canlar gibi... Hiçbirinin annesi o an yanında değildi ve belki de tıpkı Görkem'in annesi gibi; sosyal medyada bomba haberini paylaşmıştı, oğlunun da patlayanlar aralarında olduğunu bilmeden...

Yıllardır tek başına mücadele vererek büyüttüğü çocuğunun o akşam da eve dönmesini bekliyordu. Gelmedi.

Sözün bittiği yer...

"Sadece iki dakikanızı alır" diyerek paylaşmış şu dizeleri Görkem. Belki ki, bu genç yaşında; adam gibi adam olmanın erdemiyle...

Adam Olmak

Çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse

Sen aklı başında kalabilirsen eğer

Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır

Hem kendine güvenebilirsen eğer

Bekleyebilirsen usanmadan

Yalanla karşılık vermezsen yalana

Kendini evliya sanmadan

Kin tutmayabilirsen kin tutana

Düşlere kapılmadan düş kurabilir

Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer

Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir

İkisine de vermeyebilirsen değer

Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz

Kandırabilir diye safları dert edinmezsen

Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz

Koyulabilirsen işe yeniden

Döküp ortaya varını yoğunu

Bir yazı-turada yitirsen bile

Yitirdiklerini dolamaksızın dile

Baştan tutabilirsen yolunu

Yüreğine sinirine dayan diyecek

Direncinden başka şeyin kalmasa da

Herkesin bırakıp gittiği noktada

Sen dayanabilirsen tek

Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen

Unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken

Dost da düşman da incitemezse seni

Ne küçümser ne de büyültürsen çevreni

Her saatin her dakkasına

Emeğini katarsan hakçasına

Her şeyiyle dünya önüne serilir

Üstelik oğlum adam oldun demektir

(Rudyard Kipling- Çeviri: Bülent Ecevit)

Bu şiir, "zorluklar ve üzücü durumlar karşısında duygularını göstermemeyi konu edinen" bir esermiş, hayat karşısında nasıl bir tavır alınacağının ipuçlarını veren. Belki de Görkem, çoğu zaman bu şiire sığınmıştır. Bilinmez...

Ve biz de Görkem gibi, hayatı olumlamaya, aramaya, uğraşmaya ve bulmaya devam etmeliyiz. Adam gibi yaşamak için yaşanacak yer bırakmasalar da bize, "vazgeçecek değiliz". Pes etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!..

Hayriye Mengüç

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
Misafir 20 Aralık 2016, Salı

kalemine yüreğine sağlık

Misafir 13 Aralık 2016, Salı

ellerinize ve yüreğinize sağlık...

Misafir 13 Aralık 2016, Salı

elinize sağlık hayriye

Misafir 13 Aralık 2016, Salı

elinize sağlık hayriye