HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Araştırma: Erkeklik anlayışı gezegene zarar veriyor olabilir
Giriş: 11 Mayıs 2026, Pazartesi 12:09
Güncelleme: 11 Mayıs 2026, Pazartesi 13:04

Yeni bir akademik çalışma, geleneksel erkeklik normları ile çevresel yıkım arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Araştırmacılar, fosil yakıt ekonomisinden militarizme, aşırı tüketim alışkanlıklarından çevre politikalarına kadar birçok alanda “erkek egemen sistemlerin” iklim krizini derinleştiren etkileri olduğunu savunuyor.

Gender Studies alanındaki araştırmacılar tarafından hazırlanan çalışma, “(M)Anthropocene” kavramını kullanıyor. Bu kavram, insan faaliyetlerinin dünyaya verdiği zararın herkesten eşit şekilde kaynaklanmadığını; özellikle erkek egemen ekonomik ve politik yapıların bu süreçte belirleyici rol oynadığını öne sürüyor.

Erkekleşmiş Antroposen (İnsan Çağı)

Araştırmada kullanılan “(M)Anthropocene” kavramı da bu noktada dikkat çekiyor. “Anthropocene” (Antroposen) yani “İnsan Çağı”, insan faaliyetlerinin gezegen üzerinde belirleyici bir jeolojik güç haline geldiğini anlatmak için kullanılıyor. Ancak bazı araştırmacılar, bu yıkımın tüm insanlığın eşit sorumluluğuymuş gibi ele alınmasını problemli buluyor. “(M)Anthropocene” ifadesindeki “M” harfi ise özellikle erkek egemen siyasi, ekonomik ve endüstriyel yapıların iklim krizindeki rolüne vurgu yapmak için kullanılıyor. Kavram; fosil yakıt ekonomileri, militarizm, sömürgecilik, aşırı tüketim ve doğa üzerinde hakimiyet kurma fikrinin tarihsel olarak erkeklik normlarıyla iç içe geliştiğini savunan çalışmalarda giderek daha fazla yer buluyor.

Erkekler çevre konusunda neden daha az aksiyon alıyor?

Araştırmada, erkeklerin ortalama olarak çevre politikalarına daha düşük destek verdiği, iklim krizini hafife alma eğiliminin daha yüksek olduğu ve karbon salımı yüksek sektörlerde daha baskın pozisyonlarda bulunduğu belirtiliyor. Özellikle ağır sanayi, fosil yakıt, madencilik, endüstriyel tarım ve askeri yapıların büyük ölçüde erkek egemen alanlar olduğuna dikkat çekiliyor.

Araştırmacılara göre bunun nedeni yalnızca bireysel tercihler değil. Geleneksel erkeklik anlayışının; güç, kontrol, rekabet, tüketim ve doğa üzerinde hakimiyet gibi fikirlerle ilişkilendirilmesi, çevreye zarar veren davranışları da normalize edebiliyor.

“Çevreci davranışlar kadınsı görülüyor” tespiti

Çalışmada dikkat çekilen noktalardan biri de bazı erkeklerin çevreci davranışları “erkeksi” bulmaması. Daha az et tüketmek, toplu taşıma kullanmak, sürdürülebilir tüketimi önemsemek ya da iklim aktivizmine katılmak gibi davranışların bazı kültürlerde kadınlıkla ilişkilendirildiği belirtiliyor. Bu durumun da erkeklerin çevre dostu alışkanlıklardan uzak durmasına yol açabildiği ifade ediliyor.

Araştırmacılar ne öneriyor?

Çalışmanın yazarları, iklim krizinin yalnızca teknoloji ya da bireysel tüketim tercihleriyle çözülemeyeceğini savunuyor. Onlara göre mesele aynı zamanda toplumsal cinsiyet meselesi. Bu nedenle araştırmacılar, çevre politikalarının erkeklik normlarını da tartışması gerektiğini; bakım verme, dayanışma, ortak yaşam ve sürdürülebilirlik gibi değerlerin daha görünür hale gelmesinin önem taşıdığını söylüyor. Ayrıca erkeklerin çevre hareketlerinde yalnızca “lider” ya da “kurtarıcı” figürler olarak değil; bakım emeğine, yerel dayanışmaya ve kolektif dönüşüme katılan bireyler olarak yer almasının önemli olduğu vurgulanıyor. Araştırmacılara göre bu yaklaşım pratikte de bazı değişimleri gerektiriyor. Örneğin:

  • Erkek egemen sektörlerde — özellikle enerji, madencilik, ulaşım ve sanayi alanlarında — sürdürülebilirlik politikalarının güçlendirilmesi,
  • İklim krizine dair eğitimlerin toplumsal cinsiyet perspektifiyle hazırlanması,
  • Çevreci davranışların “kadınsı” ya da “erkeksi” olarak kodlanmasına karşı kültürel çalışmalar yürütülmesi,
  • Bakım emeği, topluluk dayanışması ve düşük tüketim odaklı yaşam biçimlerinin daha görünür hale getirilmesi
  • Erkeklerin iklim aktivizmine yalnızca teknik çözümler üzerinden değil, sosyal dönüşüm ve eşitlik ekseninde katılmasının teşvik edilmesi öneriliyor.

Bu tartışmalar son yıllarda özellikle “petro-masculinity” kavramı etrafında büyüyor. Bazı araştırmacılar, büyük araçlar, yüksek yakıt tüketimi, aşırı hız, agresif rekabet ve doğa üzerinde kontrol kurma fikrinin belirli erkeklik modelleriyle ilişkilendirildiğini; bu kültürel kodların da fosil yakıt bağımlılığını normalleştirebildiğini savunuyor.

Referanslar:

Taylor & Francis. (2025).https://doi.org/10.1080/18902138.2025.2576458.

Hanken School of Economics. https://harisportal.hanken.fi/en/publications/men-masculinities-and-the-planet-at-the-end-of-manthropocene-ecol/

ResearchGate. (t.y.). Men, masculinities, and the planet at the end of (M)Anthropocene. 397518775.

Springer. (t.y.). Men, Masculinities, and Earth: Contending with the (m)Anthropocene. https://link.springer.com/book/10.1007/978-3-030-54486-7

Phys.org. Masculine behavior and environmental impact. (2026). https://phys.org/news/2026-05-masculine-behavior-bad-planet.pdf

Paylaş:
brush-purple Yorumlar