Zemin

Bir sene oldu yazmayalı. Anlatma zeminimi tümden kaybettim. Kelimeler usul usul gitti içimden. Konuşurken bile yabancılaştım çoğunlukla kendime. Her sohbetten sonra bi' "ben bütün bunları neden anlattım ki şimdi" halleri. Böylece içime dönük, pek az sosyalleşerek geçirdim bu dört mevsimi.


Ruhsal ve fiziksel açıdan beni zorlayan bir hamileliğim oldu bu süre içinde. Bulantılarım bir yandan, ufaklığın açığa çıkardığı duygular, inançlar ve sonrasında gelen farkındalıklar, bilişler bir yandan. Beş indim bir çıktım 9 ay boyunca. Üç farklı şehirde yaşadım; İzmir, İstanbul, Yalova. Sezaryen sonrası vajinal doğum yaptım. Yaşamımdaki tüm deneyimler gibi uzun süren değişim sancılarıyla (27 saat boyunca 5 dakikada bir) ama bir açılınca/içselleştirince oldukça hızlı bir başlangıç yaparak (3 avazda/10 dakikada kızımı kanaldan fırlatarak) doğurdum. İlkine pek benzemeyen (bu defa tamamen bedensel) bir lohusalık uçurdum (ilk doğumumda en çok ruhsal açıdan yoğrulmuştum). Minik bir bebeği 4 buçuk aylık ettim. Eşik üstüne eşikten atlayarak değiştim. Kendi içime yaptığım yolculuğa başlayalı 9 yıl oldu. Hiç bu seneki kadar hızlı ve yoğun bir süreçten geçmemiştim.


Bir yıl içinde bakış açım öyle değişti ki kendime, insanlara ve hayata; şimdi geçtiğim o yolları anlatmadan nasıl konuşurum bilmiyorum ama anlatırsam da anlaşılır mıyım emin değilim. Susmam biraz da bundan; yaşadığım sürecin salt bana anlaşılır olmasından. Kendi labirentimi anlama ve oradan insana, yaşama dair öğrendiklerimi ifade etme biçimim etrafımdakiler için yabancı bir dildeki konuşmaya benziyor. Oldukça normal bir durum. Labirent benim. Benden başka kimsede yok. Herkesinki ayrı bir dünya.


Son bir aydır sabahları ufaklığın neşeli sesine uyanıyorum. Geceliğimi çekiştirip meme istiyor, karnını doyurup tam gaz dönmede ustalaşmaya çalışıyor. Bu sabah dördümüz birden onun neşesine katıldık yatakta. Bir süre sonra Asım uyuklamaya, Cemre de yeni bestesini mırıldanmaya başladı. Öylece onu dinledim. Müzik yapma biçiminin akışkanlığını, zamansızlığını ve kendiliğinden oluşunu düşündüm. Öyle aniden, bir bütün olarak gelen ilhamı... Boğazdan çıkmadıkça ifade bulmayacak, tamamlanmayacak, sahibine bile anlaşılır olmayacak ilhamı...


Müzik onun mizacı. Kelimelerin benim mizacım olduğu gibi. Aynı Cemre'nin birden şarkı söylemeye başlaması gibi ben de çocukken anlatırken bulurdum kendimi daha önce farkına bile varmadığım bir şeyi. Ensemden bir ürperti, hoş bir his yükselirdi anlatırken. Bilirdim ki o anlattığım her ne ise benim için önemli, doğru, gerçek... Kalbimi duyardım konuşurken, duydukça şaşırırdım. Heyecanlanırdım. Kendime yön verirdim duyduklarım. Pusulamdı kelimelerim.


Sonra bir soru ya da talep sonrası, düşünmeden, zihnimi işe karıştırmadan verdiğim ilk cevapta, anlattığım hikâyede olmaya başlamıştı o güzel ürperti sadece. Öyle öyle kavradım paylaşmada dinleyici talebinin ve zamanlamanın kutsallığını ama duymazdan geldim uzunca bir süre. Çünkü bambaşka motivasyonlarla anlatıyordum artık.


Kendimi kanıtlamak için, görülmek, onaylanmak, sevilmek, değerli olmak, içimdekini kusmak, suçlamak, haklı olmak yahut saklanmak için.

Öğretmek, aydınlatmak, yönlendirmek, "doğru"yu göstermek için.

İhtiyaç duyulmak, şifa vermek, ilham olmak için.


Her bir zeminde uzun vakitler geçirdim. Hepsinden çok şey öğrendim. Sonra gittiler. Her gidişte bir süre kalemim sustu. Yazmadım. Bu son zemin kaymasında yazmayı tamamen bıraktım sandım.


Şimdi yeniden "ifade" arzusu duyuyorum ama biraz ürkek hissediyorum ne yalan söyleyeyim... Ürkekliğim cebimde, acemi bir yere basma çabası var içimde, capcanlı. Eski anlatma nedenlerim ortadan kalkınca keşfettiğim yeni ve parlak ve biraz da kaygan bir zeminde yürümeye çalışıyorum. Kelimelerle ifade benim mizacım. Ne diyeceğimi dahi bilmeden akışa bırakma niyetim var, Cemre'nin şarkıları gibi. Öylece çıksın diyorum ifade bulmak isteyen kelimeler. İzin veriyorum aksınlar. Benim melodim olsunlar.


Bu defa sadece yaratıcılığımın özgün ve özgür ifadesi olmak için. Şule Seda'yı bir de bu zeminden dinleyeceğim.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.