Bankada saklamayı düşündüğünü çöpe atar mısın?

Tüm memeli hayvanlar doğum yaptıklarında kendilerine sessiz, sakin, korunaklı bir ortam bulurlar. Bebek doğduktan sonra önce bir kendilerine gelirler, sonra bebeklerine bakarlar. Onu yalar, varsa üzerinde kesesi, açarlar. Bebek de kendine gelince emzirmeye başlarlar. Bu arada bebeğin kordonu (göbek bağı) ile hiçbir hayvan ilgilenmez. Kordon ya bebeğin hareketleri ile kendiliğinden kopar ya da bir ara anne onu ısırarak kopartır. Hiç kimse elinde tıbbi aletlerle bekleyip doğar doğmaz kordonu kesmez. Dünyada kordonu bağlanarak kesilen tek memeli türü insandır. Hem de sanki doğumdan sonra aceleyle yapılması gereken ilk iş buymuş gibi davranılmaktadır.

 

Yıllar önce, yani  doktorlar ve tıp yokken, insanlar da bebeğini doğurur, kucağına alır, ilk iş olarak onu sıcak tutmayı amaçlardı. Kordonun hemen kesilmesi için ortada herhangi bir sebep yoktu. Son birkaç yüzyıldır doğum olur olmaz bebeği ısıtıcının altına götürüp, iyi mi diye bakıyoruz. Götürebilmemiz için ise kordonu kesmemiz gerekiyor. Doktorların ve ebelerin kordon kesilme zamanı ile ilgili bilinçli bir tutumları son zamanlara kadar yoktu. Öyle gelmiş öyle giden bir rutin uygulama olarak doğar doğmaz kordonu kesmeyi alışkanlık haline getirmiştik. Geç ya da erken kesmenin ne gibi bir yararı ya da zararı olacağı konusunda pek de kafa yormadık. Yeni yeni başlıyor tartışmalar. 

 

Yeni başlıyor dedim ama aslında ünlü bilim adamı Darwin'in 1800’de  bu konuda bir bilimsel görüşü yayınlanmış. Darwin'in gözlemine göre kordonun erkenden kesilmesi halinde bebeğin kanının bir kısmı plasentada kaldığı için, kansız kalan çocuk çok daha zayıf bir gelişim gösteriyor. Bundan iki yüzyıl önce kadınların çok sağlıksız koşullarda yaşadığı, çoğunda demir eksikliği ve kansızlık olduğunu unutmamak lazım. Bu nedenle kordondan gelen kanın eksik olmasının çocuk gelişimi üzerindeki etkisi, bugünkü etkisine  nazaran daha belirgindi. Bugün farkın bu kadar gözle görülür olmaması, olmadığı anlamına gelmiyor.

 

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, kordonu geç kesilen bebeklerde, hemen kesilenlere göre kilogram başına düşen kan hacmi %25, hematokrit değeri %45, eritrosit sayısı %50 daha fazladır.  Özellikle sağma işlemi yapılanlarda bu değerler  polistemi (kan fazlalığı) sayılacak değerlere ulaşır. Kordonun geç kesilmesine itirazlar,  polistemi ve polistemi sonucu olabilecek sarılık gibi problemler gelişme ihtimali nedeniyledir.

 

Anne karnındaki bebek plasenta aracılığı ile beslenir. Bebeğin kalbi 2 atardamar ile plasentaya kan pompalar. Kan plasentada temizlenir bir toplardamar aracılığı ile bebeğe geri döner. Bebeğin dolaşımdaki kanının üçte biri plasenta ve kordondadır. Buna sanki başka bir kanmış gibi "kordon kanı" denir. Oradaki kan da bebeğin kanıdır. Zaten plasenta da bebeğin bir organıdır.

 

 

 

Bebek doğduğunda plasenta hala annenin rahminde, bebek dışarıdadır. 45 saniye içinde atar damarlar kasılarak kapanır. Bebeğin kalbinin plasentaya kan pompalaması yaklaşık 45 saniye sonra durur. Açık kalan tek damar toplardamardır ve akımın yönü (bebek plasentadan çok yukarda tutulmadıkça) bebeğe doğrudur.

 

Kan nakli (transfüzyonu) yapılan birini düşünün. Bir torbada kan, kolundan yavaş yavaş kişiye veriliyor. Yeni doğan bir bebek de annesi ile ten tene temas halinde, dış dünyaya alışmaya çalışırken, plasentasındaki kanı yavaş yavaş kendine alır. Buna plasental transfüzyon denir. Plasental transfüzyonun yarısı ilk 1 dakika içinde gerçekleşir. Yani sadece 1 dakika beklemekle bile plasenta doğana kadar beklemek ile elde edilen faydanın yarısı elde edilmiş olur.

 

Eğer bu sırada bebek plasentadan çok yukarda tutulursa, fizik kuralları gereği bu akım olamayacaktır. 20 santime kadar yukarda ya da aşağıda olmasının bebeğe geçen kan miktarında anlamlı fark yaramadığı gösterilmiştir. Yani bebeği özellikle aşağı tutmak gerekmez. Zaten bebeğin doğar doğmaz ilk ihtiyacı annesinin göğsünde ten tene temas halinde dinlenmektir. Bu sırada bebek plasental transfüzyon açısından ideal yüksekliktedir.

 

Yapılmış çalışmalarda kordonu geç kesilen bebeklerde daha yüksek bilirubin değeri bulunma, ya da laboratuar olarak polisitemi görülme ihtimali daha yüksek bulunmuştur. Ancak kordonun geç klemplenmesine bağlı artmış "hastalık" hiç bir çalışmada bildirilmemiştir. Yani daha yüksek bilirubin değerleri tespit edilse de, daha sık sarılık görülmemektedir. Ya da başka bir deyişle, "kordonu geç keserek bebeğe zarar verir miyiz?" endişesinin yersiz olduğu ispatlanmıştır.

 

Öte yandan kordonu geç kesilen bebeklerin, kendilerine gelmesi gereken kanın engellenmemesi ile hayatlarının ilk 6 aylık döneminde ihtiyaç duyacakları demiri vücutlarına almakta oldukları bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Dolayısıyla demir eksikliği ve ileri düzeyde kansızlık,  kordon geç kesilenlerde daha seyrek  görülmektedir. Bu fark özellikle anne sağlığının ve beslenmesinin çok iyi olmadığı bölgelerde bebeğe büyük avantaj sağlar.

 

Bu avantajlar erken ya da düşük kilolu doğan bebeklerde daha belirgindir. Bu bebeklerde kordonun birkaç saniye bile daha geç kesilmesi ile daha az beyin kanaması görülür, görülen kanamalar daha hafif derecelidir. Ayrıca sepsis denen ciddi bir rahatsızlık da kordonu geç kesilen prematürelerde daha az görülmektedir. Çok küçük ve çok erken doğan bebeklerde bu farklar daha yüksek yaşama şansı demektir.

 

Şimdiye kadar yazdıklarım kanıta dayalı tıbba göre geçerli olan bilgiler. Bir de henüz ispatlanmamış teorik faydaları var kordonu geç kesmenin. Demir eksikliği olmaması daha iyi beyin gelişimi demek olduğu için, kordonu hemen kesilmeyen bebeklerin ilerde daha iyi beyin fonksiyonlarına sahip olmaları beklenebilir. Kordon kesilme zamanı ile ilgili erken çocuklukta fiziksel ve motor gelişim ilişkisi üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır ama henüz sonuçlanmamıştır.

 

Kordon kanını bankada saklama konusu oldukça popüler. Bebeğin kanının kök hücre açısından bu kadar kıymetli olduğunu biliyoruz ve bankada saklamayı düşünüyoruz ama diğer yandan bu kanı saklamayacaksak çöpe atmakta mahsur görmüyoruz! Kordonun geç klemplenmesi bir bakıma bebeğin ilk ve doğal kök hücre naklidir. Bu nakil eğer bebeğin bir hastalığı varsa ya da ileri yaşlarda hasta olursa etkili olabilir. Kesin olarak bilemiyoruz çünkü henüz bunlar araştırılmadı.

 

Sonuç olarak kordonun geç kesilmesinin yararları olduğa dair kanıtlar mevcuttur, zararı olduğuna dair kanıt yoktur. Kordonun geç kesilmesi bir prosedür değil, doğada olandır. Bir başka insan gelip kordonu kesene kadar doğumda fizyolojik süreç işlemektedir.  Yani tanım olarak da "Kordonun geç kesilmesi" diye bir uygulama yoktur, bu zaten fizyolojik işleyişte olması gerekendir. Terk etmemiz gereken rutin uygulama "kordonun erken kesilmesi"dir.

 

Kordonun hemen kesilmesi öyle alışılagelmiş olduğu için yapılıyorsa alışkanlıkları değiştirmenin tartışılacak bir şeyi yoktur. Ancak bugün, bu alışkanlığı değiştirmeden önce  kordonun geç kesilmesinin sakıncaları olmadığının ispatı beklenmektedir.  Bu beklenti varsa, yani kordonun hemen kesilmesi alışkanlıktan değil, medikal bir prosedür olarak yapılıyorsa, her tıbbi müdahale gibi esas onun güvenli olduğunun kanıtlanması gerekir.  Sarılığı önlemek için,  "yeni doğan bebek aşırı kan sahibi olmaktan dolayı hasta olmasın" diye kordonun hemen kesilmesi aslında FLEBOTOMİ (kan çekme) yöntemi ile bebeğin kanının azaltılmasıdır. Yeni doğan bir bebek sarılık olmasın diye kanının  1/3’ünü alma diye bir prosedür olsa bunu hiç kimsenin, herhangi bir doktorun kabul edebileceğini düşünemiyorum bile. Oysa kordonu hemen keserek yaptığımız şey tam da bu.

 

Bu prosedürün kökeni alışkanlıkların aktarımıdır. Ancak alışkanlığımızı değiştirip 1 ya da 2 dakika bebeği annenin göğsüne koymak bu kadar mı zor? Elbette bebek nefes almıyorsa tıbbi yardım yapılacaktır. Bunu da kordonu kesmeden yapmak için aletler geliştiriliyor. Üstelik ilk 45 saniye bebek hala plasentasına kan pompalamakta ve nefes almıyorsa bile  plasenta üzerinden solunumunu gerçekleştirmektedir. Kordonu hemen kesmek plasental solunumdan akciğer solunumuna geçiş aşamasını da sekteye uğratmaktadır. Hemen nefes almayan bebeklerde aslında kordonu keserek yardım etmiyoruz, henüz akciğerinden nefes almayan bebeğin plasentadan nefes almasını durduruyoruz farkında olmadan.

 

Sağlık çalışanları ve gebeler olarak doğum sonrası ilk dakikalara bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Bebek doğar doğmaz annesinin kollarında t en tene temas halinde dinlenmeli, o sırada en az bir dakika kordonundaki kanını bedenine almalıdır. Tıbbi gereklilik olmadıkça bu süreç bozulmamalıdır. Hayata en iyi şekilde başlamak tüm bebeklerin hakkı. Bunu yapabilecek doğum ortamları ve yapılanların önemini gebelere kavratacak doğuma hazırlık eğitimleri de şart.

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
7
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    30 Temmuz 2016 Cumartesi 13:45

    Ben Saliha Eroğlu ile doğal doğum yaptım, kordon geç kesildi ve babası kesti. Kendisi ilgili hastaneleri önerebilir. Bebeğim şu an 11 aylık, eşim tarafından 6. Torun ancak ilk normal doğum ve geç kesilen kordon. Hiç sarılık geçirmedi, sağlıklı ve güçlü bünyeli bir bebek. Zekası ise şaşırtıyor.

    Cevapla
  •  
    22 Nisan 2016 Cuma 13:55

    Lütfen normal dogum yaptim bebegimin kordonunu babasi kesti diyen hanimefendi nerede dogum yaptigini yazabilirmi acilen dogal dogumu destekleyen istanbulda kadin olmak ve butcemi asmamak sartiyla hekim onerilerinizi bekliyorum.dogumuma 3 haftam kaldi ve hala dr bulamadm gittigim dr karsi ne yazikki mevzulara

    Cevapla
  •  
    24 Mart 2016 Perşembe 11:55

    ben normal doğum yaptım, bebeğim hemen göğsüme verildi. göbek kordonunu birkaç dakika sonra kestik, babası kesti hatta :) sarılık geçirmedi. herhangi bir rahatsızlığı olmadı. gelişim olarak 2-4 hafta önde gidiyor. yararını gördüğüme inanıyorum.

    Cevapla
  •  
    24 Mart 2016 Perşembe 11:53

    merhaba. güzel bir yazı. tabi ki normal doğumun bir parçası olarak bu süreçten bahsediyorsunuz. sezaryende annenin koynuna alınmak gibi bir durum olmadığı gibi ameliyathane koşulları yüzünden bebeğin hemen bakıma, giyime alınması kaçınılmaz görülüyor, malesef.

    Cevapla
  •  
    25 Mart 2016 Cuma 19:41

    sezaryende de ama biraz daha zor ve her yerde ve olmayabilir (dr.semra)

  •  
    23 Mart 2016 Çarşamba 11:58

    doktor hanımcım merak ettiğim bir konuydu. aklınıza çabanıza sağlık. yazılarınızı takip ediyorum sevgiler. melike tecimen/bursa

    Cevapla
  •  
    22 Mart 2016 Salı 12:14

    çok güzel ve faydalı bir yazı olmuş, emeğine sağlık..

    Cevapla
  •  
    22 Mart 2016 Salı 09:41

    Ellerine sağlık Semra Hanım ümit ediyorum tüm doğum işleri ile ilgilen herkeste bir farkındalık oluşur sağlık bakanlık ,hastaneler ve eğitim kurumlarıda bu konu ile ilgili talimatlar düzenler.Bebeklere o ilk iki dakika can suyunu alması için fırsat tanınır sağlıklı bir geçişle dünyaya gelirler.

    Cevapla

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7203

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2360

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1777

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26044

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5945

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön