Bir meslektaşım daha öldürüldü

İnternette gezinirken bir haber okuyorum: “SON DAKİKA, Samsun’da Kadın doğum uzmanı Op. Dr Aynur Dağdemir uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti.” Aklıma ilk, bir doğum ya da bir tedavi sonrası bir hasta yakınının saldırmış olabileceği geldi. Zaten her gün bir yerlerden bir saldırı, bir hakaret, bir tehdit haberi geliyor. Bu tutumların ölümle sonuçlanan bir olay ile sonlanması an meselesi. Kadın doğum hekimleri açısından, doğum komplikasyonları açısından bu korku ile beklenen acı an geldi işte diye düşündüm. 


Aynur hanımın yerinde ben de olabilirdim diye aklımdan geçti. Bir anda öğleden sonra bakmam gereken hastalarıma bakma isteğim sıfırlandı. Doğumhanede takip ettiğim gebemin doğumunda "ya bir sorun çıkarsa?" diye düşündüm. 2 çocuğum var benim. "Benim doğumda olma heyecanımın, annelere yardım etme isteğimin acısını onlar annesiz kalarak çekebilirler" dedim kendi kendime. Hiçbir zorunluluğum yok bu meslekte çalışmaya! Afet zamanı değil, dünyada bulunan son doktor ben değilim. Bir gün gelecek, bir hatam olmasa bile biri bıçağı kalbime saplayıp gidecek belki de. Sonra da bazıları "bazı doktorlar da ölmeyi hak ediyor ama" yazacak bir yerlerde facebook'ta.


10 saniye içinde aklımdan bunlar geçti. Sonra aynı olay ile ilgili bir başka haberde olayın, bir hasta ya da hasta yakınının değil, doktor hanımın sekreterinin eski kocasının saldırısı olduğunu öğrendim. Bir an için mesleğim adına “o nokta”ya gelmediğimize sevindim. Gerçi doktora yönelik şiddet, doğumda garanti arayışı bu kadar ciddi iken yaşananların henüz ölümle sonuçlanmamış olması gerçeği değiştirmiyor. Ayrıca saldırının sebebi hekime yönelik şiddet değilse bile, bir hekime çalıştığı yerde şiddet uygulandığı da değişmiyor. Çalıştığımız yerde can güvenliğimiz yok! Üstüne, zaten esas konu kadına yönelik şiddet. Eski kocanın esas hedefi doktorun sekreteri. Doktor hanım onu korumaya çalışırken hayatını kaybediyor. Sonra adam 5. kattan atlıyor ve ona ilk müdahaleyi yine sağlıkçılar yapıyor. Az önce arkadaşını öldürmüş olması birşey fark etmez, elden gelen tüm müdahaleleri yapmak zorundayız.

 

Sonra cenaze töreninin görüntüleri geldi. Meslektaşları, çalışma arkadaşları, hastaları, doğumuna yardımcı olduğu çocuklar ve halk son yolculuğuna uğurladı. Annesi, "çiçek satarak okuttum ben seni, nasıl gidersin" dedi. Yüreğimiz bir kere daha parçalandı.

 

Bir doktor kolay yetişmiyor. Sadece "şu kadar sene okuduk” meselesi değil. Ben hamileyken eşim asistandı, haftada 126 saate varan tempoda neredeyse oğlunu ilk doğru düzgün uyanık gördüğünde 3 yaşına gelmişti. Benim şimdi 3 yaşındaki kızım, hastanede bir bebeğimin olduğunu, her gece kendisini bırakıp onu görmeye gittiğimi zannediyormuş.

 

Her mesleğin kendine göre zorlukları var. Her meslekte belli riskler var. Hiçbir doktor çalışma yoğunluğu ve saatlerinden şikayet etmez. Her an hata yapabilirsiniz ve bunu önlemek için elinizden geleni yaparsınız çünkü "iş"iniz candır, hata kabul etmez. Yine de olursa hesabını verirsiniz. Bunu böyle görmeyen zaten baştan doktor olmaz, sonradan fark eden de mesleği bırakır.

 

Doktor, hastalıklarda kişiyi tedavi etmek, onun canını kurtarmak için çalışır. Ama olacak tedavi vardır, yaparsınız, olacak kalıcı hasarlar, hatta ölüm vardır, kimsenin iradesinde değildir bunu değiştirmek. Doğum bu konuda en bariz olanıdır. Doğumda genelde birşey olmaz, bebek sağlıkla annesine kavuşur. Bazen birşeylerin ters gideceğini öngörürsünüz, ve daha oluşmadan önlersiniz. Bazen birşeylerin ters gittiğini fark edersiniz, süreç daha ciddileşmeden müdahale edersiniz. Bazen de ön görülemez, fark edilemez şeyler olur ve kaderi değiştiremezsiniz. Hatta bazen ön de görseniz, fark da etseniz yaptığınız hiçbir şey fayda vermez. İşte böyle oluşan kötü sonuçlara  KOMPLİKASYON denir. Ortada hata ya da ihmal varsa bunun adı MALPRAXİStir. ("Mal-" yanlış, "-praxis" uygulama anlamındadır) Malpraxis, yani yanlış uygulama hesabı sorulması, tekrar yaşanmasının önlenmesi gereken birşeydir. Komplikasyon ise insan aklı ve çabası ile önlenemez. Sadece eğer önde 2 seçenek varsa daha az komplikasyon ihtimali olan seçenek tercih edilebilir. Yine de risksiz seçenek yoktur. Hiçbir insanın, buna doktorlar da dahil, geleceği görme yetenekleri yoktur. Doktorların, hastalarından farklı olarak olası komplikasyonlar ve bunların olma riski hakkında bilgileri vardır ve bunlara göre hastalarına tercihlerinde yol gösterirler. Gidilecek yol ama, hastanın kendi yoludur.

 

Bizde doktorluk böyle görülmez.  Sanki bizim özel gözlüklerimiz var da, geleceği görüp bir komplikasyon yaşanmayacak seçeneği hastamıza sunarız gibi gelir. Sanki biz insan değiliz de, hiçbir zaman hata yapmayız, hiçbir şey gözümüzden kaçamaz. Sanki elimizde sihirli bir değnek var ve ölüme giden yoldan hastamızı geri döndürebiliriz gibi.

 

Böyle görüldüğümüz için gerçekten bir komplikasyon yaşandığında o kesin doktorun suçudur. Nasıl ben, hekim arkadaşımın vefat haberini ilk duyduğumda "kesin bir hastası yapmıştır" dediysem, doğumda birşey olduğunda ilk akla gelen "doktor yapmıştır" oluyor. Hata yapan, ihmalkar davranan doktor yok mu, tabii ki var, olmaması lazım ama var. Aynı otobüsünü süren şoförün uyuyakalması gibi, bir hakimin karar verirken kişisel konularının kararına etkisini önleyememesi gibi, bir öğretmenin belki ailesi ile ilgili bir konudaki öfkesini öğrencisinden çıkarması gibi. Olmaması lazım ama oluyor.  Olmasını engellemeye, olduğunda da gerekli cezayı vermeye çalışıyoruz toplum olarak. Ama kimse bu şoförlerin, bu hakimlerin, bu öğretmenlerin bazısı dayağı hak ediyor demiyor. Bir şoför, bir hakim, bir öğretmen de otobüste mahkemede yada sınıfında öldürülme, hakarete veya fiziksel şiddete maruz kalma korkusu yaşayarak çalışamaz. Bu koşulda çalışmak şoförün sürüş yeteneğini, hakimin karar verme gücünü ve öğretmenin öğrenciyle ilişkisini bozar. Doktorun da doktora yönelik şiddet meselesinin çözümü bulunmazsa etkilenecek kesim kişinin ve toplumun sağlığıdır. Op. Dr. Aynur Dağdemir’e gelen bıçak darbeleri sadece onun kalbine değil, tüm doktorlara gelmiştir, hepimizin sağlığına gelmiştir.

 

Malpraxis ile komplikasyon kavramı arasındaki fark herkes tarafından anlaşılmalıdır. Zedelenmiş hekim hasta ilişkisi düzeltilmelidir. Bunun için hekim çalışma koşulları (ve konumla ilgili olarak doğum ortamları) düzeltilmeli ki hekimin hastasına (gebesine) sunduğu hizmet düzelsin, hastaların, ailelerin doktorların ellerinden geleni yaptıklarına ilişkin tereddütleri olmasın. Hasta hakları ve sorumluluklarının kavranması, gebelerin doğuma hazırlanması için eğitimler, kampanyalar yapılmalı ki doktorlar hastalarına güven duyabilsinler.  Başına bir hastalık ya da ölüm gelen aile,  bir hata ya da ihmal olduğu konusunda şüphesi varsa bunu tıbbi ve hukuki olarak yetkin bir merciye danışabilmeli, malpraxislerin üstü örtülür endişesi yaşamamalı. Mahkemeler de komplikasyonları malpraxis gibi cezalandırmamalı, tıbbi konuları adli vakalar gibi yargılamamalı. Doktorların da hukuka güveni olmalı ve ufak bir hata yada hatası olmasa da bir komplikasyona tanıklık etmek ile bütün ömründe kazandığını kaybetme korkusu yaşayarak kendini savunmaya alıp defansif tıp yapmaya zorlanmamalı.

 

Hukuk ve sağlık sistemindeki aksaklıklarının eseridir bugünkü durum. Şiddet uygulayanla mücadele ile çözülmez. Şiddet uygulama gerekçesi ortadan kaldırılmalı. Bu da hekime güvensizlik ve adaletin sağlanacağına inanmamaktır. Bu nedenle kişi kendince adaleti kendi sağlamaya çalışır. Bu yapılanı asla haklı çıkarmaz ve sebebi ne olursa olsun sonucu ağır ceza almak olmalıdır. Hekime her kim ki en ufak bir hakaret eder ya da el kaldırırsa bunu ağır bir ceza ile ödemezse, hakkı olduğunu düşünür. Zaten hastalarımızı bize karşı şikayet etmeye teşvik ederken bunun bir gün buraya varacağını görmeleri gerekirdi. Sonunda da "canlarını kurtaracağımız kişilerden kendi canımızı nasıl koruruz"u düşünür hale geldik.

 

"Eskiden bir hastama baktığımda  bu hastanın sağlığına tehdit nerde var diye bakardım, şimdi ise aklımdan bu hasta bana ne konuda tehdit olur diye geçiriyorum" demişti bir hocam. Geldiğimiz durum budur. Konu hekimlerin konusu değildir. Halk buna sahip çıkmalıdır.

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    23 Kasım 2015 Pazartesi 20:06

    Hekimlerin dertleri bu kadar güzel ifade edilebilir mi çok teşekkürler Semra hanım Havva Ağargün

    Cevapla

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5505

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3305

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 916

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 561

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2406

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön