Vajeryen olacağına sezaryen olsun!

“Vajeryen” kelimesini ilk Dr. Gülnihal Şarman'dan duydum, duyduğum günden beri de sık sık kullanıyorum. Tabii tıbbi literatürde böyle bir tanım yok. Bu doğuma bakış açımızdaki yanlışlığı vurgulamak için türetilmiş bir kelime. Sezaryen nasıl bebeğin transabdominal olarak (yani annenin karın duvarından geçerek) dünya getirtilme ameliyatı ise, vajeryen de bebeğin transvajinal olarak dışarı çıkartılması operasyonu.



Doğum bir işlem ya da bir operasyon değil, vücudun fizyolojik bir fonksiyonudur.  Kendiliğinden olur. (Bilimsel açıdan ‘involuntary’ yani istemsizdir.) Kalbinize dakikada kaç kere atacağını söyleyemezsiniz, o kendiliğinden atar. Midenizin besinleri nasıl sindireceğine karışamazsınız, o kendiliğinden yediklerinizi karıştırır, enzimler ile küçültür. Rahminize de bebeği nasıl doğuracağını anlatamazsınız, o ve bebeğiniz  karşılıklı uyum sağlayarak doğumu gerçekleştirirler.



Kalbiniz bir sebeple hızlı atıyorsa ve bu kan dolaşımınızı sıkıntıya sokuyorsa ilaçlarla kalbin atış hızını  yavaşlatabilirsiniz. Mideniz ülser nedeniyle delinmiş ise ameliyatla onarılabilir. Doğumda da bir sorun varsa tıbbi teknikler  ya da sezaryenle bebeğin sağ salim doğmasını sağlayabilirsiniz.



Nasıl gereksiz ilaç kullanımı ya da durduk yere ameliyat yapmak sağlıklı vücut işleyişini bozarsa, doğumda da gerekmediği halde suni sancı vermek veya sezaryen yapmak bir şeyleri bozar. Elbette, bir kanama ya da bebeğin beslenememe gibi bir sorunu olduğunda sezaryen ile bebeğe ya da anneye bir şey olmadan  doğumu  gerçekleştirebilirsiniz. Ama her şey yolundayken (belirgin bir engel ya da artmış bir risk yoksa) bebek sezaryenle doğurtulursa, annenin hormonları yeterince işlemediği ve bebek hazır olmadan dışarı alındığı için annede ve bebekte  fiziksel ve psikolojik sorunlar yaşanma ihtimali artar. Çoğu sorun telafi edilebilir ama hem telafi edilemeyenlerin etkisi sürer hem de kendiliğinden olacak şeyleri telafi etmek için uğraşmak yorucudur. Doğuma müdahaleler yalnızca müdahale edilmemesi halinde yaşanacak sorunlar, müdahalenin yaratabileceği sorunlardan daha ciddi ise yapılmalıdır.



Tıbbın ana prensibi muayene ile patolojiyi bulmak, tedavi ile vücuda  tekrar fizyolojik işleyişi kazandırmaktır. Ama bu, tüm dünyada  doğum için unutulmuş durumdadır. Doğum için korku o kadar hakimdir ki, "birşey olacak" korkusu ve "kontrol edebiliriz" düşüncesi ile doğumun her aşamasına müdahale normal bir hal almıştır. Çoğu insan (gebe, ebe, doktor ayırımı yapmadan söylüyorum) doğumun kendiliğinden olan bir olay olduğuna inanmamaktadır. Hastanede olmazsa, ilaçlar ve teknikler olmazsa bebeğin sağlıklı doğması mümkün değilmiş gibi gelmektedir. Anneler kendilerini doğurtacak ebe/hekim aramakta, babaların en büyük kaygısı "ya hastaneye yetişemezsek" olmaktadır. Sağlık ekibi de "doğurtma"ya odaklıdır. Tam açık olunca masaya alınır, çoğu zaman üstten kristeller yapılır (ya da çoğu gebenin kolunda zaten  suni sancı takılıdır), perine yaralanmasın diye epizyotomi yapılır, bebek "çıkartılır". Üstten bas, alttan aç, hızla hedeflediğin sonuca ulaş. Sanki bir ameliyatın aşamaları gibi: Vajeryen ameliyatı!



Halbuki  doğum ne aceleyi ne de zorlamayı sevmez. Doğumun olabilmesi için annenin sessiz, sakin bir ortama, kendine ve doğuma güvenmeye, uygun şekilde desteğe, istediği pozisyonu alabilmeye ihtiyacı var. Tıbbın yapması gereken süreci izlemek, GEREKTİĞİNDE müdahale etmek. Oysa izlemek adına kadını kalabalık ve gürültülü bir odaya alıyoruz. Gerektiğinde kullanılmak üzere yakınlarda tuttuğumuz aletler ve temizlik adına kurduğumuz  ameliyathane benzeri düzen, sürekli bir "tıbbi teknik olmazsa doğuramazsın" hissi ve "her an çocuğuna bir şey olabilir" imajı yaratıyor. Ebelerimiz sayıca yetersiz  olduğundan sürekli birebir destek sağlayamıyoruz, koşullar uygun olmadığından yanına gebenin tanıdığı  kimseyi (hele ki babayı) alamıyoruz. Bebek iyi mi diye elimizde NST var, NST çekilebilmesi için yatakta uzun uzun yatmasını istiyoruz. Doğumhanelerde genelde gebe başına küçücük yer düştüğünden istediği gibi hareket etmesine olanak tanıyamıyoruz. Doğuma yardım edebilmek için de aslında doğurmaya en uygun olmayan pozisyon olan sırt üstü yatmasını istiyoruz. Hatta doğumda mahremiyet en önemli unsur iken bacakları ardına kadar açık vaziyette ve spot ışıklar ve birkaç çift göz kadının en mahrem yerine doğrultulmuş vaziyette doğum yapmasını bekliyoruz. Buna o kadar alışığız, bu o kadar normal ki, başka türlü nasıl olabileceğini aklımız almıyor. 


Tıbbi gözlem ve gerektiği anda müdahale yapmaktan vazgeçmeden doğumun fizyolojisini bozmamak mümkün oysa ki. Bunun mümkün olduğunu ve nasıl yapılabileceğini doğuma hazırlık eğiticisi olma yolunda aldığım eğitimlerde öğrendim ve birkaç senedir uygulama imkanı yaratabildiğim bir hastanede çalışıyorum. Başlangıç için en büyük adım vajeryen ile doğum arasındaki farkı anlamam oldu. Rutin diye bazı müdahaleleri yapmadan, sadece patolojileri tespit etme açısından gerekenleri yaparak doğumları gözlemlemeye başladığımdan beri vücudun ne kadar da mükemmel bir işleyişe sahip olduğuna her doğumda tekrar tekrar şahit oluyorum.



Tıp fakültesinde doktor olarak yetiştiriliyoruz ve olabilecek en kötü senaryolara hazırlıklı olmamız konusunda eğitiliyoruz. Biz doğuma çağırılıyorsak mutlaka bir patoloji vardır. Dolayısıyla biz hangi doğuma gidiyorsak o doğum patolojiktir. Yıllar içinde bu bizde sanki her doğum patolojiktir, her doğumda illaki anne ya da bebek tehlikeye girer hissi oluşturuyor. 


Ebelerin güçlü olduğu yerlerde bu sorun değil. Çünkü ebelerin işi anneye destek olmak, anneye annelik etmektir, güç vermek, koruyup kollamaktır. Bunu tıp fakültesinde öğretmezler.  Doğum fizyolojik işlediği sürece ebenin görev alanıdır. Doktor patoloji varlığında devreye girer, bu nedenle her yerde bir patoloji görmesinde sorun yoktur. Ama dünyanın her yerinde ebelerin çalışma alanı, sorumlulukları ve yetkinlikleri git gide azalıyor, azaltılıyor. Doktordan doğumun tüm idaresi bekleniyor. Ebe sanki sadece doktorun yardımcısı. Bizde performans sistemi tüm sorumluluğu doktora yüklerken, Almanya'da sigorta primleri yükseltilerek ebelerin otonomileri ellerinden alınıyor. Amerika'da ebeler zaten baştan beri çok yoktu, şimdi de sadece doktor yardımcısı olmaları isteniyor. Doğum her yerde medikal bir olay olarak görülüyor ve teknoloji ilerledikçe, ihtiyaç duyanlara tıbbın nasıl etkin yardım edebildiğini gördükçe, "ne kadar tıbbi müdahale, o kadar sağlık doğum" gibi geliyor. Oysa doğumlar her geçen gün  doğum olmaktan çıkıp vajeryen haline geliyor. 



Vajeryen, yani her aşamasına medikal olarak müdahale edilmiş doğumda doğumun fizyolojisi bozulmuş oluyor. Ortam ve korkular yüzünden dalgalar duruyor, suni sancı gerekiyor. Anne korktuğu ve istediği gibi hareket edemediği için ağrısı daha fazla oluyor, epidural ihtiyacı artıyor. Gergin ve hareketsiz annede bebek rotasyonlarını tam yapamıyor, ilerlemeyen eylem gibi patolojiler daha sık görülüyor. Bana göre doğum ne kadar mucizevi bir olay ise vajeryen de o kadar travmatik ve tehlikeli! Eğer vajeryen ve sezaryen arasında tercih yapmam gerekiyorsa açıkçası kendim, yakınlarım ve gebelerim için sezaryeni tercih ederim. Kadın doğumcular arasında yapılan bir çalışmaya göre meslektaşlarımın çoğunluğu  sezaryenin daha iyi bir doğum şekli olduğunu düşünüyorlar. Ancak günde onlarca doğumun olduğu doğumhanelerde, doğru düzgün hizmet verecek koşullar yaratılmaz ve  olabilecek her şeyin sorumluluğu üzerinize atılır iken gerçekten normal, fizyolojik bir doğum görmek imkansız birşey. Gördüğünüz tüm doğumlar vajeryen oluyor. Yapabildiğiniz tek doğum yardımı vajeryen oluyor. Bir doğumun fizyolojisini gözlemleme şansınız kalmıyor. Her vajinal doğum hem gebe için travmatik  hem de sizin için büyük tehlike demek oluyor. Çünkü birşey olduğunda yapmadığınız müdahalelerin hesabı sizden soruluyor.



Vajeryen kelimesini seviyorum çünkü bugün doğumlarımız ile ilgili sorunu çok güzel  özetliyor. Sezaryen mi vajinal doğum mu daha iyi tartışmasında vajinal doğumun kendiliğinden olan ve fizyolojik işleyişi bozulmamış bir doğum mu yoksa medikal olarak bebeği doğurtma operasyonu gibi olan bir doğum mu olduğu büyük önem taşıyor. Çünkü doğum kadının bedeninde hayat bulan bir mucize ve tamamen kendiliğinden olan fizyolojik bir olay. Bu mucizede bir aksaklık olması durumunda kullanarak hayat kurtaracağımız teknikleri herhangi bir sorun yokken de kullandığımızda, hatta kullanmamamız halinde doğumun gerçekleşeceğine bile inanmadığımızda bebeğin dünyaya gelişine tıbbi bir operasyon gibi yaklaşmaya başlıyoruz. Bebek bir operasyon ile dünyaya gelecekse de bunun temiz bir karın kesisi ile olması tabii ki pelvis kemiklerinden oluşan bir kanal içinden geçirilerek olmasından iyidir. Sezaryen vajeryenden daha basit, daha güvenli, daha az travmatik bir operasyondur. Eğer sezaryen oranlarını düşürmek demek vajeryen oranlarını yükseltmek demekse ben buna karşıyım. Zaten düşürememe sebebimizin başında bu yatıyor. Kimse kendisi için vajeryen istemiyor, hiçbir doktor hastasına vajeryen yaşatmak istemiyor. Oysa doğum ile vajeryen arasındaki farkı görebilsek  doğuma onun fizyolojisini bozmadan yaklaşabilmek için gerekli ortamları oluşturmak için çalışmaya başlayabiliriz. İhtiyacımız olan mahremiyeti koruyan gebenin istediği gibi hareket etmesine imkan sağlayan  fiziksel koşullara sahip doğumhaneler, birebir desteği sağlayabilecek kadar yeterli sayıda istihdam edilmiş ebeler ve gebe ve ailelerin bilinçlendirilmesi için kaliteli eğitimler. Bugünkü kısır döngüden çıkmamızın tek yolu bu. 

Facebook Yorumları
Yorumlar
15
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    09 Kasım 2017 Perşembe 09:54

    Muhteşem bir yazı bahsettiğiniz vejeryen ı yasadigim icin suanki bebeğimi sezaryen ile dünyaya getirmek istiyorum

    Cevapla
  •  
    19 Nisan 2017 Çarşamba 10:43

    Harika bir yazı. Ne kadar da güzel anlatmışsınız ellerinize saglık. Bu bakış açısının ülkemizde yerleşmesini ümit ediyorum, o zaman dogal ve kolay dogumlar olacaktır inşallah.

    Cevapla
  •  
    28 Kasım 2015 Cumartesi 22:32

    Muhtesem bir yazi! Ellerinize saglik...

    Cevapla
  •  
    27 Kasım 2015 Cuma 08:44

    Herşeye rağmen buna da şükür diyelim normal doğum varken sezeryanı hiç kabul edilmemeli.evet şartlar değişebilir ama sadece eleştirmiş Nasıl olması gerektiğini yazmamışsınız,mesela yatarak olmayacaksa Nasıl doğurmalıyız kimse bunu bilmiyor ki büyük annelerimiz bile böyle doğurmuş,

    Cevapla
  •  
    11 Kasım 2015 Çarşamba 12:47

    Vajeryendense sezaryen tercih ederim derken doğuma bir operasyon gibi yaklaşmanın ne kadar travmatik ve tehlikeli olduğunu vurgulamak istedim. Vajinal doğumun tek faydası bebeğin vajinal yolla doğması ise, gerisi anneye tamamen bir işkence olacaksa olmaz olsun! Doğum bu değil! Doğuma imkan tanımak lazım. Yoksa sezaryen oranının düşmesini beklemek hayal olur.

    Cevapla
  •  
    11 Kasım 2015 Çarşamba 09:36

    Ayrıca doğum kanalındaki baskı ile ciğerlerin kendi boşalması veya sezaryen sonrası miniklerin ağzından boru sokarak nefeslerinin açılması farklı tecrübeler. Normal doğum ve sezaryen sırasında göbek kordonundan alınan örneklerdeki hormonlar da farklıymı, bu konuda araştırmalar var.

    Cevapla
  •  
    11 Kasım 2015 Çarşamba 09:33

    Vajinal doğumun her halükarda sezaryene göre tercih edilesi olduğunu düşünüyorum. Bir kere doğum kanalından geçmek indirgenesi bir olay değil, bebeklerin bakteri ve mikroplarla ilk kontrollü karşılaşması diye biliyorum. Normal doğan bebeklerde alerji ve hastalıklar sezaryenlilere göre az deniyor.

    Cevapla
  •  
    10 Kasım 2015 Salı 17:51

    Çok güzel bir yazı Teşekkürler yazının her bir cümlesine katılıyorum

    Cevapla
  •  
    09 Kasım 2015 Pazartesi 23:48

    Hangi hastanede calisiyorsunuz acaba?

    Cevapla
  •  
    09 Kasım 2015 Pazartesi 19:56

    ben sanırım "doğum" yapabilmiş şanslı azınlıktanım. gerçi sadece şans değil, bunun için bir gebe olarak doğumdan önce fazlaca hazırlık yapmam gerekti. doktoru buna göre seçtim, hastaneyi doktorun önerdiklerinden seçtim, 6 hafta gebe eğitimine gittim, eşimi gebe eğitimine götürdüm ve doğumda yanıma alabildim. bütün bu hazırlıklar sonucunda müdahalesiz bir doğum gerçekleştirdim. sadece ıkınma aşamasında bebeğin kafası 5 denemede bir türlü çıkamadığı için sonunda epizyotomi yaptık :d ülkemizde de oluyor işte,siz de yapıyormuşsunuz ama şartları zorlamak gerekiyor ve biraz da imkan.

    Cevapla

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 5165

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 3157

  • Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av. Aybike Şatır Oskay anlatıyor.
    Şiddete maruz kalan kadın ne yapmalı? Av....

    Süresi : 33:33 İzlenme : 852

  • Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi
    Türkiye'de eğitim ve öğretmenlerin eğitimi

    Süresi : 35:31 İzlenme : 547

  • Anne Bebek Nefes Çalışması...
    Anne Bebek Nefes Çalışması...

    Süresi : 14:15 İzlenme : 2402

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön