Hayatımızdaki eşzamanlılıklar

Merhaba Sevgili Kardeşim,


Nasıl gidiyor hayat? Nelerle vaktini geçiriyorsun bu aralar? Ben bu hafta kendimi eşzamanlılıklara açtım. Nedir bu “eşzamanlılık” diyorsun, duyuyorum. Psikolojiden, kuantum fiziğine kadar birçok alanda karşıma çıktı bu kavram yıllar boyu. Anlatması, rasyonel bir zemine çekilmeye çalışılması zor. O yüzden de akla mantığa bürümekten ise kalbine hoş gelecek şekilde anlatmaya çalışmak olacak benimkisi. Hem de en yalın haliyle…Umarım başarabilirim. Senden inancından bağımsız olarak, kullandığım kavramlara takılmayıp, sözlerimin enerjisine yani hissettirdiklerine odaklanmanı rica ediyorum.[1]


Bu kavramı bilen kardeşlere de kendi deneyimlerim üzerinden inanç aşılamak istiyor, onları kendi eşzamanlılıklarını tekrar keşfe çağırıyorum.


Carl Gustav Jung’a göre iki ayrı olayın birbirleriyle bağlantılı bir biçimde aynı anda gerçekleşmesi, incelenmesi gereken bir fenomendi. Nedensellik ilkesiyle açıklanamayan şeyler, analitik psikolojinin kurucusu bu ünlü psikiyatr için kendine rağmen bir meydan okuma diye düşünmüşümdür hep. Çünkü analitik psikoloji büyük oranda, sonuçları elle tutulur nedenlere dayandırmaya çalışır. Oysa eşzamanlılık, mekân ve zamanı aşarak bizi şaşırtır. “Allah Allah nasıl oldu bu iş?” dedirtir.


Örneğin aranızda yıllar ve kıtalar olan bir arkadaşınızı düşünürsünüz, bir anda sizi arayıverir. Rüyanızda yepyeni bir çanta aldığınızı görürsünüz, o gün size hediye edilir. Doktor arayışındasınızdır, yakınınız arar bir doktoru çok metheder. Kitap okurken karşınıza bir kavram çıkar, ilginizi çeker ve sonra onunla girdiğiniz rezonans enerjisiyle önünüze durmadan bu kavram çıkar. Bu konular algıda seçicilikle açıklanamayacak kadar garip şekilde tezahür edebilir. Ve biz ne hikmetse hepsine “bak şu tesadüfe” deriz kardeşim.


Halbuki, evrende tesadüf diye bir şey yoktur.


Önümüze sunulanlar evrenin fırsatlarıdır. Büyük oranda biz yaratmışızdır bunları. Oluşumları için gerekli olan enerjinin yakıtı içimizdeki niyet bütünlüğünden gelir.


Aslında herkes bilir; niyet sarih ise çok yakın zamanda kendini tesadüf gibi görünen birçok olayla görünür de eder. Biz de “çok şükür yarabbi, rüyalarım gerçek oldu” deriz.



Peki niyetin sarih olması ne demektir? Eşzamanlılıkla ne alakası var?

Canım kardeşim dünya hayatını çoğu zaman arzu ve isteklerimizin güdümünde yaşıyoruz. Onlara göre deneyimlere giriyor ve tekâmül etmeye çalışıyoruz. Bunun için buradayız, biliyorsun. Peki dünya hayatı, sadece bireysel isteklerimiz güdümünde tek bir denklemden oluşuyor olabilir mi sence? Yaradan bu koskoca kâinatı, tüm mükemmelliğiyle bir tek senin ya da benim arzularımızı gerçeklememiz için mi yarattı?


Ya da şöyle sorayım; gördüğün her şeyle olan ilişkin, bir tek senin iyi olmanla ayakta kalabilir mi? Dünyanın bir dengesi var. Her an yıkılıp, tekrar kurulan, yarattıklarımızla yenilenen bir denge… (Her ne kadar bugünlerde bu dengenin alt üst olduğunu düşünsem de illüzyona kapıldığımı anlayıp, O’na ve OL’ana teslim oluyorum)


Ne kadar büyük bir DENGE… Ne çok bilinmeyenli bir denklem olduğunu düşündükçe benim tüm bu yaratım karşısındaki hayranlığım artıyor. Ya sen? Sen ne hissediyorsun düşününce?


Şimdi gelelim zaman ve mekân parametrelerine.


İki boyut dünyasında, dualiteyi yani zıtlığı deneyimlemeye buraya gelmiş biz insan varlıkları için, içine düştüğümüz ayrılığı, kaynaktan kopuşu belirginleştirmeye yarayan bu iki kavramın aslında Yaradan için olmadığını düşündüğünde nasıl hissedersin? Soruyorum sana. Zamansız ve mekânsız bir varoluşu temsil eden Yaradan, tüm mekanlarda, tüm zamanlarda hareket edip var olabiliyorken eşzamanlılık denen fenomen onun için sadece bir DENGE meselesi değildir de nedir?


Einstein’ın görecelilik teorisine göre, eşzamanlılık evrensel bir mefhum değil, gözlemciye ait bir yorumdur. Çünkü bir referans sisteminde eşzamanlı olan iki olay genel olarak birinciye göre hareketli olan ikinci bir sistemde eşzamanlı değildirler.[2]


Bu yanıyla da aslında Eşzamanlılık İlkesi; etki ve tepkinin, zaman ve mekân algımızın çok daha ötesinde gerçekleştiğinin göstergesidir. Yani Yaradan’ın öz yaratımıdır benim gözümde. Çünkü ancak zamanı aşan bir güç, bu şekilde bütünsel bir uyumluluğa hâkim olabilir. Yaradan’la yani evrenle (makro evren) paralel bir yaratımda olan her insan da (her mikro evren), yasa gereği realitesini yaratabilir.


Ezcümle, kendimizin ve bütünün hayrına bir niyetteysek kardeşim, tüm evren onu gerçekleştirmek için iş birliği yapar. Evrenle uyumlu akmak gerekir böyle anları yakalayabilmek için. Arzularımızın gerçekleşmesi için ilişkide olacağımız insanlar, birlikte yaratacağımız sistemler bütünü ve bundan etkilenecek her şeyin uyumda olması esastır. Bunu gözeten koskoca mükemmel bir mekanizma vardır büyük gizemin elinde. İşte oralara tam olarak aklımız ermez ama inanabiliriz kardeşim. Olan her şeyin, olması gerektiği gibi olduğuna…Yaradan’ın bizim görebildiğimizden daha büyük resimde bizi kollayıp, gözettiğine ve her şeyin sevgiyle sonsuzluğa doğru aktığına…


İşte burada da zaman ve sabır faktörü devreye giriyor. Gerçekleşmeyen niyetlerimiz için çoğumuz vazgeçmeyi seçeriz. Ama kader programı tam da orada devreye girer. Vazgeçmeyip, inanmaya devam edenler, kaderlerini izin verildiği ölçüde değiştirebilenlerimiz olurlar.


Aslında ben de ne zaman akışa bırakmalı, olmuyorsa vazgeçmeli, ne zaman sonuna kadar asılmalı konularında zaman zaman sıkışıklıklar yaşıyordum kardeşim. İnancımı hiç kaybetmesem de “bazı şeyler olmuyorsa benim hayrımadır” diye düşünüp motivasyonumu kaybedebiliyordum. Ne zaman ki emek ve çaba arasındaki farkı çözdüm ne zamanki zorlanarak çabalamaktan ziyade akılcı emekler ortaya koymayı seçtim, o gün bugündür her şey biraz daha kolay. Hayat muhteşemlikle, kolaylıkla ve neşeyle akabiliyormuş. Bu konuyu da şurada yazdım...


Artık her şey biraz daha ilahi zamanla akıyor benim kendi mikro evrenimde. İşaretleri okuyorum. Gerektiğinde akıllıca çalışıyorum. Sezgilerim ön planda. Çalışmadığım zamanlardan dolayı pişmanlık duymayı bıraktım. İlhamla dolabileceğim harika dinlenme zamanları açıyorum kendime. Tabii elimin altında her çalışma alanım için ayrı bir defter her zaman duruyor. Ya da teknolojiden faydalanıp telefona kaydediyorum aklıma gelenleri.



Buralara gelmek pek kolay olmadı, itiraf etmeliyim. Ama kendime emek vermeyi seçtiğim için kendim ve senin adına çok gururluyum kardeşim. Benim deneyimim senin deneyimin, hepimizin deneyimi.


De ki, Nihan yapabilmişse, ben neden bu alanı kendim için açmayayım ki? Her zamanki gibi, çalışılması gereken güçlü soruların aşağıda:

  • Para kazanma kaygım olmasa ne yapmaktan keyif alırdım?

  • Hem üretip hem faydalı olabileceğim hangi yeteneklerim var?

  • En derin niyetim nedir? (Burası hayat amacı çalışmalarını derinlemesine yapmış olmayı gerektiriyor)

  • Bu niyetlere zaman açabilmek için hayatıma hangi etkili alışkanlıkları çekebilirim?

  • Asıl ihtiyacım ne?

Buralara bakmaya başlayınca hayatına eşzamanlılıkların bir bir nasıl da aktığını fark edeceksin kardeşim. Emin ol, yaradan senden ve benden açığa çıkmak istiyor. O yüzden yaratıcılık içeren işler bu denli keyifli, anda hissettiriyor. Ellerini kullandığın işleri daha fazla hayatına çekebilirsen hayatının nasıl da gelişip değiştiğini fark edeceksin? Büyük büyük hayallerin olabilir. Hiç sakıncası yok. Düşle yeter ki. Sonra nasıl başlaman gerektiğine odaklan ve akılcı emeğini, kalbini ortaya koy. Bu niyet senin ve bütünün hayrına olsun. Yolda karşına çıkan eşzamanlılıkları fark et ve şükret onlar için. Şükrettikçe onların da sayısı artıyor. Ve hatta evrenin zamanıyla akmanın konforunu, güzelliğini yaşıyorsun kardeşim. Akşamdan sabaha bir şeyler jet hızıyla değişmeyebilir ama sen küçük değişimleri ne kadar çok fark edersen, kendine ve evrenin sonsuz gücüne güvenirsen o kadar kutsanacaksın, inan bana.


Seni seviyorum kardeşim,

İhtiyacın olan eşzamanlılıkla yazımın sana ulaşması dileklerimle,

Kardeşin Nihan


[1] Yaratıcı, Yaradan, Kaynak, Tanrı, Allah, Evren vb. birçok kelimeyi bilerek her inançtan insanı kapsayabilmek için kullanıyorum. ÖZ’de anlatmaya çalıştığım biz insan varlıklarının geldiği o TEK, her şeye kadir BÜYÜK GİZEM. Dini inançlardaki farklılıklar kardeşliğimizi, buluştuğumuz ÖZ’deki sevgiyi etkileyemez.

[2] https://www.muhendisbeyinler.net/eszamanlilik-ve-zamanin-goreliligi/

[3] Mümkün Dergi için bu konuda bir yazı gönderdim, “HTHAyat’taki bu yazım yayınlanmadan yayınlanmasına niyet ettim, bakalım bir eşzamanlılık yaşabilecek miyiz?” diye evrene sormuştum. Bu yazı yayınlanmadan Mümkün Dergi’deki yazı 2 gün önce yayınlandı ve ben linki sizinle paylaşabiliyorum.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.