Söz, sahibine sorumluluk yükler

“Bizler güçlü kadınlarız. Zor kadınlarız. Karakterli kadınlarız. O yüzden ilişkilerimiz zora giriyor” diyor. Hassas bir durum. Onun kendiyle ilgili inançlarını “yanlış” olarak nitelemeden durumdan kendimi sıyırmam gerekiyor. Çünkü aynı fikirde değilim. Beceriyorum galiba.

 

“Güçlü” kadını, “zor” kadın olarak tanımlayınca, bunu da “karakterli” olmaya bağlayınca işler zorlaşıyor. Oradan yürümeyen ilişkilere atlayınca da iyice içinden çıkılmaz bir hâle geliyor.

 

Hepimizin beğendiği, sevdiği, kendine yakıştırdığı, elbise gibi alıp giydiği ve çıkarmaya yanaşmadığı sıfatlar var.

 

Şefle sorunumuz, lafımızı esirgemememizdendir meselâ:

“Ben tabii Doğrucu Davut, yüzüne pat pat söylüyorum her şeyi!”

 

Müdürün arası bazılarıyla daha iyiyse hemen “adil” olmaktan bahis açarız:

“Benim haksızlığa hiç tahammülüm yoktur.”

 

Kendimizle baş başa kalmaktan kaçmayı enerji fazlasına yorarız:

“Ben hiperaktifim.”

 

Herkese kusur bulma alışkanlığımıza takacak kulpumuz hazırdır:

“Ben gerçekçiyim.” 

 

Aslında biliyoruz, Doğrucu Davut filan değiliz, işimize gelince gayet güzel susuyoruz. Arası diğerleriyle iyi olan yöneticininkileri dillendiriyoruz ama, bizi seven öteki müdürün yaptığı haksızlıklara pek güzel tahammül ediyoruz. Hiperaktif olduğumuzu söylerken, gayet tabii bunun koyulmuş tıbbi bir tanı, dolayısıyla gerçek olmadığının bilincindeyiz. Ve sevdiğimiz için torpil geçtiğimiz biriyle ilgili gerçekleri gayet güzel yok sayma yeteneğine sahibiz.

 

Belki farkında değiliz, fakat bu beğendiğimiz, kendimize yakıştırdığımız sıfatlarla çemberin çevresinde durmadan döner gibi, döne döne yaşadığımız sorunlar arasında bir bağ var.

 

Bir kadın “karakterli” olmanın yolunun “zor kişi” olmaktan geçtiğine inandıkça, bu düşünceyi sevdikçe, ilişkilerinde huzur bulma şansı yok. Çünkü karakterini ispatlamak için, o zorluğu karşısındakine yaşatmak zorunda.

 

Başkalarının söyleyemediğini söyleyebildiğine, yani cesur olduğuna inanan kimse, bunu kanıtlamak için, girdiği her ortamda cesur ataklar yapmak, yani meydan okuyacağı figürler seçmek durumunda. Meydan okudukça da sonuçlarına katlanmak zorunda.

 

Hiperaktifliğin bazı gerekleri var. Çok gezmek, çok kişiyle oturup kalkmak, çok konuşmak, çok dans etmek, çok telefonla konuşmak, çok hızlı düşünmek, konudan konuya atlamak, hiç yerinde durmamak gibi. Bu gerekleri yerine getirmenin de sonuçları var. Hep yorgun hissetmek, hiç kendine ayıracak vakit kalmaması ve bundan hep şikâyet etmek gibi.

 

Kimi sıfatları kendine uygun görüp yüksek sesle söylemenin, başkalarında doğal bir beklenti yarattığını, buna uygun davranmadığımızda itibarımızın zedeleneceğini de unutmamakta fayda var.

 

Haksızlığa tahammülü olmadığını iddia eden kişiden, söylediğine uygun biçimde davranması beklenir. Ortada bir adaletsizlik belirdiğinde gözler bu yüzden başka birine değil, ona çevrilir. Söz, sahibine sorumluluk yükler. Eğer sözlerine uygun bir tavır sergilemezse ağır eleştiriler duymaya hazır olmalıdır.

 

Bir tür hafif hastalık sayılabilecek başkalarını eleştirme alışkanlığını aklamak için gerçekçiliğe sığınan kimsenin akıbeti de, haksızlığa tahammülü olmayanınkine benzer biraz. Sustuğu ilk yanlışta şöyle derler: “Hani sen gerçekçiydin?”

 

Kıssadan hisse: Kendimize seçtiğimiz sıfatları haklı çıkaracak biçimde davranmaya çalışırız. Başkaları da bizden bu sıfatlara uygun biçimde davranmamızı bekler. Ve bu sıfatlar, kuş kafesinden farksızdır, bizi içine hapseder.

 

Oysaki yeni sıfatlar seçme hakkımız saklıdır. Yeter ki bizi huzura erdiren sıfatlar olsun.

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    23 Temmuz 2019 Salı 14:31

    Belki de kendimize seçtiğimiz sıfatları sesli dile getirmemek en doğrusu. Size katılıyorum. Bunlar bize değişme hakkı bırakmaz. bizi hapseder ve altında ezilip kalırız. Harika bir yazı yazmışsınız yine . teşekkürler.

    Cevapla
  •  
    20 Temmuz 2019 Cumartesi 15:52

    Bazen maalesef cikarlarimiz karsisinda ;kabul etmem ;cok kizarim.vs.gibi davranisi olanlara goz yymuyor ses cikarmiyoruz .

    Cevapla

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : 00:30 İzlenme : 26807

  • Bebekler hakkında ilginç bilgiler
    Bebekler hakkında ilginç bilgiler

    Süresi : 01:01 İzlenme : 8506

  • Dövme nasıl yapılır?
    Dövme nasıl yapılır?

    Süresi : 01:38 İzlenme : 5174

  • Doğal sivrisinek kovucu nasıl yapılır?
    Doğal sivrisinek kovucu nasıl yapılır?

    Süresi : 00:54 İzlenme : 6584

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön