1970'lerin başında, benim çocukluğumda bir kişinin çalışıyor olması tüm aileyi geçindirmek için yeterliydi. Annem yine de yarı zamanlı çalıştı, babam da tam zamanlı. Annem akşam 16:00 - 20:00 vardiyası için işe giderken beni ve benden 2 yaş küçük kardeşimi, 8 yaşındaki ablama emanet ederdi. Böylece ablam bu 1 saatlik ebeveynsiz boşlukta bize bakıcılık yapmak zorunda kalırdı. Sabah saat 06:00'da işe giden babam da akşam 17:00'de eve dönerdi.



4 çocuğu olan ailemin bizlere hem maddi hem de manevi anlamda bu kadar zor şartlar altında bakmaya çalışmaları dünyanın en meşakkatli işiymiş. Bunu çocuklarım olunca çok daha iyi anladım. Hepimiz peş peşe devlet okuluna başladıktan kısa bir süre sonra annem işten çıkarıldı ve sonrada bir daha çalışmadı. Babam da 30 küsur yıl çalıştığı firmadan emekli oldu.


Zaman ve şartlar değişmiş olsa da günümüzde de geçmişteki gibi ailelerin yaşantıları genel olarak ev, iş ve okul üçgeni etrafında şekil alıyor. Ancak modern şehir hayatının dinamikleri eskisine göre daha farklı. İş hayatı çok daha yoğun, stresli, rekabet çok, paranın alım gücü sürekli değişmekte. Sosyoekonomik parametreler sadece yerel olarak değil her an global olarak hızlıca büyüyüp küçülmekte. Dünyanın bir ucunda olup biten bir şey, bizi de dalga dalga etkilemekte.



Bizim ve çocuklarımızın ihtiyaç ve istekleri yaşam şeklimize orantılı olarak benim ebeveynlerimin yaşadığı dönem göre çok daha lükse giriyor çünkü normlar değişti. Belki de olanaklarımız ve hayattan beklentilerimiz de eskisine göre daha fazla. Bazen bir kişinin çalışması yetmiyor. Her iki ebeveynin de tam zamanlı çalışması kaçınılmaz oluyor. Bizde tam zamanlı bir kişi çalışıyor, bu da iyi ve doyumlu bir hayat yaşamamız için şu an için yeterli kaynakları sağlıyor.


İkimiz de çalışıyor olsaydık, çocuklarımızın ihtiyaçlarına cevap veremezdik, bu sebeple de biz işimizi değil ama yaşadığımız yeri değiştirdik. Çevre şartlarını değiştirmek de yeni bir başlangıç için bazen gerekli ve hatta elzem.


Bizler ekonomik anlamda özgür olmak kendi ayaklarımız üzerinde durmak ve belki yarın öbür gün bir aile kurabilmek için eğitim almanın şart olduğu gerçeği ile büyütüldük. Genelde bunun için okula gidilir, çünkü ileride meslek sahibi olmamız gerekli. Sonra belki üniversite de okuyabiliriz. Çünkü daha iyi bir eğitim almak demek, daha yüksek statüde iyi bir iş bulmak ve daha fazla para kazanmak demek. Hayat planımız böylece lineer bir çizgide dümdüz akıp gider.


İş, evlilik derken tüm taşlar yerine oturuyor ve çocuklarımız olur.


Ve tıpkı kendi anne ve babalarımız gibi biz de onlar için en iyisini yapmaya çalışıp çabalıyoruz.

Biz ofislerde çalışırken, onlar da binalarda okula gidiyorlar. Çünkü iyi bir hayat standartı sağlamak ve çocukların da iyi birer okulda okumaları için para kazanmak gerekiyor. Bu döngü böyle hep sürüp gidiyor.



Bazen de kimse bir yere gitmiyor.


Ebeveynler evden çalışıyor tıpkı şimdi evlerinde milyonlarca zorunlu inziva yaşamakta olan insanlar gibi. Okul da eve geliyor ve evden uzaktan eğitim olarak devam ediyor. Zorunlu homeofis ve homeschooling bir anda bir günde dünyanın her yerinde uygulanabilir oluyor.


Örnegin; Almanya'nın Milli Egitim Bakanı homeschooling kelimesini cımbızla bile eline almazken verdiği demeçlerde her gün nerdeyse on kere homeschooling diyebiliyor.



Sanki ütopik bir film senaryosunun içindeymişiz gibi ama aslında şu an tam da gerçeğimiz bu. Uzaktan eğitim devlet kontrolünde olduğu için de dünyanın en normal en sıradan şeyiymiş gibi hemen kabul görmesine ne demeli. Resmî bir kurumun idaresinde uygulanıyor olması ne de olsa güven telkin ediyor, yanlış bir şey yapmıyoruz her şey kontrol altında hissi veriyor ve en önemlisi herkes yapıyor. Yani doğru taraftasınız, tek başına homeschooling yapılmaz zaten değil mi? Ya hep ya hiç!


Uzaktan eğitim başka bir yazının konusu olsun şimdilik bu konuya girmeyeyim.


Bugün şöyle bir soru aldım özelden. Ve bu yazıyı yazmama da vesile olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.


Soru şu:

Peki her iki ebeveynin de çalıştığı bir ortamda aile okulsuzluk yapabilir mi? Bu yaptığınız işe ve işin esnekliğine mi bağlı olur?


Bu konuyla ilgili ben de birkaç gündür fiziksel mesafemi koruyarak pek çok arkadaşımla ya sosyal medya üzerinden yazışıyor ya da telefonla konuşuyorum. Bir çoğu işlerini evden yürütülebildiklerini, uzaktan eğitimin gayet sürdürülebilir olduğunu ve bu sayede evlerinde (tıpkı bizim gibi) bir sürü birikmiş işlerini halledebildiklerini söylüyorlar.



Bu durum elbette büyük çoğunluk için geçerli olmayabilir. Bu sebepten ötürü şu anda olayın pozitif yönünü görerek zamanı anlamlı ve en iyi şekilde değerlendirenler kadar bunu deneyimlemek zorunda kalanların tercih edebilme şansları olsa, okulsuzluğu asla tercih etmeyecek olanlar da var elbette.



Dolaysıyla homeschooling/uzaktan eğitim, unschooling her ne demek isterseniz onu deyin, bu duruma hür iradenizle mi karar verdiniz? Yoksa bir zorunluluk olduğu için mi yapıyorsunuz? Özgürce karar verebilme şansınız olsa yine de okulsuzluğu tercih eder misiniz? Ve neden ederdiniz? Gibi sorular üzerinde düşünmeye değer, diye düşünüyorum.


Çünkü doğrusunu söylemek gerekirse zorunlu olarak homeschooling yapmanın, çocuğu zorunlu olarak okula göndermekten hiçbir farkı yok.


Yani işin özüne ters düşüyor. Çünkü bu durum şu anda sadece geçici bir süreliğine istem dışı katlandığınız bir durum hepsi bu.


Soru "Okulsuz bir aile olabilmek için her iki ebeveynin çalışması mı yoksa bir ebeveynin çalışması yeterli olur mu?"nun cevabı ise sizin yaşam standartınız ve geliriniz kadar, hayalinizdeki okulsuz yaşam ve çocuklarınızın ihtiyaçlarını nasıl karşılamayı ve aile hayatınızı sekteye uğratmadan nasıl bir ortamda yaşantınızı organize etmeyi düşündüğünüz belirler.


O nedenle mevcut şartları değiştirmeden, bir şeylerden vazgeçmeden, yeni bir şey için hayatınızda yer açmadan, hayatınızdaki hiçbir taşı yerinden oynatmadan, belki de işinizi değiştirmeden, belki de başka bir yere taşınmadan, aslında okulsuzluk yapmış olmuyorsunuz.


Meselenin özü, mevcut hayatınızı değiştirmek isteyip istememekte yatıyor, Shakespeare'in dediği gibi, olmak veya olmamak tüm mesele bu gerisi teferruat.



Önceki bölümler...

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.