Gizli bir telefonu varmış...

Merhaba Yeşim Hanım, ben 10 senedir evliyim ve 15 senedir eşimle beraberim. Biz çok severek evlendik. Yıllarca bazı konularda eksilerden başladığımız için ev, mobilya, araba derken zorlu bir süreçten beraber geçtik. 7 yaşında bir oğlumuz var. İş hayatında eşim kendini geliştirdi, ben de üniversiteyi bitirdim, güzel işlere başlattık. İsteyerek 2. çocuğu planladık. Allahım bize iki tane kız çocuğu nasip etti. Şuan 9 aylıklar. Evi taşıdık, yeni mobilyalar aldık. Ben doğum yaptıktan 2 hafta sonra eşim iş yerinde bir genç bayanla tanışıyor. Başta evli olduğunu söylediği halde o ilişki başlıyor, aradan dört ay geçtikten sonra ben şansa yakaladım. İlk başta bana uzakta yaşayan, telefonla konuşan biri olarak anlattı. Çok yıkıldım, inanamadım. Eşimle kavgamız yok, cinsel hayatımız iyi. Gece sarılmadan uyumayız. Bana böyle bir durumum olduğumu hiç hissettirmedi ki çok iyi tanıyorum ve akıllı bir insanım. Sonra bana bu işin peşine gitme daha çok üzülürsün dedi. Bir yandan araştırıp öte yandan inanmaya çalıştım. Bir hafta sonra arabada gizli telefonu fark ettim. Ben kendi telefonunda yakalayınca telefon almışlar. Şifreyi vermedi ama kaldırdım mesajları okudum. Sonra ben o an belki hata yaptım, mantığımı kullanmadan ayrılacaksın dedim yoksa ben gidiyorum. Sonra tamam, ayrılıyorum dedi. İki gün sonra işten dönüşe geldi ve bitti artık, için rahat olsun dedi. Ama aramız soğudu, ben inanamıyordum hala. Bir yandan kendime daha fazla bakım yapmaya başladım, başka şekilde oyalanmaya çalıştım. Aradan üç hafta geçti. Dedim ya benim inanmam lazım ya da bitmesi lazım sürekli takip ve güvensizlik olmaz. Artık gözümü açtığım için bana telefon açarken işten anlayabiliyordum yalan var mı yok mu diye. Bir gün aradı kamyonları yıkamam lazım, çok sıra var, istersen görüntülü arayayım dedi. O sıra çocuklarla yürüşteydim. Dedim sen isteyince değil ben isteyince açalım. 10 dakika sonra aradım, açmadı. Çocukları arabaya bindirip gittim. Şansa karşıma çıktı, kamyonun içinde kız yanında. Ağladım, bağırdım, yıkıldım. Çok tarifi olamayan acı bir duygu. Eve geldik. Aradan üç gün geçti. Oturdu benimle konuştu, olayları anlattı nasıl başladı, nasıl gelişti... Kıza çok yalan anlatmış, aramızın iyi olduğu halde iyi değil demiş ki elinde tutsun diye. Sonradan onun kalbini kırmadan bitsin istemiş. Anlayışla ağlayıp dinlemeye çalıştım, dedim bitsin. Kendi ayaklarımın üstünde duran, çalışan başarılı bir insanım. Tekrar gitti, bitti dedi. Bana çok daha iyi davranmalar falan derken. Bir daha yakaladım. Bu sefer tekrar aynı muhabbet yemin etti, bitti dedi. 2 hafta görüşmediler, konuşmadılar. Bu sefer eşimin telefonuna program yükledim. Eşim telefonda unutmamın ilacı yok dedi, ben eşimden ayrılmam, o bana kötü bir şey yapmadı, her şeyin fazlasını yaptı dedi, üç çocukla kolay değil gibisinden. Kıza ben de seni seviyorum ama bırakabilir miyim tarihi yok dedi. Kız bu şartlarda kabul etti. Eşim ile bir yandan biz de konuştuk tatile gideceğiz ve tatilden sonra işi bırakacak, başka yerde başlayacak. Ona da Türkiye’ye gidip babamla konuşacağım belki başarırım, yaza kadar bekle diyor. Babasının haberi bile yok ama sanki varmış gibi anlatıyor. Babasından çok korkuyor. Şu an ben bildiğim halde bilmemezlikten geliyorum. Hafta sonları hep evde çıkmıyor, işten vaktinde geliyor. Geçen sohbet ederken hiç ayrı kalmadığımızı fark ettik. Ben de emin olayım ben bol bol giderim dedim. Eşim bana sensizliği bilmiyorum dedi. Ertesi gün boyunca açamadım telefonları, çarşıya gittim. Geldiğimde baya panik yapmış. Kıza da acaba öğrendi mi, çok kötü olur, nereye gitti, hiç öyle şeyler yapmaz dedi. Geldiğimde sadece bu sana bir uyarı olsun bir daha yakalarsam çocuklarımı alıp giderim o zaman bizsiz olmayı çok iyi öğrenirsin dedim gülerek kızdırmadan. Şu an nasıl ilerlerim bilmiyorum. Aslında ayrılmak istemiyorum, çocuklarımız var, onların babalarına ihtiyacı var. Ve kavga dolu bir evde büyümüyorlar. Görenler ne güzel örnek aile diyecek bir ailede büyüyorlar. Her fikre açık olduğum için sizin fikirlerinize açığım, verebileceğiniz tecrübeleriniz tavsiyeleriz için şimdiden çok teşekkür ederim.


Yeşim Tijen'in cevabı:


Sen De Mi Brütüs

Deyyus derdin sevdiğini bırakıp gidenlere ,

Bunların özleri başka sözleri başka ,

Ya şimdi?

Sen de mi deyyussun?

Söylesene Brütüs?

Yeşim Tijen


Merhaba sevgili okurum, aldatılmayla ilgili her hangi bir konu olduğunda Şener Şen ile Perran Kutman’ın bir filmi gözümün önüne gelir. Harika bir filmdi. Perran Kutman kendisini her fırsatta aldatan kocasını sonunda oğluyla birlikte kocasının olduğu yere giderek kadınla basmayı başarır, gördüğü manzara karşısında dayanamaz ve oğluna dönüp “Tükür oğlum babanın suratına!” der. İşte en sevdiğim sahne buydu, çünkü aldatan erkek bu sahneyi hak eder. Kadınlar yıllarca kendine sahip olur, kimseye bakmazken; erkekler, erkektir yapar, elinin kiridir zihniyetinin dürtüsüyle bir kadın gördüler mi kendilerine sahip olmazlar. Tabi onlar erkek(!) O zaman evlenmeyeceksiniz beyler! Hayat bir tek erkeklere mi güzel olacak? Neyse sinirlenmemeliyiz, filme dönelim en iyisi. Çocuk babasıyla ilgili gördüklerine şaşırıp ne yapacağını bilemese de annesini şaşkın şaşkın dinlemek zorunda kalır. Ona göre de babası bu yatakta bu kadınla ne halt ediyordur? Hemen hışımla babasının yüzüne tükürür. Adam yüzüne gelen tükürüğü şaşkınlıkla silmeye çalışırken karısının oradan ağlayarak uzaklaştığını görür. Beraberindeki kadını umursamadan karısının peşinden üzerinde çamaşırıyla koşmaya, ona açıklama yapmaya, ikna etmeye çabalar. Vallahi sen yanlış anladın karıcım vs vs amaç hep aynıdır, evliliği bozmak bitirmek değil, hayattaki diğer zevkleri de yaşamak. Ne kadar masum duruyor böyle söylenince değil mi? Tabi ki çok yaralayıcı, filmde de gururu kırılan Perran Kutman burnunu havaya kaldırır, çocuğunun elinden tutar, ağlaya ağlaya oradan uzaklaşır. Tabi film bu ya, sonunda evlilikleri yine tatlıya bağlanır. Bu tatlıya bağlamak için de çaba gerekir. Bir daha yapmaması lazım ve bu konuda inandırıcı olması lazım... Bütün bu yaşanan aldatmalar erkeğe tanınan imtiyazların bir getirisi. Tamamıyla erkeğin zihniyetiyle alakalı değil, kadının zihniyetiyle de alakalı. Erkeğe sen erkeksin her şeyi yapabilirsin diyerek yetiştirmemek lazım. Başta kadınlar bu bakışla çocuklarını yetiştirmemeli. Ne yazık ki nesilden nesile aktarılan erkeklerin lehine işleyen bir çark var. Bu çarkın dişlilerini kıracak olan kadın. Kadının bu çarkın dişlilerinin altında ezileceğinden haberi yok.


Halbuki her evlilik güzel başlar. Sevdiğinin elini tutarken, saçlarını okşarken, seni çok seviyorum, seni hiç aldatmayacağım, senden başkasıyla yapamam derken bu sözler erkekler tarafından hep aşkla, o anın büyüsüyle söylenir. Kişi kendini, yapacaklarını, yapamayacaklarını özünde bilir. Siz bilmezsiniz. Saf saf inanırsınız genelde. Söylenen sözler denizde sektirmek için atılmış taşlar gibi şovunu yapmış ve denizin dibini boylamış, derinliklerde yerini almıştır. Çünkü erkek eninde sonunda aldatacaktır. Bunu bazen gizli gizli eşinin ruhu duymadan bazısı da aleni yapacak kadar evliliklerin artık aldatma olmazsa olmazı olmuştur. Siz bütün bu aldatmaları duyar, bilir, sizin başınıza gelmeyeceğinize inanırsınız. Siz sevgiliyken, nişanlıyken sevgiyle fısıldanan o güzel sözlere bir kere inanmışsınızdır. Sizin eşiniz başkadır, o yapmaz, beni aldatmaz diyerek kendinizi kandırmışsınızdır. Her erkek aldatır. Böyle bir aldatmayı yaşayan kadına da kalan çaresizlik ve ne yapacağını bilmemektir. Tabi bir de sorular, sorular cevaplaması güç sorular. Gitsem mi, kalsam mı? Ama çocuklarım, onlar ne olacak? Onları babasız bırakmaya hakkım var mı? Tek başıma çocuklarımla ne yaparım(çocuk ne kadar çoksa gitmek o kadar kadın için zorlaşıyor çünkü çok çocuğu olan kadının yeniden evlenme şansı yok denecek kadar azdır ) gibi gibi sorular akıllarında dolaşır dururlar. Gitmek gurur için çözüm gibi gözükse de gurur yapmak akıllıca değildir. Evlilikte gurur olmaz. Akıllı kadın gururuna yenilmez. Yani evlilikten öyle hemen gidilmez. Gitmek için erkeğin başka eksiklikleri de olması gerekir. Kadın hesap yapmak zorundadır; artılara ve eksilere bakar. İşte kadını tutacak ya da gidişini sağlayacak eşinde ve evliliğindeki artılar ya da eksilerdir. Ve bence kadının evliliğinde kalmasını sağlayacak yegane şey kadının kocasına duyduğu sevgidir. Bazen körü körüne bile olsa sevgi kadını gitmekten alıkoyan en güçlü duygudur.


Kadın sorduğu sorularla kendiyle boğuşadursun erkek gönül almayı bilmek zorundadır, çünkü gönül, gönül vererek alınır ama onlar genelde ikili oynamayı tercih ederler. Samimiyetine şüpheyle yaklaştığınız eşinizin birkaç af dilemesi, eşinizi affetmenize yetmez daha fazlası gerekir. Erkek bunun yeterince farkında değildir, aklı karışıktır. Karısını seviyordur, çocuklarının annesi kolay vazgeçemez. O kadını da seviyor, yeni hevesi yaşamına renk, heyecan katmış. Nasıl olsa eşi evlilikle garanti altında, bir yere gidemez. Böylece erkek iki arada bir yerlerde döner durur. Kalbine bakar, kalbi salon salamanje herkese yetecek kadar geniş maşallah, birkaç kadın daha sığabilir böyle idare ederim, karımı kandırırım diye düşünür. İki kadını da idare etmeye başlar. Kadın kocasını seviyorsa onun söylediklerini aklı onaylamasa bile kalben sevgisine yenik düşüp bir bahaneye kanar gibi yapmaya başlıyor. Seven kadın ikna olmuş gibi yapıp geride araştırma soruşturma her cepheden devam ediyor. Bu arada aldatan adam kıymete biniyor, sevilse de sevilmese de bir anda iki kadında adamı kendi kazanmak için savaş veriyorlar. Burada anlatırken komik gibi gözükse de aldatılmak trajik bir olay. İnsanı derinden yaralıyor. Kadın her yönden kayıp yaşıyor. Eşine, kendine, evliliğine, evliliğinin geleceğine güveni kalmıyor. Bu ruh hali içinde Sherlock Holmes gibi iz sürüyor. Yeni nesil aldatılanlar telefonlara indirilen uygulamalarla her şeyi öğrenmeyi seçebilecek kadar cesaretli olabiliyorlar. Şimdi bu yaşadığınız durumu bir büyük insana soralım o zaman.


Mevlana'ya sormuşlar "sevgili" nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli, sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı.” Zor sözler söylemiş Mevlana Değil mi? Evet, eşiniz sizi aldatmış ama eş olmak bir parça sabır, tahammül, fedakarlık istiyor. Hayat hep güllük gülistanlık geçmiyor içinde mücadelede var. Siz de sevgili kızım evliyseniz, seviyorsanız bu evlilik için mücadele edeceksiniz. Eşinizi seviyorsunuz, sevdiğiniz adamı bir başka kadına hediye eder gibi mücadele etmeden bırakmamalısınız. Çok uzun yıllardan beri erkekler aldatmayı fazlaca yaşamaya başladı ama kadınlar öyle hemen kocasını bırakmadı. Bırakılacak koca var, bırakılmayacak koca var. Kocanızla ilgili artıları eksileri siz hesap edeceksiniz. Kocasını seven, üç çocuğu olan bir kadın aldatıldım diyerek eşinden ayrılmamalı diye düşünürüm. Önce evliliğiniz için savaşmalısınız. Kaybedeceğiniz, yıllarınızı verdiğiniz kocanız üç çocuğunuzun babası. Bir eşya değil. Evet, uzunca bir süre kalbinizin kırıklığıyla, güveninizin eksikliğiyle yaşayacaksınız. O size onunla artık ilişkimi bitirdim diyerek sarılsa bile içinizde hep şüphenin gölgesi olacak. Siz ona eskisi gibi yürekten sarılamayacak, dokunamayacak söylediği, yaptığı her şeye şüpheyle yaklaşacaksınız. Bunu yapmak istemeseniz de yapacaksınız. Koca bir güven duygusu tuzla buz oldu. Toplanıp yapışmaz yapıştırmaya çalışsanız eskisi gibi olmaz. Siz yerden göğe haklısınız. Aldatan erkeklerin bilmediği şey gönülün gönül vererek alındığı, yani yürekten samimi davranışlarla ama bunu öğrenmek onlara pahalıya mal oluyor. İşte bu içten yaklaşımlar yapılmazsa o gönül kırık olarak kalacaktır. Yüreğiniz kırgın, eskisi gibi sevmek mümkün olmasa da sizi tutan birçok şey olabiliyor. Alışkanlıklar, çocuklarınız, geçmişiniz geride kırık dökük de olsa sevginiz ve kocam diyerek onunla beraber kurduğunuz hayalleriniz bir de gitmenizin önünde duran birkaç sayfalık bir nikah defteri var. Gidecek biri varsa o diğer kadındır. Bu da hemen olmaz. Siz öğrendiniz diye ilişkiyi hemen bitirmezler. Biraz zaman alabilir ama bitecektir. Bu nasıl olacak? Sizin sabrınızla, sabır bazen çözümün anahtarı olabiliyor. Tabii bir de dik duruş var, bu önemli. Hayatınıza, kendinize özen göstererek, varlığınızı davranışlarınızla hissettirerek varlık göstermeye çalışın. Eşinizle ilişkisini size anlatabilecek kadar yüz göz olmamanızı tavsiye ederim. Bu normal olmaz. Siz onun bekarlık arkadaşı değil, eşisiniz. Bunları öğrenmeniz size fayda sağlamaz, daha çok yıpranırsınız. Ve bu konunun daha fazla uzamaması için sizin bir harekete geçmeniz gerekiyor. Eşinizin sizsiz hayatı hiç bilmediğini söylemiştiniz. O zaman ona gerçekten sizsiz hayatı bir yaşatmalı, gerçeklerle yüzleşmesini sağlamalısınız. Demek ki bu yüzleşme olmadan o kadından ayrılamayacak bir süre daha. O zaman durmayın birkaç gün çocuklarınızla ortadan yok olun, telefonlarına çıkmayın, size ulaşamasın. Bunu yaptığınızda eminim daha farklı bir tutum içine girmeye başlayacaktır. Kimseye duyurmadan sessizce ortadan kaybolmanız bu üç çocukla hele ikisi çok küçük tabi kolay olmayacak ama kadınların her şeye gücü yeter. Evet, kadının her şeye gücü yeter! Aldatan eşi aklı başına gelirse affetmeye de yeter, değil mi sevgili kızım?


Sevgiler, sevgili okurlarıma...

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir yani ne desem şuan derin derin okuyup derin derin düşündüren bir yazı ... gönlünüze sağlık eğer yeşim hanımı dinlerseniz bir parça yüreğinize su serpen ferahlığa erersiniz ..ayrıca siz çok güçlü bir kadınsınız. unutmayın sakın..
    CEVAPLA
  • Misafir Taviz tavizi doğurur, ihanetin ne telafisi ne de affı olmaz... Eğer onu affederseniz ömür boyu kendinizi affetmezsiniz...
    CEVAPLA

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.