Davulun sesi dan dan dan…

Öncelikle hepinize çok ama çok teşekkür ediyorum! Benim için muhteşem bir karşılama oldu; bahtiyar oldum.

 

Tahminim; karakaşım kara gözüme değil de, benden ziyade konuya bayıldınız siz. (bu arada o fotoğraf değişecek en kısa zamanda; şaşkın ördek yavrusu gibi geliyor bana :)


Galiba hepimizin içinde bir cengâver dolaşıyor. Gelen yorumlara, e-mailllere, tweetlere bakıyorum da herkes ama herkes “ulan bir cesaretimi toplasam; yıkarım ortalığı” modunda.

 

Masamızın altında minik bir iş perisi var; zıplayıp duruyor. İkide bir bacağımızı dürtüyor, eteğimizi çekiştiriyor, gömleğimizin içine girip kalbimizin üzerinde yatıyor.

 

“Hadisene yapsana! Sen de yapabilirsin! Bas istifayı! Git kendi işinin patronu ol! Ne çekeceksin şu uyuz karıyı, seni kıskanıyor işte, artık iyice belli etti. Tabii kendisinden 10 yaş küçük birinin bu kadar iyi fikirlerle gelmesini hazmedemiyor zilloş. Hem her gün işe sahilde kahvaltı edip gelirsin; akşam 5 olmadan vınnlarsın, trafiğe kalmazsın. Bak bugün de kar var; kendi işinin patronu olsan şimdi işe bile gitmezdin. vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı...”

 

Siz siz olun o minik cücenin ipiyle kuyuya inmeyin!

 

O ne anlar KDV’den, stopajdan, o ne anlar SSK’dan, ticaret sicilden, patentten, reklamdan, broşürden, yazar kasa rulosundan, tuvalet kâğıdı rulosundan, biten çaydan, tükenen epilasyon lambasından, fırından çıkarttığınız malların satılmamasından, stoğunuzda bozulan ürünlerden.

 

Bakın içinizi karartmak istemiyorum ama bu iş sandığınız kadar kolay değil adamım!


Geçen haftaki yazıma çok tatlı bir yorum gelmiş “kuaför salonu açmak, anaokulu açmak girişim mi sayılır?” diye.

 

Alnından öpüyorum okurumuzu içinden geçeni dobra dobra yazdığı için.

 

Çünkü birçok insan bu şekilde düşünüyor belki; ama söylemeye cesaret edecek çok az kişi var.

 

Ben de aynı dobralıkta cevap vereceğim: “Halt etmişsiniz efendim”

 

İşin şakası bir yana hakikaten ben de bu işe soyunmadan önce bana da “Ne var ki?!” gelirdi bütün bu saydığımız işler. Benim için bir işin kayda değer olması için şubeleşmiş olması; hatta holdingleşmiş olması filan gerekiyordu. Küçük esnaftan hallice işletmeleri adam yerine koymayabilirdim ben de yeri gelince.

 

Ama ne var ki insan kendi işi içi bir cesaret yola çıkınca görüyor Hanya’yı Konya’yı.

 

“Bir dakika ya bu gürültü de ne?! Dan dan dan.. Kesin şu sesi” diye bas bas bağırdığımda anladım uzaktan davulun Bach’ın Adagio’su gibi geldiğini.

 

İnanın insan işinin içine gitmeden bilemiyor bu işin nasıl da zor bir şey olduğunu.

 

Her işin nasıl da emekle kurulduğunu, maddi manevi nasıl fedakârlıklar yapıldığını, aldığınız riskin çoğu zaman uykularınızı kaçırdığını.

 

Bunları yaşamadan, deneyimlemeden anlamak gerçekten çok güç; buna eminim.

 

Ve şunu unutmamak gerekir ki bugün Suadiye’de mütevazı bir güzellik merkezi (ya da kuaför salonu) olan bir iş 7–8 sene sonra 20–30 şubeli, franchising veren bir ulusal markaya dönüşebilir.

 

Küçücük bir mahalle anaokulu Avrupa’ya açılan bir fikir patlaması olabilir.


Hakikaten olabilir.

 

Sadece ve sadece İNANÇ gerekiyor!

 

Deliler gibi inandığınızda yapamamanız için hiç bir neden yok.

 

Her şirket, her holding, her dev marka bir hikâye barındırıyor geçmişinde.

 

Hepimiz bir ceninden gelmedik mi bu hale?

 

Aramızda memeleri 80 beden doğan yok değil mi anasının karnından?

 

Yeni doğmuş bebeğe, memesi yok diye, “kadın olmaz bundan; neyi kadın ki?” diye soramazsak; her hangi bir işe de “bunun nesi girişim?” diyemeyiz.

 

Dememeliyiz.

 

Demeyelim.

 

Bak küserim.

 

Haftaya sadece kuru kuru inancın insanı nasıl batırabileceğini anlatacağım sizlere ;)

 

Bu arada siz de benim elimden bırakamadığım Kaşmir Yolu’nu okuyun, şayet başlamadıysanız. Dünya markası Silk&Cashmere’in kurucusu sevgili Ayşen Zamanpur’un kan, ter ve gözyaşı içinde kurduğu dev markayı nasıl ilmek ilmek işlediğini görün. Çok ama çok iyi bir hikâye. Cesaret verici ama bir o kadar derslerle dolu.

 

Böyle kadınlar bende milli marş dinlemiş etkisi yaratıyor.

 

Gaza gelip tekrar sarılıyorum unuttuğum değerlere.

 

Görüşmek dileğiyle,

 

Mutluluklara uyanın.

Facebook Yorumları
Yorumlar
4
Onay Bekleyenler
0

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1879

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 1810

  • Stresi nasıl yönetebiliriz?
    Stresi nasıl yönetebiliriz?

    Süresi : 02:04 İzlenme : 4044

  • Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk dizileri ve kitaplar hakkında konuşuyoruz
    Senarist, yazar Meriç Demiray'la Türk...

    Süresi : 30:30 İzlenme : 597

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 929

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön