Anksiyete ve stres nedeniyle yaşadığımız bunalımdan alışveriş yaparak kurtulmaya çalışmak çok sıkça başvurulan bir yöntem. Kaygı, bir şeyler satın alma, güvenli seçimler yapma ve savurganlık davranışlarını tetikliyor. Koronavirüs pandemi sırasında artan internette yaşanan alışveriş hareketliliği ve marketlerdeki gereksiz yapılan satın almalar da aslında bunun bir göstergesi. Alt üst olan hayatımız ve giderek artan rahatsız olma hissi, kaygı seviyemizi de fazlasıyla artırıyor.


Neden kaygı seviyemiz artığında kendimizi alışverişe veriyoruz?

Bunaldığımızda düşünmeden alışveriş yapma ihtimalimiz artıyor.

Kaygı, düşünmeden satın alma davranışını tetikliyor. Kontrolü kaybettiğimiz durumlarda yeniden durumu kontrol altına aldığımız hissine ihtiyaç duyuyoruz.

Yapılan bir araştırmaya göre insanların üzgünken alışveriş yaparak bu duyguyu teskin ettiklerini ortaya koyuyor. Bu durum da her üzgün hissettiğimizde artan alışverişe çıkma ihtiyacımızı açıklıyor.



Negatif duygulardan alışverişle kurtuluyoruz

Kaygı, kızgınlık, stres ve suçluluk duygusunun alışveriş yaparak azaltılabilen negatif duygular olduğu araştırmalarla ortaya konuyor. Negatif duygular sürekli hale geldiğinde kişinin alışveriş dürtüsü daha fazla ön plana çıkıyor ve bir süre sonra durumla başa çıkma çözümü olarak bir şeyler satın almaya yöneliyor.



Kaygı arttıkça durumu kontrol altına alma ihtiyacı da yükseliyor

Kaygılı olduğumuzda bir şekilde rahatlamaya ve durumu kontrol altına almaya ihtiyaç duyarız. Bazı psikologlara göre duygularımız karar vermek için duyduğumuz bilginin kaynağıdır, duygularımızla karar alırız. Örneğin üzgün insanlar alışveriş yaparak üzüntülerini atabilirler. Kaygı, çevremizdeki durumun belirsiz olması ve durumun kontrolümüz altında olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Bir şeyi satın aldığımızda kontrolün yeniden bizde olduğunu düşünürüz ve hayatımızın genelinde var olan güvenli ortamı yarattığımız hissini duyarız.


Bir araştırmada, kaygı seviyesi yüksek olan katılımcıların araba alırken güvenliğe, lüks olmasından daha fazla önem verdiklerini göstermiştir. Kontrolü sağlayıp güvenliğimizi sağladığımıza inanarak panik halinde alışveriş yapıyoruz.


Kaygı ile savurganlık ve gösterişli markalara yönelim artıyor

Kaygılı olmak, gelecek hakkında fikir sahibi olmama ve belirsizlik durumudur. Bu da aslında alışveriş yaparak para harcamanın bir paradoks oluşturması anlamına gelir. Durum belirsizken alışveriş yapmak mantıklı bir hareket olmayacaktır. Alışveriş güdüsünün altında yatan bir başka neden ise mutlu olmak, kaygıdan kurtulup bir rahatlık alanı yaratmaktır.



Markaların mutlu edeceği kurgusu

Aynı işi yapan bir eşyaya, söz gelimi bir arabaya, iki katı fark ödeyerek daha lüks olanını almak sadece kişinin kendini tatmin etme biçimidir. Markalara yüklenen sosyal statüler, onlara sahip olduğumuzda hissedeceğimizi sandığımız mutluluk, pazarlama uzmanlarının deyimiyle “lüks olanın mutlu etmesi” durumu kurgudur. Reklamlar ile vadedilen mutluluklar, ürünün kendisinden gelmeyecektir ve markalar insanları mutlu etmez.


Eşyaya yönelim

Savurganlık dürtüsü olarak adlandırılan ve düşünmeden yapılan alışverişlerin altında panik bulunur. Kişinin, içinde bulunduğu konumu tehdit eden, koronavirüs salgını gibi durumlarda sahip olduklarını koruma eğilimi artar. Her zaman, tehditlere karşı harekete geçme ihtiyacı duyarız. Dünya görüşümüzü ve hayatımıza biçtiğimiz anlamı korumak isteriz. Eşyaya yönelim de bu koruma iç güdüsünün bir parçasıdır. Hayatımızın risk altında olduğu bir durumda bile eşyalarımızı düşünürüz. Burada düşündüğümüz aslında eşya değil, toplum içindeki yerimizdir, eşyalar bu yerin göstergesi olarak adledilir.


Düşünmeden yapılan alışveriş borçlanmaya neden olabilir

Negatif duygulardan, kaygıdan kurtulup güvende ve mutlu hissetmek için alışveriş yapmak, bir süre sonra alışkanlık haline gelebilir. Bu durum da ekonomik olarak çok fazla sorun yaşanmasına neden olabilir. Uzun vadede psikolojik bir rahatsızlığa dönüşebilen alışveriş, beraberinde getirdiği ekonomik sıkıntılar ve borçlanmalar, kaygının bir başka boyutuyla da karşımıza çıkabileceği anlamına gelir.


Koronavirüs alışveriş alışkanlıklarımızı değiştirdi

İçinde bulunduğumuz koronavirüs salgını, kişilerin alışveriş alışkanlıklarını da değiştirdi. Marketlerde aslında ihtiyaç duyulmayan şeylerin satışları, makarna gibi başlıca gıda malzemeleri kadar yükseldi. Alışveriş merkezleri kapalı olsa da internetten alışverişlerde çok büyük artış söz konusu. Karantinada, evde ve izole halde olsak da eşya almaya devam ediyoruz. Satıcıların ve online alışveriş sitelerinin yaptıkları indirimler de bu davranışlarımızın daha da tetiklenmesine yardımcı oluyor.


Kaygı anında alışveriş yapma ihtiyacına nasıl karşı koyarız?

  • Karantina altındaki insanların, sokağa çıkma yasağı başlarken gereksiz şeyleri almaya ihtiyaç duymaları doğaldır ve bu durumda kendilerine engel olabilmeleri de kolay olmaz.

  • İstediği şeyleri bulamamak, kendisini rahat ve güvende hissedememek, aynı üründen gereğinden fazlasını almaya yönlendirebilir.

  • Doğal alışveriş düzenimizi bozmamaya çalışarak, alışveriş öncesinde liste yaparak dürtülerimizi kontrol altına alabiliriz.

  • Sağduyulu davranmak ve istikrarlı olmak alışveriş ihtiyacımızı önleyebilir.


Referanslar: Utpal Dholakia ''How Anxiety Affects Our Buying Behaviors'' (30 Mart 2020) Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-science-behind-behavior/202003/how-anxiety-affects-our-buying-behaviors?collection=1142243



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.