Engelli kadınların sorunları

3 Aralık Uluslararası Engelliler Günü. Türkiye'de 4,5 milyona yakın engelli kadın bulunuyor. Desteğe yoğun ihtiyaç duyan bu kesim için çalışan Engelli Kadın Derneği'nden, Yönetim Kurulu Üyesi İdil Seda Ak ile söyleştik.

Engelli kadınlar “Bağımsız yaşam hakkımız!” diyor

Türkiye’de 4,5 milyona yakın engelli kadın bulunuyor. Türkiye’de yaşayan toplam engelli kişi sayısı net olarak bilinmese de yapılan araştırmalara göre yaklaşık %12 oranında, diğer bir deyişle 8.5 milyon kişinin engelli olduğu söyleniyor. Engelli kadınlar ise toplam engelli nüfusun %50’sini oluşturuyor. Engelli Kadın Derneği, BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde engelli kadınlara yapılan özel vurgudan hareketle engelli kadınların sorunlarını görünür kılmak ve bu sorunların üzerine beraber düşünüp, çözüm üretmek amacıyla engelli ve engelsiz kadınlar tarafından kurulmuş bir sivil toplum örgütü. Engelli Kadın Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İdil Seda Ak ile engelli kadınların yaşamlarını ve haklarını konuştuk.

 

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Bildirgesi “kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri herhangi bir noksanlık sonucunda yapamayan" kişileri engelli olarak tanımlıyor. Ortopedik, görme, işitme, dil/konuşma ve zihinsel engelli olarak sınıflandırma olduğunu görüyoruz. Engelli tanımına ek olarak “engelli kadın” tanımının konmasına ne sebep oldu?

Engelli kadınlar hem kadın hem de engelli olmaları sebebiyle çoklu ayrımcılığa uğruyor ve birçok sorunla karşı karşıya kalıyor ancak bu sorunlar ne yazık ki toplum nezdinde görünür olamıyor. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nde de engelli kadınlara özel atıf yapılmasının sebebi engelli kadınları ve sorunlarını görünür kılmak ve taraf devletleri engelli kadınları güçlendirecek özel tedbirleri almaları için teşvik etmek. Engelli Kadın Derneği’ni kurma sebebimiz de tam da bununla ilişkili. Buna ek olarak, engelli kadınlar, ne yazık ki hem kadın hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarında hem de engellilik alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarında yeteri kadar yer alamıyor. Kadın örgütlerinin engelli kadınların sorunlarını görmemeleri, engelli örgütlerinin ise toplumsal cinsiyet konusunda duyarlı olmamaları ve sıklıkla erkek engelliler tarafından yönetilmeleri sebebiyle engelli kadınlar bu oluşumlarda yeterince temsil edilemiyor ve sorunları görünür kılınamıyor.  Ayrıca engellilik meselesi kadın olma meselesinin her zaman önünde yer alıyor. Engelli kadınlarda engellilik kimliği kadın kimliğinin önüne geçiyor. Biz de bu sorunlardan hareketle sadece engelli kadınların sorunlarını görünür kılan ve onların haklarını savunan bir dernek kurmak istedik.

 

Kadınlar genel olarak daha az fırsata, kaynağa ve hizmete erişebiliyor.  Kadının engelli olması halinde daha fazla sorun yaşadığı söylenebilir mi?

Kesinlikle söylenir! Engelli kadınlar birçok alanda ayrımcılığa uğruyorlar. Eğitime erişim, istihdam, sağlık hizmetlerine erişim, aile hayatı gibi konularda sürekli olarak ayrımcılıkla ve toplumsal baskılarla karşılaşıyorlar.  

Eğitime erişim olanaklarına bakıldığında engelli kadınlar ve kız çocukları hem engelsiz akranlarına hem de engelli erkek akranlarına oranla eğitime çok daha az oranlarla erişebiliyor ya da erişseler bile eğitimlerini sürdüremiyor. Toplumsal cinsiyet normlarının da yarattığı baskıyla ve çoğu zaman ailelerin tedbir olarak aldığı kararla özellikle ergenlik döneminde birçok engelli kız çocuğu okuldan uzaklaşmak zorunda kalıyor ve eve hapsoluyor. Bildiğiniz gibi 4+4+4 uygulamasıyla birlikte lise eğitimi açık lise olarak da sürdürülebiliyor. Maalesef, özellikle engel oranları yüksek olan engelli kız öğrenciler açık liseye yönlenerek örgün eğitimden uzaklaşıyor.

 

Engelli kadınlar yine çok düşük oranlarda istihdam ediliyor, genellikle de niteliksiz işlerde görevlendiriliyor. Ne yazık ki engelli kotası dahilinde açılan işlerin çoğu nitelikli işler için açılmamakta. Bu nedenle işe girmek isteyen engelli kişiler çoğu zaman niteliklerinin altındaki işlere razı oluyor.

 

Engelli kadınlar cinsel sağlık ve üreme sağlığında yok sayılıyor

 

Sağlık hizmetlerine değinecek olursam, birçok engelli kadın için sağlık hizmetlerine erişim bir hayli zor olabiliyor. Örneğin, fiziksel engelli kadınlar için jinekolojik muayene oldukça sıkıntılı bir durum, çünkü hastanelerde fiziksel engelli kadınlar için özel tasarlanmış erişilebilir jinekolojik sandalyeleri olan klinikler maalesef yok. Doktorlar, işitme engelli kadınlarla çoğu zaman doğrudan iletişim kuramıyor, aracı kişiler ise hastanın mahremiyetini ihlal edebiliyor. Engelli kadınlar, özellikle cinsel sağlık ve üreme sağlığı söz konusu olduğunda da yok sayılıyor, çoğu zaman bu konuda yapılan ve planlanan hizmetler ne yazık ki engelli kadınları içerecek şekilde tasarlanmıyor, bu da engelli kadınların cinsiyetsizleştirildiğinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Özel hayat ve aile hayatını da buraya ekleyebiliriz. Medyada da haberlerine sıklıkla rastladığımız özellikle ağır fiziksel engelli veya zihinsel engelli kadınlar için yapılan damatsız düğünler var mesela. Bu düğünler, engeli kişilerin evlenemeyeceği algısını toplumda pekişmesine neden olan kötü etkinlikler ne yazık ki. Yapılması gereken; cinsel sağlık, üreme sağlığı ve aile planlaması gibi konularda sağlık hizmetlerinin arttırılması ve sosyal destek hizmetlerinin oluşturulması ve yaygınlaştırılması ve tabii ki engelli kadınların bu hizmetlere erişiminin sağlanmasıdır.

 

Engelli kadınlar evliliği, anneliği nasıl yaşıyor? Hamilelik, doğum gibi süreçler ve sonrasında çocuk bakımı konusunda aldıkları destekler var mı?

Toplumun çoğunluğu ne yazık ki engelli kadınların evlenemeyeceği ya da sadece yine engelli erkeklerle evlenebileceği düşüncesine sahip. Öte yandan, cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri ile aile planlaması hizmetleri Türkiye’de maalesef engelli kadınları içerecek şekilde planlanmıyor ve uygulanmıyor.  Çocuk sahibi olan engelli kadınlar için de özel destek mekanizmaları ne yazık ki yok. Engelli Kadın Derneği’nin yaptığı bir etkinlikte görme engelli bir katılımcımız eşinin de görme engelli olduğunu, çocuk sahibi olduklarında çocuğun gözünde yaşanan mikrobik bir enfeksiyon nedeniyle damla damlatmaları gerektiğini söylemişti. Ancak her ikisi de görme engelli olduğu için bunu yapamadıklarını, bu nedenle devletten destek hizmeti (eve gelen bir sağlık personeli ya da kişisel asistan) talep ettiklerini ancak yardım alamadıklarını paylaşmıştı.

 

Engelli kadınların kendi beden algıları ve özgüven duygularına yönelik araştırma ya da çalışmalar var mı? Toplumun önyargılarından etkilendikleri ve kendi beden algılarıyla ilgili olarak olumsuz yargı geliştirdikleri söylenebilir mi?

Özellikle sadece engelli kadınların beden algıları konusunda Türkiye’de  yapılan bildiğim bir çalışma yok ama dünyada çeşitli çalışmalar var. Türkiye’de de engelli bireylerin beden algıları üzerine yapılmış çalışmalar var. Engelli Kadın Derneği’nde de yönetim kurulu üyesi olan arkadaşımız Klinik Psikolog Dr. Beyza Ünal geçen sene tamamladığı çalışmasında da sağlamcı normların içselleştirilmesinin beden algısını olumsuz etkilediğini, buna bağlı olarak da kişinin kimlik gelişiminin de olumsuz etkilendiğini ortaya koyuyor.

 

Engelsiz kadınlar engelli kadınlar için neler yapabilir? Kullandığımız dil, ilişki kurma şeklimiz gibi konularda nelere dikkat etmeliyiz?

Birbirimizi tanımanın ve karşılıklı etkileşmenin en önemli yol olduğunu düşünüyorum. Acımak ya da varsayımlarda bulunmak yerine birbirimizi tanımanın hem engelli hem de engelsiz kadınları güçlendireceğini ve kızkardeşlik olgusunu geliştireceğini düşünüyorum. Kullandığımız dil, ilişki kurma şeklimiz kişiden kişiye değiştiği için buna verecek tek tip kalıp bir cevabım yok, önerim; karşınızdaki kişiye doğrudan sorun, o size kendisi için en doğru olanı söyleyecektir.

Öte yandan şu bir gerçek hala kadın hareketinde engelli kadınlar yeterince görünür değil. Kadın hakları alanında çalışmalar yapan kadınların engelli kadınlar ile tanışması ve engelli kadınların sorunlarını görünür kılmak için engelli ve engelsiz kadının dayanışması çok önemli bir gereklik!

 

Bağımsız yaşam engelli kadınların da hakkı!

 

Engelli kadının sosyal hayata katılımı ne ölçüde mümkün oluyor?

Erişilebilirlik imkânlarının sınırlı olması ya da var olan imkânların kadın dostu olmaması sebebiyle birçok engelli kadın sosyal hayata katılımda sorunlar yaşıyor. Örneğin, birçok şehrimizde kent tasarımı tekerlekli sandalye kullanan kişiler için erişilebilir değil. Gece belli bir saatte tükenen toplu taşıma hizmeti de yine engelli kadınların sosyal hayata katılımında sorun yaratan bir durum.

 

Engelli kadınlar iş hayatında nelerle karşılaşıyor ve iş gücüne katılımları ne ölçüde mümkün oluyor? Ekonomik özgürlüklerini kazanmaları nasıl kolaylaştırılabilir?

Daha önce de ifade ettiğim gibi, engelli kadınlar çok düşük oranlarda istihdam ediliyor, genellikle de niteliksiz işlerde görevlendiriliyor. Ne yazık ki engelli kotası dâhilinde açılan işlerin çoğu nitelikli işler için açılmıyor, bu nedenle işe girmek isteyen engelli kişiler çoğu zaman niteliklerinin altındaki işlere razı oluyor. Öte yandan, iş yerinde gerekli fiziksel düzenlemelerin olmaması, bazı durumlarda iş koçu ya da mentör desteğinin sağlanmaması, yöneticiler ve iş arkadaşlarından gelen mobbing, engelli kadınların iş hayatında zorluklar yaşamasına sebep oluyor. Bize ulaşan bir vakayı aktarayım size. Fiziksel engelli bir kadın arkadaşımız büyük bir bankada engelli kotası dâhilinde işe alınıyor ancak talep etmesine rağmen banka binasında kendisi için hiçbir fiziksel düzenleme yapılmıyor ve deneme süresi sonrasında iş için yetersiz bulunduğu gerekçesiyle işten çıkarılıyor. Bu ne yazık münferit bir örnek değil, kadınlar bu durumla sıklıkla karşılaşıyorlar.

Ekonomik özgürlük için, engelli kadınların istihdam oranlarının arttırılması, eğitime erişimlerinin kolaylaştırılması ve ve bağımsız yaşam becerilerinin geliştirilmesi gerekir. Bildiğiniz gibi iş kanununa  göre 50 kişi ve üzerinde işçi çalıştıran özel işyerleri % 3 ve kamuya ait işyerleri % 4 oranında engelli istihdam etmekle yükümlü . Ancak istihdam edilen engelli kişilerin cinsiyet dağılımına baktığımızda engelli kadınların oranı engelli erkeklerin çok gerisinde. Örneğin İspanya’da da benzer bir kota uygulaması var ve bu kotanın %1’lik dilimi engelli kadın istihdamını arttırmak için sadece engelli kadınlara tahsis edilmiş durumda. Benzer özel kota tedbirleri Türkiye’de de geliştirilebilir.

  

Kadına yönelik şiddet engelli kadınları da etkiliyor mu?

Engelli kadınlar da çok ciddi biçimde şiddete maruz kalıyor ancak çoğu zaman bu şiddet görünür olmuyor. Engelli Kadın Derneği olarak Türkiye’de ilk defa engelli kadına yönelik şiddet üzerine bir rapor yazdık. Raporda çeşitli kaynaklardan (bireysel bildirimler, gazete haberleri, yargı kararları vb.) veriler toplayarak durumu ortaya koymaya çalıştık. Karşılaştığımız durumları şöyle özetleyebilirim: Engelli kadınlar şiddete uğradıklarında ihbar hatlarına kolaylıkla ulaşamıyor, çünkü ihbar hatları özellikle işitme engelli ve zihinsel engelli kadınlar için erişilebilir değil, konum belirleme özellikleri yok ya da çok sınırlı. Öte yandan, şiddet önleme ve izleme merkezlerinde (ŞÖNİM) çalışan uzmanlar engelli kadınlar konusunda deneyimli değil, işaret dili bilen personeller bu merkezlerde görev almıyor ve en trajik olanı ise engelli kadınlar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sığınaklarına (Bakanlık, konuk evi ya da sığınma evi diyor) yerleştirilmiyor onun yerine rehabilitasyon merkezlerine yerleştiriliyorlar. Bu durum oldukça tehlikeli, çünkü sığınaklar gizli yerlerken, rehabilitasyon merkezleri halka açık yerler, bu da sizin ifşa olmanıza ve yerinizin saldırganınız tarafından kolayca tespit edilmesine sebep olabilir. Ayrıca, şiddete uğramış kadınların rehabilitasyon merkezlerinde yeniden şiddete uğraması da yine çok büyük olasılık.

Adli vakalara baktığımızda ise özellikle medyaya yansımış haberlerde zihinsel engelli kadınların cinsel tacize ve istismara diğer engel gruplarına oranla daha sık uğradıklarını görüyoruz. Tecavüz sonucu hamile kalmış olan engelli kadınlar için ise mahkeme kararlarında doğrudan kürtaj karar alındığı, kadınlara kendi bedeni hakkında herhangi bir karar hakkı tanınmadığını görüyoruz çoğu zaman.

 

Zihinsel engelli kadınlarla ilgili neler söylemek istersiniz? 

Zihinsel engelli kadınlar ve psiko-sosyal engelli (ruh sağlığı sorunları yaşayan) kadınlar engelli kadınlar arasında en dezavantajlı gruplar diyebilirim. Hem hizmetlere erişimleri çok zor ve kısıtlı hem de şiddete en çok maruz kalan gruplar onlar. Hizmetlere erişemeyen ve şiddet tehlikesi ile karşı karşıya kalan bir grup oldukları için zihinsel engelli kadınlar ve psiko-sosyal engelli kadınlar çoğu zaman aileleri tarafından ekstra koruma kalkanı içine alınıyor, bu da çoğu zaman eve kapanmalarına sebep oluyor. Oysaki bu kadınlar topluma uyum sağlayabilmesi ve haklarını tam ve eşit biçimde kullanabilmeleri için özel destek mekanizmalarının geliştirilmesi, kişisel asistan desteğinin sağlanması ve hizmetlerin erişilebilir kılınması çok çok önemli.

 

Engelli kadınların güçlenmesi için Engelli Kadın Derneği neler yapıyor?

Engelli Kadın Derneği, 2011 yılında kurulmuş olup o tarihten itibaren Türkiye’nin farklı şehirlerine giderek engelli kadınlara ulaşmaya ve onları engelli hakları, kadın hakları, toplumsal cinsiyet konuları, engelli kadına yönelik şiddet ve olası korunma mekanizmaları konusunda bilgilendirmeye çalışıyor. Ayrıca engelli kadınların,  kendi yerellerinde bir araya gelerek tanışmasını ve engelli kadınların sorunlarına dair ortak bir ses çıkarmaları için onları teşvik ediyor ve destekliyor.

 

 

Geçtiğimiz hafta sonu (30 Kasım-1 Aralık) Engelli Kadın Derneği olarak bizim için çok önemli olan bir etkinlik gerçekleştirdik. Kadın Dayanışma Vakfı, UN Women Türkiye, Mobility International USA (MIUSA) ve Ankara Yenimahalle Belediyesi’nin destekleriyle düzenlediğimiz “Bağımsız Yaşam Hakkımız!” eğitiminde Türkiye’nin farklı illerinden birbirinden farklı engelleri olan toplam 25 kadın Ankara’da bir araya geldi ve bağımsız yaşam hakkının savunuculuğuyla ilgili bir eğitim aldı. Eğitim sonunda eylem planı oluşturan engelli kadınlar şimdi bu planların uygulamaya geçebilmesi için çalışmalar yapacak. UN Women Ülke Direktörü Asya Varbanova bu etkinlikte açılış konuşması yaptı ve “Engelli kadınların aktif katılımı olmadan engelli kadın haklarından bahsetmek mümkün değil, bu nedenle hak temelli savunuculuk yapan güçlü kadınlara ve derneklere ihtiyacımız var.” diyerek bizi olan desteğini ifade etti.

 

Röportaj: Senem Tahmaz

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Ekmek arası mini köfteler
    Ekmek arası mini köfteler

    Süresi : 01:34 İzlenme : 1641

  • 3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?
    3 malzemeli tatlı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 3549

  • Kabak tatlısı nasıl yapılır?
    Kabak tatlısı nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 4721

  • Fırında sıcak helva nasıl yapılır?
    Fırında sıcak helva nasıl yapılır?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 1854

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2806

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön