Çetin elinden geleni yapmıştı. Bunca yıl… Birkaç yıldır ettiğimiz kavgalar dışında kötü bir şey yaşamamıştık. Büyük bir sorunumuz yoktu. Beni hiç kandırmadı mesela. Biraz zor bir insandı, o kadar. Ben de zordum. On yedi yıldır beraberdik. Rüya doğmuştu. Öyle ya da böyle bu hayatı birlikte kurmuştuk. Çetin’in planları vardı.


“Ferzan, bir ev alalım diyorum. Bende biraz birikmiş var. Kredi çekeriz…”


Güzel bir ev almıştık. Kredinin bitmesine daha beş yıl vardı. Onu böyle ortada mı bırakacaktım? Hepimiz için aldığı yeni evimizde yalnız mı kalacaktı? Duygusal mıydım? Ne düşüneceğimi şaşırmıştım. Düşünmem gerekenin ben olduğumu henüz idrak edemiyordum. Neydi önemli olan? Evliliğimizi onarmaya mı çalışmalıydım? “Kutsal” evliliği. Çetin’e bu kadar uzak hissederken mi? Yapamazdım. Bir yalanı oynayamazdım. Çetin ne düşünecekti? Ne hissedecekti? Kesinlikle şaşıracaktı. Benden böyle bir şey beklemiyordu. Bunları düşündükçe içimi korku kaplıyordu.


Hem gitmekten korkuyor, hem eski hayatıma dönmek istemiyordum. Araftaydım sanki. Bu bunalımla hayatı durdurmuştum. Bir mola vermiştim. Şu bir gerçekti; tek başıma almam gereken bir yol vardı. O yolculuğa çıkmalıydım. Terazinin bir yanında ben vardım. Diğer tarafında Çetin ve Rüya. Bugüne kadar büyük bir hayat mücadelesi vermedim. Babam gibi fabrikalarda çalışmadım. Annem gibi yıllarca lokantalarda yemek yapmadım. Reklam yazarlığı yaptım. Bu da bir mücadeleydi ama kendimi hafife almakta üstüme yoktu. Son yıllarda evdeydim. Rüya’yla ilgilendim. Anneydim. Eştim. Çetin’in karısıydım. Güzel şeylerdi bunlar ama artık bana yetmiyordu.


Çetin iyi bir insandı. Terk edilmeyi kesinlikle hak etmiyordu. Ben de böyle yaşamayı hak etmiyordum. Bir şeyler değişmeliydi. Gücüm yavaş yavaş yerine geliyordu. Rüya? En çok Rüya etkilenecekti. En çok o üzülecekti. Biliyordum. Rüya için eski hayatımı sürdürsem, belki bir kursa gitsem veya bir işe girsem nasıl olurdu? Gidilecek bütün kurslara gitmiştim. Yeniden aynı şeyleri yapmak aklıma yatmıyordu. Rüya büyümüştü artık. Her şeyle baş edebilirdi. Yalnız olmalıydım. Çetin’siz yaşamayı öğrenmeliydim. Kendi yolumu çizmeliydim. Kendim olmalıydım. Bunu boşanmadan yapamaz mıydım? Bunca yıl unuttuğum şeylere dönsem? Artık kendimle ilgilensem? Çetin’in gelecek hayallerinde daha çok para kazanmak vardı. Benden büyük şeyler beklemiyordu ama küçük bir yere taşınmayı ancak yaşlandıktan sonra hayal edebiliyordu. Ben öyle değildim. İstanbul’da daha fazla yaşamak istemiyordum.


Geçen yılları düşündüm. Genel olarak mutluyduk. Keşke böyle olmasaydı. Keşke Çetin’le eski günlerdeki gibi olabilseydik. Çetin değişmişti. Ergen tepkileri yerinde kalmış, bunun yanında daha hırslı bir insan olmuştu. İstanbul’a ayak uydurmuştu. Böylece ben çocukluk aşkım olan o saf, heyecanlı delikanlıyı kaybetmiştim. En azından böyle hissediyordum. Düzelemez miydi? İlk günlerdeki gibi olamaz mıydık? Yeni mezun olduğumuz o masum yıllar. Hayatı tanımadığımız, ayak uyduramadığımız, ürktüğümüz, birbirimize tutunduğumuz yıllar. Çetin’in gezmeyi hayal ettiği, Kabataş sahilde simit ve çayla kahvaltı ettiğimiz o sabahlara dönebilir miydik?


Ne değişmişti? Büyümüştük. Birer yetişkin olmuştuk işte. Hayallerimizi bir köşeye kaldırıp sonsuz bir koşturmacanın içine girmiştik. En çok da Çetin. Onu düştüğü bu delikten çekip çıkarmak yerine, ona yardım etmek yerine gitmeyi düşünüyordum. Bu kadar mı tükenmişti sevgim? Peki, Çetin gerçekten yardıma açık mıydı? Yoksa halinden gayet memnun muydu?

“Çetin, sana bir şey sormak istiyorum. Mutlu musun?”

“Evet. Neden sordun hayatım?”

“Hiç. Cidden ama hayatından her şeyiyle memnun musun?”

“İşlerim çok iyi gidiyor. Yıllardır verdiğim emeklerin karşılığını alıyorum. Çok çalışıyorum ama memnunum hayatımdan.”

“İş dışındaki hayatın?”

“Ben sizin için çalışıyorum zaten. Asıl siz mutlu musunuz?”


İçim içimi yiyordu. Gitmek istedikçe Çetin’i sırtından bıçaklıyormuş gibi hissediyordum. Bir yandan son yıllarda yaşadıklarım vardı. O günleri düşününce gitmek zorunda olduğuma emin oluyordum.


Ne yapmalıydım? Ne yapabilirdim? Çetin’e kariyerini bırak, küçük bir sahil kasabasına taşınalım mı demeliydim? Bu çözüm müydü? Ben yine benzer bir hayatı yaşamayacak mıydım? Evlenmek ve çocuk yapmak için çok acele ettiğime karar verdim. Daha büyümeden bir aile kurmaya kalkışmıştım. Oysa kendimle ilgili keşfetmem gereken şeyler vardı. Bunu hissediyordum. Belki bir başkası bunu evliyken yapabilirdi. Ben öyle değildim. Ben yalnız kalmalıydım.


Bir yandan Çetin’i sevmiştim. Öyle evlenmiştik. İlk yıllarda her şey iyiydi. Hayat akmıştı sadece. Olan buydu. Şimdi ise başka bir yöne akacaktı. Kararı ben verecektim. Ya kalacaktım ya gidecektim.


Tuhaf bir histi bu. Kalp atışlarımı hızlandıran, ağzımı kurutan, düşündükçe kan şekerimi düşüren, beni alt üst eden bir his. Hayata bu kadar yapışarak yaşamak beni külçe gibi ağırlaştırmıştı. Kendimi bu hayattan söküp alma fikri bile kimyamı bozuyordu. Evime, Çetin’e, Rüya’ya, hatta Arnavutköy’e alışmıştım. Alışmak iyi bir şey miydi, kötü bir şey miydi? Her şeye zamanla alışıyordu insan. Peki, ya ait olmadığı bir yere alıştıysa? Sadece basit bir alışkanlık mıydı yani hayatım? Sevgi, bağlılık, vefa? Çok değişmiştim. Her şeye başka türlü bakıyordum. Sanki bir uykudan uyanmış, hayatımın beni oyalayan bir hayal olduğunu fark etmiştim.


Korkuyordum. Çetin’i kırmaktan, Rüya’yı üzmekten, bir şeyleri bozmaktan, kavga çıkmasından, Çetin’in ve Rüya’nın vereceği tepkilerden, yalnız kalmaktan, mutsuz olmaktan, gidememekten, gitmekten, üzülmekten, üzmekten, hayatın tadını çıkarmaktan, bencil olmaktan, kendimle ilgilenmekten, her şeyden ölesiye korkuyordum.


Korkumun kaynağı neydi peki? Neden bu kadar çok korkuyordum? Aslında tüm korkum kötü bir insan olmaktı. Kötü. Kim kötü olmak isterdi ki? Kim hayatın kötülüklerle dolu tarafına düşmek isterdi? Kötülük müydü peki yapmak istediğim? Çetin’i terk etmek beni gerçekten kötü biri mi yapacaktı? Kimin gözünde? Kimin için?


Bir sonraki bölüm 19 Kasım Perşembe...


Önceki bölümler...





Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.