Tanrıya para göndermek

Şükretmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilimsel bir gerçek. Araştırmalara göre dört gün boyunca, günde 15-20 dakika minnet duygularını dile getirmek, vücudun virüs ve bakteri gibi yabancı maddelerle savaşan antikoru (igA) üretmesine ve iltihaplı enfeksiyonların azalmasına yardımcı oluyor. Hissedilen minnet duygusu, nöronlar arası iletişimi sağlayan kimyasalların serbest kalmasını sağlıyor. Böylece mutluluk hormonları olarak bilinen serotonin ve dopamini artırırken, stres hormonu kortizolü düşürüyor.

Biyolojik kaynaklı psikolojik etkileri bununla sınırlı değil. Şükretmek yalnızlık duygusunu azaltıyor. İnsanın kendini olduğu gibi kabul etmesine, sürdüğü hayattan keyif duymasına, hayatının kontrolünü eline almasına yardım ediyor. Sosyal hayatını da olumlu yönde etkiliyor. Şükreden kişi pozitif ilişkiler kuruyor. Yardımlaşmayı önemsiyor. İyimser bir bakış açısı, çatışmaları azaltan bir tavır benimsiyor. Kendine ve çevresine duyduğu güven artıyor. [1]

Küçük bir iltifat, hoş bir mesaj

Bununla beraber araştırmalar gösteriyor ki, iki sebep insanları şükretmekten alıkoyuyor: Süre. Ve sahip olduklarını tekrar ederken hissettiği minnet duygusunun günler ilerledikçe azalması. Yani sahip olduklarını kanıksaması. Bu verilere bakan Martin Seligman[2], şükretme alışkanlığı oluşturmak için, kısa sürecek ve her gün minnet duyacak yeni bir şeyler olduğunu hissettirecek bir öneride bulunuyor:




Martin Seligman, şükretmeyi basitleştiren bir öneride bulunuyor.

Her gün, gerçekleşmesiyle iyi hissettiren 3 basit şeyi -küçük bir iltifat duymak, sevdiğin bir arkadaşından hoş bir mesaj almak gibi- bir deftere yazmak ve bunları hatırlarken nasıl hissettiğini fark etmek. Aslında Seligman’ın, başarılı sonuçlarını gördükten sonra getirdiği bu öneri, “Az çoktur”[3] felsefesini anımsatıyor biraz. Şükretmeyi basitleştiriyor.

Evrenden EFT beklemek!

Bu basitlik, şükretmeyi para ve parayla alınıp satılabilir nesnelerin, maddi değer taşıyan edinmelerin ötesine taşıyor. En azından bilimin işaret ettiği bu.

Ne var ki, bilimsel çerçeveden çıkarıldığında, basitliğe farklı bir anlam yükleniyor. Şükretmek büyük ölçüde para ve parayla alınıp satılabilir nesnelere sahip olmaya, maddi değer taşıyan edinmelere indirgenmekle kalmıyor. Sahip olmak, edinmek için istemenin yeterli olduğu telkiniyle de destekleniyor.



Evren bütün isteklerimizi yerine getirir mi?


Her gün Instagram’da, Youtube’da yüzlerce hesap “Tek yapman gereken istemek”, “Evren bütün isteklerini yerine getirir” mealinde mesajlar yayınlıyor. Binlerce takipçi, bu mesajları sevgi sözleriyle beğenip diğerleriyle paylaşıyor. Hasbelkader o ara yolda madenî para bulur, düşünmediği bir hediye alırsa evrenin isteklerini yerine getirmeye başladığına inanıyor.

Esasen istemek, ne istediğini bilmek iyi bir başlangıç. İlk adımda hayata, evrene, ismine ne dersek diyelim, insanı aşan bir güce inanmanın rahatlatıcı etkisi açık. Fakat diğer adımları atma aşamasında, iş Paulo Coelho’nun o meşhur, “Bir şeyi gerçekten istersen, onu gerçekleştirmek için bütün evren iş birliği yapar” sözüne sığınmaya dönüştüğünde bir durup sormak gerekiyor. Bir dilek tutup, gökyüzüne uçan balon salar gibi evrene salmak yeter mi? Meselâ iş üretmeden para, ders çalışmadan not isteyip sana gelmesini beklemenin adı hangisi olabilir? İyimserlik mi, budalalık mı? Hiç beklemediği bir anda evrenden EFT alan var mı?

Tanrı’ya 4 bin Euro değerinde mektup

Kendi sorumluluğunu evrene yüklemeyen, şükretmeyi salt maddiyata indirgemeyen bir anlayış yok mu? Sosyal medyaya baktığımızda olduğu görülüyor. Ancak bu anlayış da şükretmeyi, yetinmekle bir tutuyor: Sahip olduğun ne varsa onunla mutlu ol. Daha fazlası olmasa da olur. Hayatın verdiği ile yetin. İste olur, ama olmasa da olur.

İnsanın elindekileri, evindekileri fark etmesi ve bunlarla neler yapabildiğini görmesi açısından olumlu. Ama “fazlası olmasa da olur” kısmı sorunlu. Zaten “İste, bekle” diye eylemsiz kıldığı insanı, “Yeter” diyerek sabitliyor. Pekiştirici fikirleri sıralıyor: Evren senin için en iyisini bilir, hazırlar. Hayat sana vermediyse bir bildiği vardır. Senin için iyisi budur.




“Onun bizim için yaptıkları yanında küçük bir teşekkür.”


Birçok kültürde “Her şeyin bir zamanı var” sözünün olduğu doğru. Ancak dünyanın birçok yerinde bu, çalışmanın önünde bir engel oluşturmuyor. Örneğin Asya bilgeliğinin yaşamın her alanında hissedildiği Japon kültürü, teknoloji üretiminde lider. Aynı sözü analitik düşünceye entegre ederek kendi yaptığının da daha iyisini arayan Batı, ürettiği bilim ve teknoloji ile dünyayı yönetiyor. Geri kalan kısım ya da bu bilim ve teknoloji ile yönetilmeyi kabul eden kesim, evrenin isteklerini gerçekleştirmesini beklerken elindekiyle yetinmeye çalışıyor.

Mesele, isteyip öylece beklemek ile açgözlülük arasında bir denge bulmak. Denge bozulduğunda ya insan açgözlülüğüne yenik düşüp hakkı olmayanı da istiyor, ilhak ediyor, savaşıyor; ya da uyuşup kalıyor.

İnanmanın uyuşturucu bir yanı var. İnsanın inandığına kendince bir anlam verdiği, onunla ilişkisini yeniden tanımladığı ve kendine yeni bir evren oluşturduğu bir uyuşukluk. İnandığına derin bir sevgi duyarak, verdikleri için ona minnet duyma hali. Strazburg’da tramvay durağında dağıtılan gazetede beş yıl önce okuduğumda güldüğüm, ancak inanmanın insana neler yaptırabileceğini düşündürdüğü için ürktüğüm haber geldi aklıma. Küçük bir kasabadaki postanenin kutusuna, dört ay boyunca üzerinde “Tanrı’ya” yazan zarflar bırakılıyor.[4] Açılan zarflardan toplam 4 bin Euro nakit çıkıyor. İnternet versiyonunda yok, ama göndericinin şöyle söylediği yazıyordu haberde: “Onun bizim için yaptıkları yanında küçük bir teşekkür.”

Kendi sorumluluğunu inandığına yüklemeden inanmanın, şükretmenin yolları olmalı. Yoksa insan evrenden EFT beklediği gibi, ona para gönderirken de bulabilir kendini.


[1] https://bit.ly/3vAW253

[2] Pensilvanya Üniversitesi’nden psikolog-araştırmacı Martin Seligman.

[3] Geortown Üniversitesi’nden araştırmacı Elissa Newport’un, “Bir dil öğrenmenin, karmaşıklığın ardındaki basitliği tespit etmek” olduğu fikrinden yola çıkarak öne sürdüğü “Az çoktur” hipotezi. https://bit.ly/30ZM6Ea

[4] https://www.20minutes.fr/insolite/1725935-20151107-auvergne-4000-euros-envoyes-poste-dieu

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.