Çevreye rağmen ebeveynlik

Ebeveyn olmak zor iş. Bir insanın büyümesinden, gelişmesinden, ama en çok da yetiştirilmesinden sorumlu olmak kolay değil.

 

Öyle büyük bir sorumluluk ki bu, isterseniz ortaya azılı bir katil çıkarma potansiyeliniz de var. Hadi abarttım diyelim, ama gayet dar görüşlü, ayrımcı insanlar yetiştirmek hiç de zor değil, ki bunu böyle olduğunu çevremize baktığımızda da görüyoruz.  Armut dibine düşüyor.

 

Ancak ebeveynliği çevresel faktörlerden bağımsız olarak ele almak da mümkün değil. Elbette ailenin çok önemi var, ancak çocuğun içinde yetiştiği çevrenin de etkilerini görmemek hata olur.

 

Ebeveyn olmak zor, evet, ve çevre bazen daha da zorlaştırıyor bunu. Kendimden örneklerle anlatayım:

 

Şu hayatta prensip edindiğim, dikkat ettiğim bazı şeyler var. Birincisi, emniyet kemerim olmadan, çocuklarımı da oto koltuğuna oturtmadan seyahat etmemek. Bunu takıntı haline getirmek için geçerli bir sebebim de var: ailemizden üç kişiyi kaybettik bundan seneler önce. Emniyet kemerlerini takmış olsalardı, şu an aramızda olacaklardı.

 

Hal böyle olunca, oto koltuklarının, çocukların dahil oldukları trafik kazalarındaki ölüm oranlarını %70’ten fazla azalttığını da bilince, çocuklarımı oto koltuğu olmadan seyahat ettirmek bir alternatif olmuyor benim için. Ha, hiç mi yapmadım? Elbette mecbur kaldığım oldu, oluyor. Sonuçta İstanbul’da (ve hatta yeryüzündeki kaç ülkede) taksilerde oto koltuğu var ki?

 

Bu konuda en çok zorlandığım nokta ise okul gezileri oluyor. Özel okullarda istisnalar olsa da, devlet okullarının servis araçlarında çocukların kemer takması gibi bir gerçek söz konusu değil. Kimse öyle bir bilincin ayırdında değil. Ne servis şoförleri, ne servis ablaları, ne öğretmenler, ne de -işin en korkunç tarafı- veliler... Onlar takmazken, kaldı ki çocuk arabada anne-babasıyla seyahat ederken herhangi bir önlem almazken, serviste arkasına dönerek arkadaşlarıyla sohbet etme şansı olan bir çocuk neden kemer taksın Alla’sen?!

 

İşin üzücü yanı, ben ne kadar çocuklarıma doğruyu anlatmaya, öğretmeye, göstermeye çalışsam da dışarıdan, arkadaşlarından, ya da değer verdiği bir başka yetişkinden gördüğü yanlış davranış, benim ilmek ilmek ördüğüm o doğruları tek bir hamlede yıkıyor.

 

Farklı yaşam doğrularından bahsetmiyorum. Biz, örneğin, evde televizyon seyretmez olduk uzun süredir. Bu bizim evimizin kuralı, herkesin böyle olmasını beklemiyorum. Evimize abur cubur sokmuyor, soktuğumuz zaman da yasakları delmenin dayanılmaz hafifliğini tatmak için hep birlikte ‘suç işliyoruz’. Başka evlerde abur cubur tüketilmesini de eleştirmiyorum. Herkesin kendi bileceği iştir.

 

Ama iş toplum içinde birlikte yaşamanın getirdiği dikkat gerekliliği ve kurallara gelince değişiyor. Serviste kimse kemer takmıyorsa sadece benim çocuğum da onlara uymakla kalmıyor, diyelim ki çok büyük bir direnç gösterip ayrıkotu gibi taktı kemerini, takmayan diğer yolcular kaza anında savrulacakları için yine benim çocuğum için tehlike arz ediyorlar.

 

Oturduğumuz kafedeki yan masamızda sigara içen insan kendi özgürlüğünün tadını çıkarmakla kalmıyor, dumanıyla benim (ve çocuğumun) nefes alma özgürlüğünü de ihlal ediyor.

 

Ben çocuğuma yerlere çöp atmamayı öğretirken parktaki bankta çitlediği çekirdeklerin kabuklarını yere atan, çocuk parkında içtiği bira şişelerini kaydırakların üzerinde bırakan insanlar benim parkımı da kirletmiş oluyorlar.

 

Ben çocuğuma sıra beklemeyi öğretirken, çocuğunun kaydırakta diğer çocukların öne geçmesine ses çıkarmayan ebeveynler, kendi çocuklarına saygısızlık öğretmekle kalmadıkları gibi, bu toplumda sürüp giden ‘hanzo olan kazanır’ algısına da destekte bulunmuş oluyorlar.

 

Nitekim, ebeveynlik çoğu zaman ÇEVREYE RAĞMEN yapılan bir iş oluyor. 

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    04 Haziran 2015 Perşembe 13:05

    çocuk istemek ya da istememk konusunda yıllarca sırf bu yüzden tereddüt ettim. kendim yetişkin olunca soyut yaşamı kabullenip kabuğuna çekilmeyi tercih edebiliyorsun da, çocuklar olunca yeni baştan mecburi bir sosyalleşme gerekiyor, bu toplumda benim gibilerin sosyalleşmesi de ne büyük eziyet!

    Cevapla

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 18351

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 4630

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 7242

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8446

  • İlişkilerde bağlanma çeşitleri
    İlişkilerde bağlanma çeşitleri

    Süresi : 27:40 İzlenme : 1482

BURCUN BUGÜN NE SÖYLÜYOR?

Bugün sizi neler bekliyor? Aşk hayatınızda hangi sürprizler var? Sağlık, iş ve para konularında nelere dikkat etmelisiniz?

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön