"Filmlerde kendimi oynarken utangaç oluyorum"

“Çocuklarıma zaman ayırmak için artık daha az film çekeceğim” diyen Cruz hayatındaki yeni heyecanları, vazgeçemediği yönetmenleri, yalnızlığı ve Saraybosna günlerini anlattı.

"Filmlerde kendimi oynarken utangaç oluyorum"

Kamera önündeki başarısını gerek Oscar gerekse filmlerinin gişe performansıyla kanıtlayan Penelope Cruz’un gözü artık kamera arkasında. Rob Marshall ile birlikte reklam filmi çekerek rejisör koltuğuna ilk kez oturan Cruz, “Danışman” filmiyle de vizyonda yerini aldı.

 

Brad Pitt, Michael Fassbender, kocası Javier Bardem ve Cameron Diaz’la oynadığı “Danışman” filmi vizyona girdi. Ancak Penelope Cruz’un aklı hâlâ Saraybosna’da çekilen, başrol oynadığı “Fanfan la Tulipe”te. Birazdan Saraybosna günlerini okuyacaksınız. Ama Cruz’un hayatında yeni heyecanlar var bugünlerde... Kamera arkasına ısınıyor. İlk yönetmenlik deneyimini marka elçisi olduğu Lancôme’un yeni reklam filminde tattı bile. Heyecanların en büyüğünü ise Javier Bardem’le evliliğinden olan ikinci çocuğuyla yaşıyor. Cambridge Düşesi Catherine’le aynı gün normal doğumla dünyaya gelen küçük kızı Luna, 6 aylık oldu. Leo 3 yaşında. Artık daha az filmde oynayacağını ve çocuklarına daha çok zaman ayıracağını söyleyen İspanyol yıldız, sorularımızı yanıtladı.

 

Sinemayı anne olmadan önce ve sonra diye ayırmanız gerekse, anne olmak sanatçılıktan rol çaldı mı? Zira bir görüşe göre sanatçı olmak daha sıra dışı, cesur hatta delice; annelikse daha tedbirli olmak, maceradan uzak durmak anlamına geliyor...

Tabii ki hayatımda değişiklikler var ama her şeyi dengede tutmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Eskiden daha yoğun bir tempoda çalışırken sonra çocuklarıma daha çok vakit ayırmak istediğime karar verdim. Çünkü çocuğumu kendim büyütmek istiyorum. Bu sebeple yılda bir ya da iki film çekme kararı aldım.

 

Hayatınızdan neleri çıkardınız?

Mutluluk sevdiğim insanlarla birlikte olmaktır. Aile her zaman en önemli şey ve şimdi çocuklarımla hayatım çok daha güzel! Anneliğin bana ancak fazladan mutluluk getirdiğini söyleyebilirim. Onlar için yaptığım fedakârlıklar beni asla üzmez.

 

Özel hayatınızda çocuklar sizin için dönüm noktası olmuş. Peki kariyerinizde dönüm noktaları var mı; yoksa her şey beklediğiniz, olması gerektiği gibi sürprizsiz mi gelişti?

Herkesin hayatında dönüm noktaları vardır; sahneye ilk adımını atmak gibi. Mesela daha yeni bir “ilk” gerçekleştirdim ve bir reklam filmi yönettim. Lancôme’un Trésor parfümü için Rob Marshall ile birlikte bir reklam filmi çektik ve çok keyif aldım. Benim için film endüstrisinin farklı yönlerini keşfetmek her zaman ilgi çekici ve sürprizli olmuştur. Bir oyuncu olarak kamera önünde olmak güzel, ama aynı zamanda bir yönetmen olarak kamera arkasında olmaktan da çok şey öğrendim. Oyunculuk, asla yeni bir rolde oynadığınız için çok şey bildiğiniz hissine kapılmanıza izin vermez. Dünyadaki her iki insan birbirinden faklıdır. Dolayısıyla oyunculuk her karakterin sizi farklı bir yere taşıyacağı muhteşem bir macera gibi. Ancak benim için yine de en büyüğü anne olmak. Hayat insanı şaşırtmaya devam ediyor...

 

Yazarlık, müzik, resim, fotoğraf gibi sanatsal girişimleriniz de var mı?

Reklam çekiminde yönetmenlik deneyimi bile başlı başına büyük bir girişim benim için. Yönetmen arkadaşım Rob’dan bu filmi çekmesini istediğimizde ve kabul ettiğinde çok sevindim. Çünkü normalde reklam filmi çekmeyi sevmiyor. Yetenekli bir yönetmen olmasının dışında, en sevdiğim insanlardan biri.

 

 "Kilit nokta, neyin içinde olduğunu iyi seçmek"

 

Artık kameranın arkasına da geçtiniz. Yeni yapımları nasıl buluyorsunuz?

 Yeni yapımları artık bir yönetmen gözüyle görebilmek, bu konu hakkında daha fazla fikir sahibi olmamı sağlıyor. Kamera arkasında olmaktan da çok şey öğrendim ve orada aktris tecrübelerimi kullanabiliyorum. Çünkü filmi yönetirken oyuncuların ne hissettiğini çok iyi anlıyorum. Şimdilik kendimi sadece reklam ve klip yönetirken görebiliyorum ve film projelerinde yer almayı düşünüyorum.

 

Sizi en iyi yansıtan hangisi: Beyazperdemi, fotoğraflarınız mı, hakkınızda yazılanlar mı, televizyon mu, internet mi, yazılı basın mı?

Aslında filmlerde ya da çekimlerde kendimi oynarken utangaç oluyorum, bu nedenle başka bir karakteri canlandırmakta bir oyuncu olarak daha başarılı olduğumu düşünüyorum. Onun dışında bazen insanlarda farkındalık uyandırabilmek ya da herhangi bir yardım projesinin parçası olabilmek güzel bir şey. Bu anlamda, kişinin farkındalık yaratabildiği oranda dünyaya faydalı olabildiğini düşünüyorum. Kilit nokta, neyin içinde olduğunu iyi seçmek. Yaptığın işin gerçekten insanlara bir yardımı olup olmadığını iyi anlayabilmek.

 

Sinemaseverler sizi hep efsane oyuncularla aynı gruba koyar; Sophia Loren, Grace Kelly, Audrey Hepburn... Neden böyle? Sizin açınızdan beraber rol aldığınız ya da almadığınız efsaneler kümesi, kadınlar ve erkekler dahil olmak üzere, kimlerden oluşur?

Şu ana kadar içinde bulunduğum oyuncu kadrolarını hep başarılı buldum. Örnek vermek gerekirse aynı marka için çalıştığım KateWinslet, Julia Roberts harikalar. Olabilecek en iyi arkadaş çevresi içinde olduğumu düşünüyorum. Her ikisinin yaptığı işleri de çok takdir ediyorum ve az da olsa ikisini de tanıyorum. Sanırım daha iyi bir aktris grubu içinde olamazdım.

 

 Bir Akdenizli olarak Hollywood’da ilerlemek zor muydu?

Elbette her işin kendine göre zorlukları var ama istemek en önemli faktör. Hollywood kendini kanıtlamış kişilerle dolu ve aralarında bir yere sahip olmak gurur verici! Diğer yapımlara göre Hollywood yapımlarının her yerde daha büyük bir ekibi ve daha fazla tanıtıcı filmi vardır. Ama aktörlerin çalışma metotlarını veya role yaklaşımlarını değiştirecek farklılıkları yoktur.

 

Oscar aldığınız törendeki konuşmanızda, tarihe geçecek kadar samimi, mahcup ama çekici bir kadın vardı sahnede. Salondaki yüzlerce Hollywood yıldızının sizi kıskandığını görmek zor değildi? Sizi o törendeki herkesten farklı, çekici yapan neydi?

Her kadın eşsizdir. Dolayısıyla toplumun güzellik adına dikte ettiği kuralları reddediyorum. Bir insanın gözlerine bakarak o insanla ilgili her şeyi görebilirsiniz. İşte bu yüzden güzellik öyle komplike bir şeydir ki onu moda hakkında yazan ya da birtakım kurallara indirgeyen bazı insanların yaptığı gibi bir kafese hapsedemezsiniz. Benim bu tarz kurallara alerjim vardır. Hep de böyle olmuştur.

 

Pek çok kişi, güzelliğin simgesi olarak Sophia Loren’den sonra tahta sizi oturtuyor. Ama bu taht, sıradan bir fizik meselesinden öte güzelliğin felsefesine dair bir mertebe. Kraliçe olmaksa zordur çünkü o tahtta olmak yalnız olmak da demektir. Beyazperdedeki bu yalnızlığın üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Böyle birinin yerine konmak beni çok gururlandırıyor. Ancak bu yalnız olmak değil, tam aksine ne kadar çok kişinin desteğinin sizle olduğunu görmek bence. Ayrıca ben çok güzel bir aileye, çocuklara ve arkadaşlara sahibim. Onların varlığının ve desteğinin beni güçlü ve bağımsız kıldığına inanıyorum.

 

Güzel gülümsemenizin altı özellikle çizilir. Ve o tebessümde yüzünüzde hep fark edilir. Ancak sizin de zor zamanlarınız, gülümseyemeyecek kadar keyifsiz anlarınız oluyordur. Gerçek hayatta da rol yapmanız gerektiği olur mu?

Gerçek hayatta rol yapmanın gerekliliğine inanmıyorum. Ailemle güzel vakit geçirdikçe hayatta her şeyin katlanılır olduğuna inanırım. Sevdiklerimle birlikte iken rol yapmanın bir anlamı zaten yok. Onlar hayatımda olduğu sürece mutluluk yanı başımda.

 

"Çocuklarıma ailemin değerlerini aşılarım"

 

Çocuklarınız açısından, geleceğin dünyası sizi umutlandırıyor mu yoksa endişelendiriyor mu?

Dünya ve bizler her geçen gün değişiyoruz. Geleceğin dünyası elbette ki bugünden çok farklı olacak ancak onu şekillendirmek bizim ellerimizde, çocuklarımızı birer ebeveyn olarak nasıl yetiştirebildiğimizde. Mesela ben onlara ailemin bana aşıladığı değerleri aşılamak isterim; diğer insanları önemsemek ve yardım edebileceğin durumlarda onlara yardım etmek... Çünkü fedakârlık yapman gerektiğinde ya da birine yardım etmenin çaba gerektirdiği zamanlarda yaptığın şey daha değerli olur. Ayrıca ailevi değerleri de aşılamak isterim çünkü ailenin dünyadaki en önemli şey olarak görüldüğü bir ortamda yetiştirildim. Ebeveynlerim bana çok yakındır çünkü çok gençler. Bu durum çok yakın arkadaş olmamızı sağladı. Daima her konuda konuşabildik ve hep de öyle olacak.

 

Röportaj: Aysun Öz

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8441

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1985

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5260

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2293

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3412

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön