Yas süreci ile ilgili bilinmeyenler

Bir kaybın ardından sağlıklı bir yas süreci yaşanmadığında, uzun vadeli bir kederin esiri olabiliyoruz. Oysa yas sürecini anlamak bizi birçok negatif döngünün içinden çıkarmaya yardımcı olabilir.

Yas hakkında bize söylenmeyen şeyler

Yas tutmak bazen zamanın bir köşesinde sıkışıp kalmışız gibi hissettirir. Bazen bu sıkışıklığın nedeni yasın kendisi değildir; bir şeyleri kaybettiğimizin ve yas tutmamız gerektiğinin farkında olmadığımızda bu sıkışma döngüsünde kalırız. Yas, sanılanın aksine sadece bir yakınımız öldükten sonra ortaya çıkmaz. Yası bir kutuya sığdıramayız. Bazı yas çeşitlerinin üstesinden gelmek yıllar sürebilir, bazıları ise birkaç ayda çözülür gider, bazen de yas bir anlık idrak sonucu misyonunu tamamlayabilir. Herkesin yas tutma şekli ve sebebi farklıdır ancak süreçte tek bir şey her zaman aynıdır. Hiç kimse ‘tam zamanında yas tuttum’ demez.

 

Yas tutmak bazen bir gecikme hissi, bir donakalmayla ortaya çıkar. “Ne oldu şimdi?” diye şaşırır kalırsınız. Yas doğrusal bir süreç olarak da ilerlemez. Bazen her şeyi aştığınızı hissedersiniz, bazen de tüm hikaye yüzünüze çarpar durur. Çünkü yas, içten içe görülmek, duyulmak, hissedilmek ister. Gün boyu bir şekilde ondan kaçınabilirsiniz ama o size uykunuzda geri döner. Uyandığınızda yası kalbinizin üzerine uzanmış halde bulursunuz. Yas hiçbir zaman ‘burada yeterince kaldım, artık gidebilirim’ demez. Yas hissi kalbi sıkıştırır, huzurunuzu bozar. Ama yine de o sadece acı çekmenize yarayan kötü bir güç değildir; aslında yas, hayatınızla ve aslında gerçekten neye değer verdiğinizle ilgili bir gerçeğe ve daha derin duygulara eşlik eder. Derinlerde bir şeyi ne kadar çok istemiş olduğunla, birine gerçekten de ne kadar çok değer verdiğinle, bulunduğun yerden ne kadar uzağa gelmiş olmanla ilgili duygular da yasın eşlikçisi olabilir.

 

Mark Nepo’nun güzel bir sözü var: “Gerçeği bilmek için acı gerekliydi ama bu gerçeği hayatta tutmak için acıyı da yaşatmak zorunda değilsiniz.”

 

Yas her zaman bir depresyon hali olarak ortaya çıkmaz. Bazen yas sürecinde ve kalp kırıklığı içinde olabiliriz ve bunu fark etmeyebiliriz.

 

İşte yas sürecini tetikleyen olan bazı olaylar:

  • Bir ayrılık
  • Çocukluk evinizin satılması
  • Her zaman istediğiniz ama hiç sahip olamadığınız bir şey
  • Birinin ölmesi
  • Hala hayatta olan ama sizin hayatınızda var olmayan birisi
  • Bir hayalin kaybedilmesi
  • Boşanma
  • Kısırlık
  • Kendine zarar veren birini sevmek
  • Bir evcil hayvanın kaybı
  • Bir arkadaşlığın bitmesi
  • İşinizi kaybetmek ya da kariyerinizin bitmesi

 

 

Yas tutma süreci

Yas süreci birkaç aşamada gerçekleşir ve ilk aşama genellikle inkar etmekle başlar. Bu da aslında iyi bir şeydir. Savunma mekanizmalarımız bizi korumak için vardır. İnkar etme hali, aksi dayanılmaz olduğunda devreye girer. İdeal olan, inkârın zamanla silinip gitmesi ve yasın gerçekçi bir şekilde hissedilmeye başlanmasıdır. Genellikle yasımızı içimize gömeriz. Yas ufak ufak baş verir ve biz ona dikkat etmeyiz ve kendimizi uyuşturmayı, hissizleşmeyi tercih ederiz. Sonra daha güçlü bir şekilde zıplayarak kendini göstermek ister ve biz de daha ağır bir şekilde ondan kaçarız. İşte bu, yasın içine sıkışıp kalmaktır. Yas yolu bir döngüye dönüşür ve insanlar kendilerini bu döngünün içinde kaybeder.

 

Daha iyi bir yol var mı?

Yas sürecinde kaybolmaktan daha iyi bir yol elbette vardır ama kendiniz seçmediğiniz sürece bu yolu yürümeye zorlanmamalısınız. Bazı kayıplar o kadar zarifçe acıtır ki, kimse gerçekten bunu anlayamaz ve aslında o döngüde kaldığınız için de kimse sizi suçlayamaz.

 

Eğer yolunuzu şaşırtan, başınızı döndüren bir yas döngüsünden çıkmaya karar verirseniz, bu adımları izleyebilirsiniz:

 

1- Anlamak

Başkaları görmese bile kalbinizin kırılmış olduğunu anlamalısınız. Yas tutmanın ‘doğru’ bir yolu olmadığını ve yasın asla doğrusal ilerlemediğini aklınızda bulundurmalısınız. 6 ay, 4 yıl, 15 yıl... Aradan ne kadar zaman geçmiş olduğunun hiçbir önemi yok. Yas için süreler önemsizdir. Siz yasınızı anlamaya ve tanımlamaya başladığınızda yas süreci başlar. Başka bir deyişle, gerçekten neler olduğunu (veya olmadığını) tam olarak idrak etmeye başladığınızda...

 

2- Onaylamak

Yas tutmadan önce, yas tutmaya ihtiyacınız olduğunu onaylamalısınız. Size yük olan bir şey oldu ya da bir şeyin olmamasını yük edindiniz; bunu yürekten kabul etmelisiniz. İronik olarak, bir şeyi yük edindiğinizde size aynı anda hem bir şey verilmiştir, hem de sizden bir şeyler alınmıştır. Sizden nelerin alındığını düşünüyorsunuz? Sırtınıza nelerin yüklendiğini hissediyorsunuz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar yasınızı onaylamanızı kolaylaştıracak.

 

3- Dokunmak

Hissettiğiniz tüm öfke, üzüntü, zorluk, direnç, merhamet gibi duygularınızın yanı sıra kaybınıza da dokunmanız gerekir. Kaybınızın hayatınıza getirdiği duygulara yer açmak, yasınızla da temas etmenizi sağlar. Sezgisel olarak çaresizce hissetmek istemediğiniz duygulara dönmek isteyebilirsiniz ama bu duygularla temas etmeden, onlarla bağlantı kurmadan ve onlara dokunmadan yas sürecinizi tamamlamanız mümkün değildir. Kaybınızı elinizde tutup hissetmelisiniz, kalbinizde ve hayatınızda hissetmelisiniz. Kaybın tümünü hissetmeniz gerekir. Yas, durup dinlenmeksizin hissedilmeyi talep eder. Ya duygularla yüzleşmek için kendinize izin verirsiniz, ya da yanlış yönlendirilmiş bir kendinizi koruma duygusu içinde bir kabuğa sıkışıp kalırsınız.

 

4- İlerlemek

Yas hissi bazen o kadar uzun süre takılır kalır ki onunla neredeyse arkadaş olursunuz. Tanıdık ve öngörülebilir olmasıyla tuhaf bir şekilde rahatlatıcı bile hissettirir. Yasla baş etmek demek bu tanıdık hisleri bırakıp daha az tanıdık ve öngörülür olan, dolayısıyla daha korkutucu bulduğumuz yeniliklere doğru ilerlemeyi bilmek gerekir. Yine de yasınıza gerçekten hitap etmek için onunla gerektiği kadar yürümeli ve onun merkez üssüne kadar ilerlemelisiniz. Klasik bir kahramanın yolculuğu hikayesinde olduğu gibi, balinanın karnına girmeniz gerekir. Orada – ve yalnızca orada – acınızın diğer tarafında sizi bekleyen o öngörülemez yaşam parçalarının kapısını bulacaksınız. Yani... Kalbinizin kırıldığını anlayın. Neden kırıldığını anlayın. Yasınıza dokunun. Acının diğer tarafına giden tek yol olduğu için yasınızın merkezine doğru hareket edin.  Unutmayın, yaşadığınız bu yas sizindir ve onu dilediğiniz kadar yanınızda taşıyabilirsiniz. Sadece yeterince hazır hissettiğinizde onu bırakın ve eğer hazır hissetmiyorsanız, gerçekten hiç sorun değil. Eğer artık yasınızla yüzleşip onu bırakmaya hazırsanız, daima profesyonel destek alabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Yasın içinde dolaşmak öngörülemeyen, bazen de tehlikeli olabilen bir yolculuktur. Bunu hiçbir zaman yalnız yapmak zorunda değilsiniz.

 

 


Referanslar

Katherine Schafler. "The One Thing No One Ever Says About Grieving". (18.06.2017). Şuradan alındı: https://thriveglobal.com/stories/the-one-thing-no-one-ever-says-about-grieving/#utm_source=Arianna&utm_medium=Facebook

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Uykusuzluğa basit çözümler!
    Uykusuzluğa basit çözümler!

    Süresi : 05:25 İzlenme : 10221

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 10723

  • Hangi vitamin hangi besinlerde bulunur?
    Hangi vitamin hangi besinlerde bulunur?

    Süresi : 01:41 İzlenme : 4592

  • Kol sarkmalarına karşı egzersiz
    Kol sarkmalarına karşı egzersiz

    Süresi : 02:09 İzlenme : 3128

  • Sezaryen mi normal doğum mu?
    Sezaryen mi normal doğum mu?

    Süresi : 01:53 İzlenme : 14383

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön