Şifacıların gizemli gücü

İnançların beden üzerindeki etki mekanizmasını anlamak üzerine çalışmalar sürüyor.  

Şifacıların gizemli gücü

Birkaç on yıldır etnologlar iyileştiricilerin, şamanların ve diğer iyileştirme sanatı uzmanlarının pratikleriyle ilgileniyor. Bu alandaki ilk çalışmalar, Claude-Lévi-Strauss’un 1949’daki iki ünlü makalesi ile hız kazanıyor. “Le sorcier et sa magie” (Cadı ve büyüsü) ve “L’efficacité symbolique” (Sembolik etkinlik). (1) Yazar, bu makalelerde her şeyden önce inancın reddedilemez gücünün altını çiziyor. Şamanlar ile hastalarını incelerken “şamanistik kompleks” ifadesini kullanıyor.

 

Bu kompleks ile Lévi-Strauss, şamanik kürü “yabani psikoterapinin” bir formu ile karşılaştırırken etkilerini açıklamaya çalışıyor. Aynı kürleri psikanalitik tedavilerde bulabileceğimizi ve bu kürlerin bütün psikosomatik bozuklukları yenebileceğini ileri sürüyor. İki makaleye eleştiriler yöneltilmesine rağmen, bu alandaki araştırmalar zaman içinde gelişmeyi sürdürdü.  

 

Sonraki etaplardan biri gösterdi ki, iyileştirme uygulamaları “sembolik kompleks sistem” üzerinde etkili. İnanç, tek başına yeterli değil. Harekete geçirdikleri sosyal ve kültürel süreçlerin doğası gereği, şifacılar “yabani psikologlara” indirgenemezler.

 

Kuzey Amerika antropoloji çalışmaları, “basit” plasebo-terapi (2) hipotezlerini aşmaya izin veriyor. Bu çalışmaların içerdiği hipotezlere ilgi gösterildiği açık. Ancak bu ilgi, daha ziyade Frankofon Avrupa’daki, kendi başlarına homojen bir grup oluşturmayan şifacıların pratikleri ile ihtiyatla karşılaştırılan şamanik uygulamalarla ilgili. Bununla beraber, her ikisi de, şaman da şifacı da, terapötik güçlerini özel bir deneyimden alıyor. Bu deneyimin iki yönü var.  İlki, ruhlar dünyasına yolculuk. İkincisi bir hastalık ya da yoğun acı deneyimi. İlgili kültürel bağlamlar ve sembolik sistemler bir yana, görünmez güçleri güçlü bir duygusal bileşen ile harekete geçiriyorlar.

 

Plasebo terapisi

Meselâ Wallonie’de (3) şifacı, toplumun onun gücünü bu gücü deneyimlemiş kişilerin tanıklığına dayanarak kabul eden kısmının etkili bulduğu “doğuştan gelen yeteneğe” sahiptir. Hastalar son çare olarak şifacıya başvururlar. Çektikleri acıyı dindiremeyen veya gördükleri ilaç tedavisine dayanmalarına yardım edemeyen terapist listesiyle tükendikten sonra. Şifacı, hastasını dikkatle dinledikten sonra bir pandül, Lecher anteni veya kutsal kabul edilen bir obje kullanır. Ya da ellerini kullanarak hastasının yaydığı enerjiyi anlamaya çalışır.   

 

Bu uygulamaların şekli çok önemli değil. Değişmez bir durumu sarmalayan bir ambalaj gibi görünüyor: Hepsi, hastalarını düşünsel yolla, bir tür tanrısallıkla, onlara enerji transfer ederek veya üzerlerindeki hastalığı alarak iyileştirdiklerini söylüyor. Özetle şifacılar, danışanlarını muayenehanelerinde, düşünceleri veya zihin güçleriyle iyileştirdiklerini ifade ederler. Bu çerçevede terapist-hasta ilişkisinin “ritüel” kısmı, çoğu zaman en basit ifadesine indirgenir. Terapist görünmez kuvvetler, dalgalar gibi ifade açısından zengin bir kelime haznesi kullanır. Oysa bu, şamanik uygulamalarda hiçbir zaman geçerli değildir. Şifacıların sözlerini ve onların güçlerine tanıklık eden çok sayıda ifadeyi dikkate alırsak, şunu itiraf etmemiz gerekir: Bütün bunlar belirli bir topluluğun "kültürü" olarak adlandırılan şeyin sürekli inşa sürecinin bir parçası, ancak mevcut sonuçları açıklamak için yeterli değil.

 

Geriye, terimin terapötik anlamında, şifacıların “etkili” olduğu fikrini ortaya koyan sosyo-bilişsel mekanizmaların dayandığı diğer unsurları tanımlamak kalıyor. Bunu yapmak için, eleştirel bir tavır benimsemek ve aşırı yorum yapmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü bir yandan, şifacıya fizyolojik veya psikolojik etkinlik atfetmeye yönelik herhangi bir girişimi peşinen kabul etmeyi doğru bulmamak bilim dünyasında yaygın bir eğilim. Ancak diğer yandan, duaların veya sembolik bir boyut içeren diğer uygulamaların terapötik etkisini gösteren çalışmalar, (hatta bazen deneyler) giderek artmakta.

 

VÜCUT ASLA UNUTMAZ Travma sonrası stres bozukluğu s... PLASEBONUN MUCİZEVİ GÜCÜNÜN 11 KANITI Science et Vie (Bilim ve Hayat) ...

 

Terapötik ittifaka doğru

Eğer şifacının düşünce ve zihin yoluyla herhangi bir terapötik gücü olduğunu kabul edersek, onun zihin gücüyle iyileştirip iyileştiremeyeceğini iyi açıklamamız gerekir. Meselâ, gerçekten de hiçbir şifacı, bir kanser hastalığını iyileştirebileceğini iddia edemez. Bununla birlikte, şifacılara başvuranların ifadeleri, şifacının ağrı, egzama gibi sorunları iyileştirdiğini doğruluyor. Güçlü bir psikosomatik bileşene sahip birçok semptom mevcut. Özetle, yapılan son çalışmalar, insanın ve insan topluluklarının, her yerde ve daima düşüncenin beden üzerindeki etkin gücünün anahtarı gibi görünen bir terapötik ittifak inşa etmekte olduğunu açıkça ortaya koyan yeni bakış açıları sunuyor. 

 

Makalede önerilen kitaplar:

(1) Antropologie structurale, Paris, Plon, 1958

(Yapısal antropoloji. Plon Yayınevi)

 

(2) Halifax J. Shaman: The Wounded Healer, Londres, Thames & Hudson, 1982.

(Yaralı şifacı. Thames&Hudson yayınevi.)

 

Achterberg J. The Shaman: Master Healer in the Imaginary Realm, in S. Nicholson (Dir.), Shamanisme, Wheaton - Madras, Quest Books, 1987.

(Şaman: Düşsel âlemde usta şifacı.  Şamanizm. Quest Books Yayınevi)

 

(3) Schmitz O. Soigner par l’invisible. Enquête sur les guerisseurs aujourd’hui. Paris, Imago, 2006.

(Görünmez şifa. Günümüz şifacıları üzerine araştırma.) 

 

Şaman ve hipnozcu

Bazı etnologlar, sembolik terapi ile psikoterapi arasında yakınlık kurma çabalarını incelediler. Fransız antropolog ve etnolog Bertrand Hell’in (1) temel katkısı, şamanik tedavilerde kullanılan ve hipnoterapistlerin “duygusal ayarlamalar” gibi kavramlar kullanarak isimlendirdiklerine yakın olan mekanizmalardan alınan verimi göstermeyi sağladı. Bu mekanizmalar, genelleyebileceğimiz, aynı ağrılar ve semptomlardan kaynaklanan deneyimlere dayalı bir terapötik ilişki biçimine gönderme yapmakta. Şifacılar, tıpkı şamanlar gibi, hastalarınınkine benzer deneyimlerden “geçmiş” oluyor. Onların neler yaşadıklarını en iyi şekilde anlamalarını sağlayan da zaten bu deneyim.  Duygusal iletişime dayanan böyle bir ilişki, terapistin hastasına iyileşme yolunda daha iyi eşlik etmesini sağlayabilir. (2) Araştırmacıların şamanik ve hipnotik tedaviler arasında yaptıkları çok sayıdaki karşılaştırma, biyotıbbın uzun süredir hafife aldığı, insan ruhunun çeşitli boyutlarını harekete geçiren sosyal ve bireysel bütün tedavi mekanizmalarının, –yaşadığımız bölgelerdeki şifacıların tedavileri de dahil– anlaşılmasına yardımcı olabilir.

 

“Şaman ve hipnozcu” başlığında önerilen kitaplar:

(1) E. Collot & B. Hell. Soigner les âmes. L’invisible dans la psychothérapie et la cure chamanique. Dunod, 2011.

(Ruhu iyileştirmek. Görünmez psikoterapi ve şamanik tedavi. Dunod Yayınevi)

 

(2) Michaux D. Hypnose et dissociation psychique. Paris, Imago, 2006

(Hipnoz ve psişik ayrışma. Imago Yayınevi)

 

Science Humain Dergisi, Eylül 2019 sayısı

Makale: Olivier Schmitz

Sosyal antropolog

Catholique de Louvain Üniversitesi (Belçika), Sağlık ve Toplum Araştırmaları Enstitüsü’nde araştırmacı.  

Soigner par l’invisible (Görünmez şifa) kitabının yazarı. 

 

Fransızca’dan çeviren: Perihan Özcan

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 13386

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

  • Arvigo masajı nedir?
    Arvigo masajı nedir?

    Süresi : 03:37 İzlenme : 300

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön