“Sen kimsin? Bu dönülmez yolculuğa neden çıktın?”


İnanna’nın Yeraltına Yolculuğu hikayesinde, yeraltı kapılarının muhafızı Bidu, her bir kapıda İnanna’yı durdurur ve ona bu soruyu sorar. İlk kapıda öfkeden deliye dönen İnanna, “ben yedi tapınağın koruyucusu, yeryüzünün kraliçesi, tanrıça İnanna’yım, aç kapıyı!” diye bağırır.


Bidu, yeraltı tanrıçası ve İnanna’nın karanlık kız kardeşi Ereşkigal’in talimatıyla, her kapıda bu soruyu sorduktan sonra İnanna’nın üzerinden bir eşyayı alır. Tacını, pelerinini, göğüs zırhını, asasını... Yedinci kapıya gelindiğinde, yeryüzünün hakimi olduğunu gösteren hiçbir eşyası kalmamıştır artık İnanna’nın. Soruyu son kez, çok daha kısık bir sesle, şöyle cevaplar: “Bilmiyorum... Kapıyı aç da geçeyim.”


Koskoca Sümer tanrıçasının sadece üzerindeki birkaç parça eşyayı kaybetti diye kimlik krizi yaşadığını hiç zannetmiyorum. Ancak hikayede derinleştikçe, sadece kendisi olarak yeraltındaki kardeşinin taht odasına girmesinin çeşitli anlamları olabileceğini anlıyoruz. Bu dünyadaki en güzel hikayelerden biri olan İnanna’nın Yeraltına Yolculuğu’nu tam bu noktada bir kenara bırakıp, kendi yeraltı kapılarımı kurcalamaya başlayabilirim.


İnsan nasıl kendisi olabilir? Dahası, kendin olmamak nasıl mümkün olabilir? Kendim olmayıp da kim olacağım? Kendi kendimden ibaretken, kendim olmakla ilgili nasıl sorunlar yaşayabilirim?


Bir açıdan bakıldığında, kendin olmakla ilgili iki hal var; nasıl biri olduğunu düşünmeden, sadece var olduğun halin ve bir de nasıl olduğundan çok, nasıl göründüğünü ve nasıl algılandığını ziyadesiyle kafana takarak var olmaya çalıştığın halin. (Bir de ‘karanlık ikiz kardeş’ meselesi var ki, onu da Jung’un hayaleti önünde yerlere kadar eğileceğimiz başka bir yazıya saklayalım.)


Yani aslında, kendin gibi olmadığın veya olamadığın haller, etrafta başka birilerinin olmasıyla fazlasıyla ilintili. Elbette İnanna’nın etrafta kimse yokken de üzerine pelerinini geçirip kendini ‘daha bir kraliçe gibi’ hissettiği oluyordur. Bir düğüne hazırlanırken arkadaşımın o harika elbisesini deneyip ‘yok ya, hiç kendim gibi hissetmiyorum’ dediğim olmuştu. Ancak mesele üzerimize ne giydiğimizle ilgiliyse, hem üzerinde minik hayaletler olan pijama takımımla hem de şu muhteşem mürdüm rengi, dantel desenli elbisemle kendimi ‘tam da kendim gibi’ hissedebiliyor olmamda bir tuhaflık olmalı.




Kendini nasıl algılıyorsun?

Kendimiz ‘gibi’ hissetme halinden bahsederken karşımıza ‘benlik imajı’ (self-image) kavramı çıkıyor.


Random House Dictionary, benlik imajını “kişinin kendisi hakkında sahip olduğu fikir, anlayış veya zihinsel imaj” olarak tanımlar. Aynaya baktığında ne gördüğün ya da kendini düşündüğünde, zihninde beliren görüntü.


Benlik imajı kendimizi nasıl algıladığımıza göre değiştiğinden, mental durumumuz üzerinde doğrudan etkisi olan bir kavram. Eğer olumlu bir benlik imajına sahipsek, içsel dengemizin yerli yerinde kalması daha da kolaylaşıyor. Ancak eğer kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz ve kendimizi algılama biçimimiz pek sağlıklı değilse, bu bizi bazı psikolojik sorunlara doğru iteleyebiliyor.


Çeşitli istatistiklerle ufkumuzu açan The World Counts websitesinde, benlik imajı ile ilgili ilginç sonuçlar yer alıyor:


  • Kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada 4 kadından 3’ü, aşırı kilolu olduğunu söyledi. Oysaki 4 kişiden yalnızca 1’i gerçekten de aşırı kiloluydu.

  • Aynı çalışmada, mankenlerin fotoğraflarına baktıktan sonra 10 kadından 7’si kendini eskisinden daha depresif ve kızgın hissetti.

  • Bir tür yeme bozukluğu olarak bilinen Anoreksiya Nervoza, tüm psikiyatrik hastalıklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip. Bu bozukluğu deneyimleyen kişiler, ne kadar zayıf olurlarsa olsunlar kendilerini kilolu hissediyorlar ve yemek yemekten kaçınıyorlar.

  • Amerikalı kadınların yalnızca %5’i medyada gösterilen ideal vücut tipine doğal olarak sahip.

  • Her 10 lise öğrencisinden sadece 1’i aşırı kilolu. Ancak 10 öğrenciden 9’u bir diyet uygulayarak ideal kilosuna ulaşması gerektiğini düşünüyor.

  • Yeme bozukluklarının ‘kadın hastalığı’ olduğunu düşündükleri için, erkeklerde bu tür psikolojik rahatsızlıklar daha seyrek görülüyor.



Tam olarak kim olduğunuzu, nasıl göründüğünüzü, neye benzediğinizi anlayabilmek için yeraltının kapılarına varmanız gerekmiyor ama uzmanlar, bazı çalışmaların benlik imajını güçlendirmek ve olumlu bir şekilde yapılandırabilmek için faydalı olabileceğini söylüyor. Positive Psychology websitesinde önerilenler şöyle:


1- “Troll Travels-Ben Kimim” egzersizi

Kendiniz hakkında daha net bir fikir oluşturmak için önerilen iki bölümlük bu egzersizde, önce kendinize “Ben kimim?” diye sormanız gerekiyor.


Birinci bölümde, sizi siz yapan iyi veya kötü her şeyi yazmanız isteniyor. (Çalışma kağıdında yaklaşık 50 madde yazabiliyorsunuz.) Kötü olan şeyleri özellikle yazmanız gerekiyor, 2. bölümde onlara ihtiyacınız olacak. Özelliklerinizi yazdıktan sonra, bir köprüye geldiğinizi hayal edin. Burada bekleyen Troll Trevor, özelliklerinizin %30’unu almak isteyecek. Niteliklerinizin neredeyse 3’te birini ona verdikten sonra devam edin. İkinci köprüye geldiğinizde de elinizdekilerin 3’te birini bırakın. Üçüncü köprüde de aynısını yapın. Yolculuğun sonuna geldiğinizde, elinizde başta yazdığınız niteliklerinizin neredeyse %10’u kalmış olacak. Bunlar, sizin en değerli ve önemli nitelikleriniz. Dikkatinizi bu özelliklerinize verin!


2- Kendinizle ilgili sevdiğiniz 10 şey

Basit ama çok güçlü bir egzersiz olarak açıklanan bu çalışmada, sadece kendiniz hakkında sevdiğiniz 10 şeyi yazmanız isteniyor. Aktif olarak kendinizde olumlu olan şeyleri aramak, kendinizi pozitif bir şekilde ele almanızı çok daha kolaylaştırır. Eğer yazarken 10’dan fazla özellik bulursanız da yazmaya devam edin, fazla iyi huy göz çıkarmaz!


3- Sahip olduğunuz 10 beceri

Daha iyi bir benlik imajı oluşturmak sadece kendimizi sevmekle ilgili değil, her bir benlik imajı boyutunda kendimizi geliştirmekle ilgilidir. Bir kalem ve bir kağıt parçası alın ve sahip olduğunuz 10 beceriyi listeleyin. Havalı bir şekilde paten kayabiliyorsunuzdur, Excel tabloları sizden soruluyordur, resim yapabiliyorsunuzdur... en az 10 beceri yazın ancak daha fazlasını keşfederseniz, devam edin. Ayrıca, kendi imajınızı daha da güçlendirmek için, diğer insanların bu beceriden nasıl yararlandığını veya yararlanabileceğini açıklayan kısa notlar da ekleyebilirsiniz. Değerli bir beceriye sahip olduğunuzu görmek, kendi değerinizi daha doğru algılamanıza yardımcı olur.


4- Gurur duyduğunuz 5 başarı

Benlik imajını geliştirmeye yönelik önerilen diğer bir liste egzersizi, başardığınız için kendinizle gurur duyduğunuz en az beş şeyi yazmak olacak. Okulu dereceyle bitirmek kadar, bir sınavda başarılı olmak da gurur listenize dahil olabilir. Büyük, küçük fark etmez, sizi gururlandıran başarılarınızın hakkını verin.


5- Yardım ettiğiniz 5 kişi

Maddi-manevi yardımcı olduğunuz insanları düşünün. Burada da büyük-küçük diye ayırmayın, birine verdiğiniz bir tavsiye de, ayırdığınız uzun bir vakit de önemli birer yardım olabilir. Bu kişilere nasıl yardımcı olduğunuzu detaylıca yazın. Başkalarına yardım edebileceğiniz gerçeği, başkalarına sunacak değeri olan biri olduğunuzu gösterir.


6- Size yardım eden 5 kişi

Bazen yardıma ihtiyaç duyuyor olmamız bizi daha az değerli yapmaz, aksine, düşündüğünüzden daha değerli bir insan olduğunuzu bile fark edebilirsiniz, çünkü o insanlar sizi yardım etmeye layık görmüşlerdir. Her kişi için, size nasıl yardım ettiklerini detaylıca yazın. Bu insanların sizde görmüş olabileceği nezaket, vicdan, doğal yetenek gibi özelliklerinizi de düşünün ve listenize dahil edin.


7- Hayatınızla ilgili değer verdiğiniz 50 şey

İşte en çok zaman ve çaba isteyen liste! Şükretmenin faydaları bilimsel olarak da kanıtlandı ve gerçekten de hayatınızda yer alan iyi şeyleri fark etmek, öz değerinizi daha derinlemesine anlamanıza yardımcı olur.


Listeler tamam, aynalarla barışma zamanı

Kendinizle ilgili gerçekleri fark etmek için Instagram etkileşimlerinizi ya da çevrenizdekilerin sizin için söylediklerini analiz etmek yerine bu listeleri yapmak için zaman ayırmak, kendiniz için yapabileceğiniz en iyi çalışmalardan biri olacak. “Ben kimim?” sorusu yüzyıllardır milyonlarca insanın kafasını kurcalıyor, bu kafa karışıklığının psikolojik bir rahatsızlığa dönüşmemesi için çabalamak elinizde. Sıra yeraltındaki karanlık ikizimizle karşılaşmaya geldiğinde, kendi değerimizin farkında olmak çok işimize yarayacak!




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.