Kültürel zeka nedir?

Yurt dışında yaşama fikri sizi korkutuyor mu? Farklı kültürlerden kişilerle bir araya gelince nasıl davranacağınızı bilemiyor musunuz? Kültürel zekâ türü üzerinde çalışmak size yardımcı olabilir.

Kültürel zekayı geliştirme yolları

Günümüz dünyasında kültürler iç içe. Farklı kültürlerden kişiler artık birbiriyle hızla tanışıyor. Sosyal medya ile sınırlar kalkıyor ve farklı hayatlar gözümüzün önüne taşınıyor. Dijital göçebelik modelindeki meslekler hızla yaygınlaşıyor. Kültürel farklılıklara ve yeniliklere açık olmak artık sadece çok kültürlü ortamda çalışanları değil hepimizi ilgilendiriyor. Farklı kültürlerin olduğu ortamlara kolayca adapte olabilmek için kültürel zekâyı geliştirmek iyi bir fikir.  

 

Kültürel zekâ nedir?

Kültürel zekâ kavramı ilk olarak Harvard Business Review Dergisi’nde yayınlanan bir makalede ortaya atıldı. Akademisyenler P.Christopher Earley ve Elaine Mosakowski ‘nin yeni bir zekâ türü olarak ortaya koyduğu kültürel zekâ, bireyin farklı bir kültürel ortamda veya çok kültürlü bir ortamda işlevlerini yerine getirmesi ve başarılı olmasıyla tanımlanıyor. Kültürel zekâsı yüksek kişiler kültürel evrenselliklerin ve kültürel farklılıkların bilincinde oluyor.

 

Kültürel zekânın IQ ve EQ’dan farkı nedir?

Kültürel zekâyı anlamak için IQ (Intelligence Quotient) ve EQ (Emotional Quotient) terimlerini hatırlamak gerekiyor. Geleneksel IQ kavramı, bilişsel yetenekleri ve zihinsel kapasiteyi ifade ediyor. IQ kavramından sonra ortaya çıkan EQ yani duygusal zekâ ise kişinin kendi duyguları ve başkalarının duygularının farkına varabilmesi, bunları ayırt edebilmesi, gözlemleyebilmesi ve bunları yönetebilmesi olarak özetleniyor. Özellikle de empati gösterebilme, duygusal zekanın en önemli parçalarından biri. EQ yerine EI (Emotional Intelligence) terimi de kullanılabiliyor.

 

Ünlü psikolog Howard Gardner ‘ın ortaya sürdüğü Çoklu Zeka Teorisi’ne göre ise 7 farklı zeka türü bulunuyor. Zekâyı müziksel zekâ, dilsel zeka, uzaysal zeka, matematiksel zeka, bireyler arası zeka, bedensel zeka ve çevresel zeka olarak sınıflandıran bu teoriye göre, bireyler farklı zeka türlerinden biri veya bir kaçında farklı ölçülerde yetenek gösterebiliyor. Birçok eğitim kurumunda halen bu zekâ sınıflandırmasına yönelik ölçme ve değerlendirme çalışmaları uygulanıyor. Kültürel zekâ (CQ) türünün ise çoklu zekâ kuramındaki tüm zekâ türlerini kapsadığı söyleniyor.

 

Kültürlerarası bir ortamda bulunduğunda nasıl yaklaşacağını bilmek ve etkin olmak, kültürel zekânın göstergesi sayılıyor. Kültürel zekâsı gelişkin bireyler kültürlere ait yaklaşımları algılayarak bunlara uygun davranış sergileyebiliyor ve böylece daha çabuk uyum sağlıyor. Kültürel zekâ, kişinin farklı kültürlerde sosyalleşebilme yeteneğini de etkiliyor. Kişi, kültürlerarası bir ortamla karşılaştığında kültürel normları fark edebiliyor ve bunlara uygun olarak nasıl yaklaşacağını belirleyebiliyor.

 

Bu zeka türünün hem bilişsel, hem motivasyonla ilgili hem de davranışsal bileşenleri bulunuyor. Kişilerin kültür konusundaki algılarını objektif olarak ortaya koyan bilimsel ölçekler ile inceleniyor. Bilimsel olarak kabul bulan ve araştırmalara konu olan bu zekâ türünün yüksek olması, özellikle iş dünyasında çokuluslu şirketlerde aranan bir özellik olarak öne çıkıyor. Kültürel zekâsı yüksek kişiler iş hayatında şu özelliklerden dolayı tercih ediliyor;  

 

  • Yeni kültürel şartlara etkin şekilde uyum sağlama yeteneği
  • Çoklu kültürler içinde etkin şekilde iletişim kurma yeteneği
  • Kültürler arası ortamlarda etkin bir şekilde adapte olabilme yeteneği

 

Kültürel zekâyı nasıl geliştirebiliriz?

Uzmanlar, kültürel zekânın gelişiminin evreler halinde olduğunu söylüyor. Kişi; yeni kültürlerle sık sık bir araya gelmiş olsun veya olmasın, altı farklı evreden geçiyor. Bunlar inkâr, savunma, küçük görme, kabul, adaptasyon ve bütünleşme. Elbette inkâr ve savunma gibi evreler kişinin yeteneğine bağlı olarak hızla aşıldığında, farklı kültürlerle uyum ve bütünleşme de kolaylıkla yakalanıyor. Yani kişi farklı kültürlerle bir araya sık sık geliyor olsa da, gelişim evrelerinin inkâr, savunma ve küçük görme gibi aşamalarında kaldıysa kültürel zekâsının gelişmesi garanti değil. Öncelikle, adaptasyon için çaba gösterilmesi gerekiyor. Bunu aştıktan sonra kültürel farklılıklara daha sıcak bakmanın ve uyum sağlamanın önü açılmış oluyor. Farklılıkları fark etmekten bağımsız olarak, kişinin kendinde taşıdığı ön yargılar bu anlamda oldukça belirleyici oluyor. Bu konudaki esnekliklerini test etmek isteyenlere, farklı ortamlarda kendilerini gözlemlemeleri öneriliyor. 

 

Konu kültürel yeterlilik konusuyla bağlantılı olsa da aynı anlama gelmiyor. Farklı kültürel ortamlara girildiğinde adapte olmak ve problem çözmek de kültürel zekânın belirtisi. Kültüre özgü davranışları fark etmenin yanı sıra, kültürü yansıtan davranışlar gösterilirken o kişilerin neler hissettiğini de tahmin edebilmeyi gösteriyor. Özellikle de kültürel zekâsı yüksek yöneticiler, iş hayatında kültüre özgü bir durumda kişilerin neler hissettiğini anlıyor ve durumu yönetebiliyor. Bütün bunlar için hem IQ hem de EQ ‘ya ihtiyaç olduğu söyleniyor. Her iki zekâ türü de kültürel zekânın kritik bir bileşeni olarak tanımlanıyor.

 

Kültürel zekâyı desteklemek için öncelikle farklı kültürlerle olan deneyimleri arttırmak öneriliyor. Yurt dışında okumaya gitmek gibi deneyimler davranışlara yönelik mecburi değişimler gerektirdiği için kısa süre içinde etki sağlıyor. Farklı kültürlere maruz kalmak duygusal zekâ, bilişsel zekâ ve kültürel zekâ türleri arasındaki etkileşimi arttırıyor. Kültürler arası farkları kucaklamak için yeni hayat deneyimleri yaşamak öneriliyor. Böylece zengin yaşam deneyimleri ile memnuniyet duygusu artıyor ve bu gelişim, yeni deneyimlerden korkmamayı, yeniliklere adapte olmayı sağlıyor.

 

Bireyin farklı bir kültürel ortamda veya çok kültürlü bir ortamda işlevlerini yerine getirmesi ve başarılı olmasını sağlayan kültürel zekânın, yaşam doyumunu pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği de ortaya çıkmış durumda. Yaşam doyumu, insanın tüm yaşamında kendini iyi hissetmesi ve bunun pozitif etkilerini dışarı yansıtması anlamına geliyor. Kısacası kültürler arası iletişimi arttırmak yaşamdan alınan tatmini ve olumlu duyguları da arttırıyor.

 

 

Yazı: Senem Tahmaz

 


Referanslar: Tuba Büyükbeşe, Bülent Yıldız, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi (2016). Şuradan alındı: http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt9/sayi45_pdf/4sosyoloji_psikoloji_felsefe/buyukbese_tuba_bulentyildiz.pdf

 

DUYGUSAL ZEKA NEDİR? "Duygusal zeka doğuştan gelen bi... YÜKSEK ZEKAYA SAHİP KİŞİLERİN 10 İYİ VE KÖTÜ ÖZELLİĞİ Sosyal kaygılı insanların genell...

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    24 Aralık 2019 Salı 20:24

    Her zaman ki gibi mutsuzum hayat bize bazı şeyleri bağış etmiyor en önemlisi işsizlik hat safhada lanet olsun 4 yıl boşuna okumuşum

    Cevapla

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 13386

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

  • Arvigo masajı nedir?
    Arvigo masajı nedir?

    Süresi : 03:37 İzlenme : 300

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön