Göbek bağı geç kesilmeli diyen ebenin 10 yıllık mücadelesi

Göbek bağlarını erkenden keserek bebekleri risk altına mı sokuyoruz? Ebe Amanda Burleigh, göbek bağını kesmeden önce beklenmesi gerektiğine dair kanıtlar aradı, sistemi değiştirmeye çalıştı ve bunun için 10 yıl mücadele etti.

İngiliz ebenin ‘göbek bağı’ mücadelesi

Bir ebe olan Amanda Burleigh, son 10 yılını, bebeklerin göbek kordonlarını bağlamadan önce daha fazla beklenilmesi için kampanya yaparak geçirdi.

 

Daha sonraları araştırmalarla desteklenen içgüdüleri, bebeklerin plasentadan gelen kandan yararlandıklarını söylüyordu. Göbek kordonunu doğumdan sonra hemen kesmek, hayati kan hücrelerini alamamaları anlamına geliyordu.

 

10 yıl sonra, günümüzde ise İngiliz Ulusal Sağlık Enstitüsü (NICE), standart kurallarında değişikliğe gitti. Artık doktorlar ve ebeler, kurallar gereği göbek bağını, rutin bir şekilde doğumdan sonra en az bir dakikadan önce bağlamayacak, bunun yerine ortalama beş dakika – ya da annenin isteğiyle daha fazla – boyunca bekleyecekler. 

 

Burleigh, bu değişimi nasıl başardığını ve değişimin ülke çapındaki anneler ve bebekleri için ne anlama geldiğini şu şekilde anlatıyor:

 

“Bir ebe olarak, göbek kordonunu hemen bağlayacak şekilde eğitildim ve 16 yıl boyunca bu şekilde çalıştım. Bu süre içerisinde, iki erkek çocuğum oldu ve her ikisi de okulda takviye eğitim desteğine ihtiyaç duydu.

 

 

Öğretmenler sürekli sağlık problemleri olan birçok öğrencileri olduğundan, astımdan alerjilere, otizmden hiperaktiviteye, pek çok çocuk hastalığının yaygınlaştığından bahsederlerdi.

 

 

Arkadaşlarımın da benzer şeyler yaşadıklarını fark ettim. Toplamda 14 çocuklu 6 ebeydik ve çocukların altısı, öğrenme bozukluğu yaşıyordu.

 

Düşünmeye başladım; bir şeyler ters gidiyordu. Alkol, sigara, şeker ve hatta suni gübrelerle olan ilişkileri araştırdım.

 

“Aldığım eğitimi sorguladım…”

Tehlike çanları çalıyordu. Bir gece, Vera Drake adında bir film izliyordum; film, 1950lerin Londra’sında yasadışı kürtaj yapan orta sınıf, çalışan bir kadının hikâyesini anlatıyordu. Kadınlara yardım ederek iyi bir iş yaptığına inanıyordu; nihayetinde ise davranışlarının zararlı sonuçlar doğurabileceğini anlıyordu.

 

Film, bir ebe olarak mesleğim ve nasıl göbek kordonunu hemen bağlayacak şekilde eğitim alışımız üzerinde düşünmemi sağladı. Bu uygulamanın dayanağı olan herhangi bir araştırmanın olmadığını fark ettim ve bu kanıt temelli olmayan müdahaleye meydan okumaya karar verdim.

 

 

Teorimi araştırmaya başladım ve göbek kordonunun hemen bağlanmasının otizm ile ilişkili olduğunu iddia eden bir araştırma buldum; ancak elde pek de kanıt yoktu.

 

Birkaç uzmana danıştım. Uygulamayı değiştirmek istiyorsam, kanıt bulmak zorunda olduğumu söylediler.

 

Böylece kampanya ve farkındalığı arttırma çalışmalarına başladım – bulunduğum bölgede konuşmalar yaparak ve mevcut durumu açıklayarak.

 

İnsanları, özellikle de ebeveynleri ikna etmek, pek de vakit almadı; çünkü göbek kordonunu hemen bağlamaya dair bir ihtiyaç yok ve bunu anlamak için bilim insanı olmaya da gerek yok.

 

Kan geçişi tamamlandığında, kordonun rengi beyazlaşır ve teorik olarak, klemp takmaya bile gerek yoktur.

 

Yavaşça, teorimi destekleyecek kanıtlar ortaya çıkmaya başladı. 2010 yılında yapılan bir araştırma, göbek bağı hemen bağlanmadığında, bebeğin 214 gr kadar daha fazla ağırlık kazandığını ortaya koydu.

 

 

2011 yılında yapılan bir araştırma ise göbek bağı hemen bağlanan bebeklerde, demir eksikliği anemisi olasılığının daha yüksek olduğunu açığa çıkardı – ki bu durum bebeğin gelecekteki sinir gelişimini ciddi şekilde etkileyebilir.

 

Kordon bağlamayı ertelemeyi destekleyen kanıtlar, inandıklarımı kanıtlamıştı: göbek bağını yerinde bırakmak, bebek için faydalıdır; çünkü zaten bebekte olması gereken kanın ona gidebilmesini sağlar.

 

Yine de mücadelem oldukça zorlu geçti ve mesajı tıp dünyasının bazı kesimlerine iletmek hala güç.

 

"Bebeklerin %15'i canlandırmaya ihtiyaç duyuyor"

Eldeki kanıtlara rağmen, direnç oldukça fazlaydı; çünkü birçok insan, basitçe uygulama değiştirmekten hoşlanmıyordu. Ebelerin ve doktorların fikre direnme sebepleri ise kordonun bağlanmamasının bebeğin sarılık olmasına ya da çok fazla kan almasına sebep olacağına inanmalarıydı. Ancak bu düşünceleri destekleyen araştırmalar yok.

 

İlk büyük adım 2010 yılında atıldı – Dr. David Hutchon tarafından yönetilen bir grup uzmanla işbirliği yaptığımda. Kordon bağlamayı ertelemenin önündeki en büyük engelin, bebeği canlandırma için götürme gerekliliği olduğunu fark ettik; bu yüzden şu anda Basics/Lifestart olarak bilinen araçları geliştirdik.

 

Bebeklerin yaklaşık %15’i, doğumdan sonra canlandırma işlemine ihtiyaç duyuyor. Basics/Lifestart adındaki bu araç, yatağın yanına yaklaştırılabilen ve bebek canlandırılırken göbek bağının kalmasına olanak tanıyan küçük bir canlandırma ünitesi.

 

 

Hastaneler bunlardan almaya başladılar ve böylelikle bebeğin göbek kordonunu bir dakikadan önce bağlamama uygulamasını benimsemeye başladılar.

 

2012 yılında, Kraliyet Ebe Koleji kılavuzlarını değiştirerek kordon bağlamayı ertelemenin en iyi uygulama olduğunu söyledi. Sonra da 2014 yılında NICE kılavuzlarını değiştirdi. Doktorlara çalışma metotlarını direnmeden değiştirme izni veren bu değişim, büyük farklılık yarattı.

 

Şu an Birleşik Krallık’ta, büyük ölçüde zafer kazandık. Yalnızca doktorların kılavuzlara uygun davrandıklarından ve ebelerin kordon bağlamak için acele etmemeleri gerektiğini bildiklerinden emin olmamız gerekiyor.

 

"Keşke yıllar önce öğrenseydim..."

Göbek kordonunu hemen bağlama uygulaması tamamen yok olana dek mücadele edeceğim. Bunun için para almıyorum. Yalnızca tüm doktorların ve ebelerin kılavuzlara uygun hareket ettiklerinden emin olarak bu uygulamayı değiştirmek istiyorum – ve ne kadar erken değiştirirlerse, ben de o kadar erken susarım.

 

Gördüklerimi, fark ettiklerimi göz ardı edip hiçbir şey yapmadan oturamazdım. Çünkü yanlış bir şey gördüğümüzde, onu değiştirmeye çalışırız. Bence gelecekte, geçmiş yıllara bakacak ve anında kordon bağlamanın iyi bir fikir olmadığını fark edeceğiz. Keşke bunu eğitim yıllarında öğrenseydim ve çocuklarım doğmadan önce…

 

Bunları düşündükçe üzülüyorum; ama geçmişten ders çıkarmak da önemli. Bu uygulamanın burada norm haline gelmesini istiyorum; ama diğer ülkelerdeki meslektaşlarımı desteklemek de benim işim.

 

İngiltere önayak oluyor; diğer ülkeler de izleyecek. Avustralya, Norveç, İsveç, Pakistan, Tunuz, İsrail, Türkiye gibi ülkelerdeki ebeleri destekliyorum.

 

Şu an gerçek isteğim ise global bir değişim.

 

 

 

 

Bu yazının İngilizce orijinali telegraph.co.uk sitesinde yayınlanmıştır.

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    20 Ağustos 2017 Pazar 01:07

    Muthiş ınşallah duşünçeleriniz gerçekleşir het yetde basarıya ulaşirsıniz buna ına ıyorum anne ve bebek dogumdan sonra hemen verilmeliben hep istedım olmadı sezeryan oldukları i. İn çocuklarım bu araştırmanız için sıze saygı duyuyorum

    Cevapla

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7339

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2484

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1829

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26102

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5952

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön