Çocuklar geleceklerine sahip çıkıyor

24 Mayıs’ta düzenlenen küresel İklim için Okul Grevi’nin ardından Türkiye’deki eylem çağırıcılarından Ege Edman ile Ayvalık’ta görüştük.

Çocuklar geleceklerine sahip çıkıyor

Bir seneden uzun zamandır dünyanın dört bir yanında milyonlarca çocuk her cuma, karbon salınımını 1,5 derece ile sınırlandırmak ve iklim adaletini sağlamak için yetkilileri göreve davet ediyor.

 

Greta Thunberg tarafından İsveç Parlementosu’nun karşısında başlatılan okul grevlerinin ilk küresel eylemi 15 Mart’ta gerçekleşmişti. Talepleri arasında, “iklim acil durumu” ilan edilmesi ve iklim krizinin gerektirdiği radikallikte önlemlere başvurulması da yer alan çocuklar, 24 Mayıs’ta ikinci küresel okul grevini gerçekleştirdi.

 

Yetki sahibi yetişkinlerin gerekli adımları atmadığını söyleyen çocuklar, geleceklerinin çalınmasını engellemeye çalıştıklarını ifade ediyorlar. Cumaları okul kırarak ve sokaklara dökülerek Paris Anlaşması’nın uygulanmasını, BM çağrısı ile düzenlenen IPCC raporunun ortaya koyduğu bulgulara göre hareket edilmesini talep ediyorlar.

 

Daha önce AB parlementosu, TED, BM ve çeşitli ülkelerin parlementolarında yetkililere seslenen Great Thunberg, en son sendikalara seslenerek yeşil ekonomi programlarına destek vermelerini istedi ve Eylül 2019’da ise genel grev ile iklim için okul grevine katılan çocuklara destek olma çağrısında bulundu.

 

"İklim adaleti" için ikinci küresel okul grevi, eş zamanlı olarak 119 ülkede, 1800’den fazla şehirde 1,5 milyondan fazla katılımcıya ulaştı. Türkiye'de ise Ayvalık, Samsun, Adıyaman, Muğla, Malatya, İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Edirne, Lüleburgaz, Datça ve İzmir'de çocuklar okul grevindeydi.

 

“İklim için Gençlik” hareketinin Ayvalık’taki temsilcisi Ege Edman ve arkadaşları, destekleyen yetişkinlerle birlikte  Ayvalık Cumhuriyet Meydanı’nda toplandılar.

 

Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu’nda okuyan 13 yaşındaki Ege, LGS sınavına hazırlanıyor. Sohbet ederken eyleme yürüyerek geldiğini öğrendiğimiz Ege’nin annesi Özge Edman çocukların konforsuz yaşamaya ne kadar kolay adapte olduğundan ve akıllarına gelen şeyi “ama, fakat” demeden dolaysızca hayata geçirdiğinden bahsediyordu. Ege ise tıpkı Greta Thunberg gibi sık sık harekete geçmenin gerekliliğine değindi.

 

Bir saatlik oturma eyleminin ardından basın açıklamasını okuyan Ege’yle bir söyleşi yaptık.

 

İklim aktivistliği ne demek?

İklim aktivistliği... Tam sözlük anlamıyla söyleyemeyeceğim tabii. Benim açımdan, insanların dikkatini iklim krizine çekmeye çalışan kişiler aktivistler. Çünkü şu an birçok insan buna dikkat etmiyor.

 

Bu kaçıncı okul grevin Ege?

Bu dördüncü.

 

Tam olarak neleri hedefliyorsunuz? İklim adaleti ne demek?

Bu hareketin asıl amacı IPCC* raporunu ülkelere uygulatmaya başlamak ve Paris İklim Anlaşması’nı bütün ülkelere imzalatmak. İklim acil durumu ilan edilmesini talep ediyoruz. Çünkü bunlar yapılmaz ve bunların getirdiği belli önlemler alınmazsa ileride bizim yaşayabileceğimiz bir dünya olmayacak. Ekosistem çöküyor çünkü. Yani biz çocukların geleceği olabilmesi için, Dünya’nın geleceği için harekete geçmeleri[ni istiyoruz].

 

Talepleriniz arasında “mutlaka bilime referans vermek”ten bahsediliyor. Bunun sebebi ne?

Bilime başvurmak, bilimin dediklerine uymak. Şu anda bilim insanları, grafik üzerine grafik, rapor üzerine rapor yayınlıyorlar. Ve bize bağıra bağıra, hükümetlere, yöneticilere bağıra bağıra “Yokoluş üsütümüze üstümüze geliyor!” diyorlar. Biz bunları görüyoruz ama dinlemiyoruz ya da göz ardı ediyoruz ya da işte, kulak asmıyoruz, umursamıyoruz. Bence bilime referans vermek demek, bilimi dinleyip insanların, “Yokoluş üzerimize geliyor” diyen bilim insanlarının dedikleri önlemleri almaya başlaması.

 

Türkiye’deki yetişkinlere baktığında neler görüyorsun? Onlardan talep veya beklentiniz var mı?

Belli ki duymuşlar var. Bunu görüp hemen harekete geçmişler var. Greenpeace’ten tutun, Yokoluş İsyanı’na ya da Kuzey Ormanları savunmasına... Biz çocukların dışında, Dünya’nın geleceği; kendi gelecekleri değil belki ama, bizim geleceğimiz adına “Dünya yok oluyor!” diyen bir sürü yetişkin var. Onların da hakkını yememek lazım. Ama şu an bütün halka bakarsak şu an bilmiyor kimse. Bizim yapma amacımız da bu zaten, onları bilgilendirmek. Çünkü kimse farkında değil ve onun için de harekete geçmiyorlar. İklim değişikliği ya da küresel ısınma diye birşey biliyorlar ama bu derece tehlikeli olduğunu, ölümcül olduğunu bilmiyorlar belki de.

 

Ege Edman'ın çevirisiyle

 

Greta Thunberg, iklim adaleti konusunu kavramasıyla birlikte hayatında, hatta aile hayatında olan değişikliklerden bahsetmişti. Senin için birşeyler değişti mi? Henüz bir değişikliğe, adaptasyona gitmeyen insanlar hakkında ne düşünüyorsun?

Ben uçağa zaten çok az biniyorum. Sadece yurt dışına çıktığımda hayatımda birkaç kere bindim. Ama bunu duyduğumdan beri, en başından beri ”Artık uçağa binmem” diyorum. Yurtdışına çıkmam gerekse de araştırdım, Türkiye’de de tren var, trenle giderim. Ve birkaç aydır vejetaryenim, et yemiyorum. Veganlık, alışılıp  sofrayı çeşitlendirilmesi gereken bir şey. Hemen veganım deyip başlayamam belki ama vejetaryenlıkla başladım. İleride vegan da olurum belki, bilmiyorum. Ama et yemek ve uçağa binmek çok fazla karbon salınımına sebep olan birşey, bunun ya çok kısıtlı olması lazım ya da uçağa binmenin alternatifi bulunması lazım. Ete bir alternatif bulunması, insanların da bununla ilgileniyor olması lazım.

 

Lazım olan, “çocuk aklı”

 

Bildiğin gibi, bazen yetişkinler “çocuk gibi”, “çocuk aklı” gibi deyimleri küçümsemek için kullanır. Peki, yetişkinlerin aklı ve yaptıkları ile ilgili sen ne düşünüyorsun?

Aslında, bence birbirlerine güzel bir şey söylemiş oluyorlar. Sonuçta herkes büyüyor ama kalabilsem çocuk kalmak isterdim. Baktığım zaman... Büyüyünce çocukluğumu kaybetmemek isterim. Bazı insanlara baktığım zaman çocukluklarını hatırlamıyolar belki de, o zaman nasıl bir kafaları olduğunu, neler hissettiklerini…

 

Ama bu iklim krizi ile ilgili baktığımızda da, özellikle geleceklerini kurtarmaya çalışan çocuklar için kötü anlamda söylüyorlarsa “çocuk aklı” diye, aslında kendileri o sırada kötü düşünüyolar. Lazım olan o “çocuk aklı”.

 

Çünkü bilinçlenmemiz lazım. Bütün çocuklar da şu an bilinçli değil. öyle bir genelleme de yapamayız ama şu an bizim gibi şimdiden bilinçlenip harekete geçen çocukların aklı onlarınkinden daha iyidir, daha doğru düşünüyordur.

 

Biz belki biraz daha özgür ruhlu olabiliriz. Çünkü büyüdükçe, hani bazı şeyler insanı kısıtlıyor, bazı toplum kuralları var. Normal anayasal ya da hukuk kuralları dışında. Bunun içine girdikçe, normal alışılmış davranışların içine girdikçe insanlar birşey yapmamaya başlıyorlar.

 

Yurtdışındaki aktivistlerle, okul grevlerinde yer alan öğrencilerle iletişimin var mı?

Kendi yaşıtlarımla pek iletişim kurmadım. Dışarıdan bu olayı organize eden  “Fridays for Future”u destekleyen yetişkinlerle iletişimim oldu sosyal medya hesaplarından. “Fridays for Future Turkey” diye iletişim grubumuz da var. Ama şu an yurtdışındaki çocuklarla iletişim yok.

 

Türkiye ve Ayvalık’ta kaç kişisiniz?

Her yeri sayarsak ilk duyuruyu yapıp “Bize katılın!” diye çağrı yapan çocuklar 15 civarındaydı. Benim özel olarak tanıdığım, tanıştığım, konuştuğum 5 kişi var. İlk çağrıları yapanlar.

Onun dışında etkinliklere katılan... 15 Mart’ta İstanbul’da 700 kişi olmuştu, burada 100 kişi olmuştu. Sırf çocuklarla değil, gelen yetişkinlerle birlikte 100 kişi olduk. Dalyan’da global olan değil de normal etkinliklerle 10 kişi civarında oluyorlar bildiğim kadarıyla. Datça’da da öyle.

 

Sizi görenler, okuldaki öğrenci ve yetişkinler nasıl yaklaşıyor?

Arkadaşlarım bunu anlıyorlar ya da anlıyorlarmış gibi yapıyorlar. Özellikle kendi yaşıtlarım. Katılmayan ya da “gelirim” deyip gelmiyor etkinliklerimize mesela.

 

Küçük çocuklara bununla ilgili bilgilendirme ve konuşma yaptım bir iki hafta boyunca. Özellikle 5 ve 6 sınıflara. Onlardan çok ilgi gösterenler oldu, hiç ilgi göstermeyenler oldu. Ve korkanlar ve “Bu konuda ne yapabiliriz? Bir şey yapmamız lazım” diyenler oldu. Onlara da özel olarak bilgi verdim. Onlardan da hiç geleni daha görmedim. Beni görünce  “Bak, bize iklim kriziyle ilgili bilgi veren abla...” diyorlar.

 

Öğretmenlerimizden de destek alıyorum, birçoğundan. Zaten okul müdürümüz ve bir kaç öğretmenimiz “Elimizde olsa senin arkana bir sürü çocuk veririz ama şu anda grev şeklinde bir etkinlik yaptığın için Türkiye’de zor” diyorlar. Ama destekliyorlar. Benim okuldan çıkmam gerektiğinde, okulda bir duyuru yapmam gerektiğinde destekliyorlar.

 

Hükümet veya yetkililerle bir diyaloğunuz oldu mu?

Ayvalık Belediye Başkanı’yla tanışıp konuştuk. İklim acil durumu ilan edilmesini araştıracağım. “Türkiye’de Ayvalık niye Türkiye için ilk olmasın, niye öncü olmasın?” dedi. 15 Mart’ta da gelmişti daha belediye başkanı seçilmeden. İki hafta önce de yaptığımız eyleme de geldi. Onun dışında konuştuğum pek biri yok.

 

Ayvalık’taki yani yereldeki ekolojik sorunlar neler?

Ayvalık’ın en büyük problemi, kömür yakılıyor olması. Kazdağları’ndan çok güzel havası olan bir yer, çok güzel denizi, ekolojisi, doğası olan bi yer. Ama çözüm olarak doğalgaz gösteriliyor, yakıt olarak da kömür kullanılıyor şu anda. Kokusu, özellikle kış akşamları bir sis şeklinde. Özellikle rüzgar olmadığında sis şeklinde bir hava var. Ve bu devam ederse kalıcı hale gelecek.  Şu anda sadece yakıldığında hissediliyorsunuz. Buna bir çözüm bulunması lazım.

 

Alternatif bir yakıt bulunması lazım. Güneş panelleri olabilir. Ya da pelet adında bi yakıt var. Katı bi yakıt. Atıklardan, odunun atıklarından yapılan bir yakıt. O da doğayı kirletmiyor. Ama pelet yakıtı için sobaları değiştirmek gerekiyor. Özellikle insanlar para ödeyeceğim diye pek yanaşmıyorlar. Ama işte, onlara bunların çok zararlı olduğunu söylemek gerekiyor. “Bir kez para vereceksiniz ama Dünya kurtulacak” demek gerekiyor ki dünya değişsin. Bunu da belediye başkanında söyledim, ayrıca konuştuğumuzda “Bununla ilgili çalışmalar yapacağız” dedi. Bilmiyorum, yapacak mı…

  

Burada beraber olamasanız da bugün Hindistan’dan Londra’ya tüm Dünya çocuklarıyla sokaklardaydınız. Bu konuda ne hissediyorsun?

O büyük kitlenin bir parçası olmak çok güzel. Burada az kişi olsak da yalnız olmadığımı biliyorum. Dışarıda bir sürü kişi var. Türkiye’de de bir sürü kişi var. Ama o videolardaki çocuklara katılmak, sokakları doldurmak ben de isterim. Ayvalık kalabalık nüfüslu bir yer olmamasına rağmen çok katılım sağlayabiliriz bence. Böyle bir şeyin parçası olduğum için, bir değişim sağlayamasak bile ben elimden geleni yaptığım için mutluyum.

 

Ege Edman 

 

 

* IPCC raporu, 2015’te Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinin ardından yapılan davet üzerine, 40 ülkeden 91 yazar ve editör tarafından hazırlandı. Çalışma, tam adıyla, “1,5°C Küresel Isınma; iklim değişikliği tehdidini önlemek, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için ortaya konan küresel çabaların güçlendirilmesi kapsamında, sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerindeki küresel ısınmanın etkilerine ve ilişkili küresel sera gazı emisyon patikalarına dair bir IPCC Özel Raporu” olarak adlandırıldı.

 

Raporun önemli bulguları şöyle:

 

* İnsanlar, yeryüzünün sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1,0ºC ısınmasına sebep oldu.

*  1°C derecelik küresel ısınmanın sonuçları, aşırı hava olayları, yükselen deniz seviyeleri ve Arktik deniz buzlarının erimesi ve diğer değişimler olarak şimdiden yaşanıyor.

* Emisyon artışı mevcut şekliyle devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5°C sınırını geçecek.

* Küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırmak, ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerindeki birçok kalıcı etkinin önlemesi anlamına geliyor.

* 1,5°C sınırını geçmemek için küresel emisyonların 2030 yılında 2010 yılına göre yüzde 45 azaltılması, 2050 yılında ise tamamen sıfırlanması (net sıfır) gerekiyor.

* 1,5°C sınırında kalmak için, tarım, enerji, sanayi, bina, ulaşım ve şehirlerde “hızlı ve geniş kapsamlı” dönüşümler gerekiyor.

* Şu anda Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhütler, küresel ısınmayı 1,5°C’de sınırlandırmaya yetmiyor. Ülkelerin, en kısa zamanda taahhütlerini yenilemesi gerekiyor

 

1,5°C Küresel Isınma, IPCC Altıncı Değerlendirme Dönemi tarafından hazırlanacak Özel Raporlar serisinin ilkini oluşturuyor. IPCC gelecek yıl, Değişen İklimde Denizler ve Kriyosfer Özel Raporu ve iklim değişikliğinin arazi kullanımı üzerindeki etkilerini inceleyen İklim Değişikliği Toprak Özel Raporu’nu yayınlayacak.

 

Röportaj: Seda Solaklar

 

IPCC raporu bilgileri: bianet.org

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Makarna kızartması!
    Makarna kızartması!

    Süresi : 00:52 İzlenme : 11275

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2806

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 3538

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 9362

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5893

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön