Yeni yıla yeni bir bakış

Yeni yıla yeni bir bakış

“Geçmişe dönüp düzeltebilsem” dediğimiz zaman dilimleri gözümüze daha da kıymetli görünüyor. Ulaşamadığımız şey bir o kadar da çekici oluyor. Hâlbuki elimizde olan bir zaman var ki, o da şimdi, bu an… Yeni kararlar için yeni yıla gerek var mı? Yeni yıl aslında her an…

 

Rakamlar ne kadar da etkili, değil mi? Zamanı rakamlarla bölüyoruz, başlatıyoruz, bitiriyoruz. Geçmişe, geleceğe rakamlarla çerçeve çiziyor, ad veriyoruz. Zamanın en değerli hali çoğunlukla geçmişte kalan, artık geriye dönüp düzeltilemeyen kısımları oluyor. “Geçmişe dönüp düzeltebilsem” dediğimiz zaman dilimleri gözümüze daha da kıymetli görünüyor. Ulaşamadığımız şey, bir o kadar da çekici oluyor. Hâlbuki öyle değilmiş gibi görünse de elimizde olan bir zaman var ki, o da şimdi, bu an…

 

Gelecek bazen umut, bazen kaygı demek. Çoğunlukla planlar, hevesler, kararlarla dolu. Yeni kararlar için yeni yıl dönemi enerji veren, harekete geçirici bir etki yaratabiliyor. Bazen de sıkışmışlık, yetersizlik, pişmanlık hissini arttırabiliyor. Aslında iki türlüsünü de hissetmek bizim elimizde…

 

Geçmiş zihnimizde. Gelecek zihnimizde. Geçmişin izleri belki bir miktar bedenimizde. Hafızamızdaki anılar, sevinçler, travmalar, acılar, gurur verici olaylar aslında şu anda yok. Şu ana kalanlar sadece izler. O da belki sadece bizim izin verdiğimiz ölçüde. Sahi, geçmişten neyin izinin hala bu anda kalmasına izin veriyorsunuz? Neyi tutmak veya bırakmak istiyorsunuz? Bu yeni yıl dönemeci belki bunu sormak için iyi bir fırsat olabilir.  

 

Hep birlikte kutlanan, çoğunluğun takip ettiği, bir şeyler yapmak için çaba gösterilen özel zamanlar var. Yılbaşı, 1 yıllık döngünün bitip yenisinin başladığı, rakamın değiştiği ve sırf bu değişikliğin bile birçok kişiyi etkilediği bir zaman eşiği… Temeli, başlangıcı nereye dayanırsa dayansın, milyonlarca hatta milyarlarca insanın günlük yaşamına katılan ortak bir gündem haline geliyor. Kimi için giyeceği kıyafetten gideceği mekâna, yiyeceği yemekten vereceği kararlara, yeni yıl, gündemin tam ortasına oturuyor. Kimi içinse hayat yangın yerine dönmüş, yılbaşı süslerindeki ışıklar yerine kendi ekmek kavgası gelmiş oturmuş yaşamının orta yerine…

 

Hepimizin sahip olduğu en büyük gerçeklik aslında şu anda hayatta olmamız. En büyük mülkiyetimiz zaman. O da aslında sadece saniyelerle… En büyük kaynağımız nefes… O da aslında an be an… Demek ki hepimiz için aynı noktadan başlama şansı her an mevcut. Kimimiz için lotus çiçeği misali çamurların içinden, kimimiz için kardelen çiçeği misali karların altından, çetin şartları aşıp ışığa uzanma çabası gerekse de neticede aynı gökyüzünün altında, aynı yeryüzünün üstünde, ikisinin arasındaki sonsuzluğu paylaşıyorsak hepimize her an yeni bir fırsat verildiğini hatırlamak gerek.

 

Bu yeni yıl döneminde en dipte de hissediyor olsanız, belki umut için bir mum yakarak içinizdeki yılbaşı ışığını yakabilirsiniz. İçinizde isyan varsa bir mum daha... İçinizde bıkkınlık varsa bir mum daha... İçinizde tükenmişlik varsa bir mum daha... Çünkü hala yaşama fırsatı verilmiş olarak yeni güne uyanıyor ve hala nefes alıyoruz. Bir şeylerin değişmesi için yeni koca bir yıla gerek yok. Uzak hedefleri gözümüzde büyütmeden, bir şeyleri başlatmak için her yeni gün yeter. Zaten günlere günler eklenir, mumlara da mumlar… Mumlar çoğaldıkça hem daha görünür olur hem de etrafı aydınlatırız.  

 

Süslü yılbaşı sofraları yoksa da mumlar var, güneş var, ışık var… Işıkla başlayabilirsiniz, gün doğumu gibi… Bu yılbaşında kendi ışığınızı hatırlayın ve onu sönmüş gibi hissediyorsanız da içinizdeki ışığın sadece başka bir mum ile yakılmayı beklediğini bilin. Yardım isteyin. Işıl ışıl olan siz iseniz eğer, isteyene yardım edin. Işığınızı yaymaya açık olun. Bu toprakların ışığı Mevlâna ne demiş; “Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez”.

 

Güzel yılbaşı sofraları kurmak için neler gerektiğini merak ediyor ve bir şeyler yapmak istiyor da olabilirsiniz. Şunu bilin ki sizin için en güzeli neyse, içinize hangisi siniyorsa en güzeli odur. Yaşamınızı da bir sofra gibi düşünün ve sofraya koyacağınız şeyleri fazla kafanızda büyütmeyin. Etrafınızdan ilham alın, size iyi gelenleri toplayın ve çorbanıza katın. Bu, sizin yaşamınız. Kendi çorbanızı kaynatın ve kokusunu yayın. Dostlar mutlaka duyacaktır.

 

Mutlu yıllar!

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    07 Şubat 2020 Cuma 13:28

    Ah o güzel kalbine,güçlü kalemine sağlık. Muhteşem.✨✨✨

    Cevapla

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 7177

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 10723

  • Hangi vitamin hangi besinlerde bulunur?
    Hangi vitamin hangi besinlerde bulunur?

    Süresi : 01:41 İzlenme : 4592

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön