HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Her birey bağışıklık sistemini güçlendiren, beyin gelişimini destekleyen, doğal, organik, ekonomik, pratik, hijyenik, sindirimi kolay, sıfır atık, sürdürülebilir, kişinin ihtiyaçlarına göre anlık ve taze üretilen bir gıda ile hayata başlasa, toplum sağlığı nasıl bir düzeyde olurdu?

Anne sütü, işte böyle bir gıda. Anne sütünün bebeğe, emzirmenin ise anneye olan faydaları ne kadar anlatılsa, az gelir. Uluslararası Uzmanlaşmış Emzirme Danışmanı Charlotte Codron ile emzirmenin ve anne sütünün faydalarını burada konuşmuştuk.

Türkiye'de son açıklanan TÜİK Doğum İstatistikleri verilerine göre 2025 yılında gerçekleşen canlı doğum sayısı 895 bin 374. Bu sayı, hemen hemen 10 yıl öncesinde 1,3 milyonlar seviyesindeydi. Bu rakamı 1 milyon gibi bir ortalamayla düşünürsek, her yıl 1 milyon yenidoğan bebeğin anne sütü ile beslenme ihtimali, 1 milyon bireyin yaşama sağlıklı bir adım atması anlamına geliyor.

Emzirme, annede meme ve yumurtalık kanseri ile tip 2 diyabet gibi bazı kritik hastalıkların riskinin azaltma ihtimali ile ilişkilendiriliyor. Bu da uzun vadede sağlık sistemi üzerindeki mali yükün azalmasına katkıda bulunuyor.

Anne sütüyle beslenen bebeklerde bazı enfeksiyonların daha az görülmesi, hastaneye başvuru ve tedavi ihtiyacının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Bunun ekonomik karşılığı olarak; ilaç, doktor, hastane ve sağlık sigortası harcamaları azalıyor.

DSÖ verilerine göre, emzirmenin yeterince desteklenmemesinin küresel ekonomik maliyeti yılda yaklaşık 339 milyar dolar. Bu kaybın içinde önlenebilir hastalık ve ölümlerin yanı sıra eğitim ve yaşam boyu üretkenlik kayıpları da bulunuyor.

Anne sütü ile beslenme, sadece anne ve bebek sağlığı yönünden değil, ekonomik katkılar açısından da teşvik edilmeyi ve toplum yaşamında önemli görülmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Emzirmenin teşvik edilmesi

Emzirmenin ilk döneminde ortaya çıkan sorunlar, emzirmenin devam etmesi önünde engel olabiliyor. Halbuki bunların bir çoğu, doğru bilgilendirme ile önlenebiliyor ve bebeğin sistemine mamanın girmesinin önüne geçilebiliyor. Bunun için hem kamu hem de özel alanda bilgilendirme çalışmaları oldukça önemli.

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Ulusal Emzirme Haftası sona erdi. Sağlık Bakanlığı, hafta içinde tüm Türkiye’de konunun öneminin vurgulanması, toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla çeşitli aktiviteler ve eğitimler planlayıp uyguluyor. Kamuda çok sayıda farkındalık etkinliği, stant, panel ve sağlık çalışanı eğitimi yapıldı. Uygulamalar yıla yayılan faaliyetler halinde halkı bilgilendiriyor. Sağlık kuruluşları da ücretsiz seminer ve bilgilendirme etkinlikleri düzenliyor.

Özel sektör tarafında neler yapıldığına baktığımızda, ebebek’in Emzirme Destek Projesi göze çarpıyor. Proje kapsamında Türkiye'nin 81 ilinde 83 kişilik uzman ekip tarafından ücretsiz emzirme danışmanlığı veriliyor. Projede Emzirme Destek Elçileri, gönüllülük esasıyla danışmanlık veriyor.Hizmet, satıştan bağımsız yürütülüyor. Şirket, bugüne kadar 150 bin ebeveyne ulaştığını açıklıyor. Bu, yıl boyu süren bir sosyal fayda çalışması. Dünyada benzer örnekler olup olmadığına göz atıldığında, bu tipte yaygın fiziksel danışmanlık ağıyla birleşen bir model dünyada bulunmuyor.

İşte bu noktada, mama takviyesine mecbur kalan aileler için konu hassas bir hale geliyor. Emzirmenin hem anne hem de bebek için faydalarını bilen, emzirmeyi çok istese de çeşitli sorunlar nedeniyle emziremeyen annelerin önüne suçluluk duygusu çıkabiliyor. Bu noktada, sorunlar ortaya çıkar çıkmaz hatta ortaya çıkmadan önce annenin emzirme konusunda bilgilendirilmesi kritik bir dokunuş oluyor ve mama ihtiyacının önüne geçebiliyor.

Konu bu kadar hassas ve önemliyken, gelir kaygısı olmadan yardım etme motivasyonu ile emziren annelere el uzatan gönüllülerin ve firmaların toplumsal fayda ürettiğini söylemek yanlış olmaz. Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı projesi, bu yönüyle akademik dünyanın da ilgisini çekmiş. Proje, Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon Merkezi tarafından hazırlanan çalışmayla akademik bir perspektiften ele alınmış. Akademisyenler, projeyi bir sosyal inovasyon modeli olarak değerlendirilerek eğitimde inceleme konusu halinde öğrencilere sunmaya hazırlanıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Gözde Erhan, proje ile ilk tanıştıkları dönemde, gönüllülerin gösterdiği ilginin onları çok etkilediğini belirtiyor. Proje, bu eğitim dönemi itibarıyla derslerde vaka çalışması olarak ele alınacak. Konu akademik tarafta kurumsal sorumluluk yönünden örnek gösterilirken, emzirmenin ekonomik boyutlarının ne kadar fazla katman içerdiği dikkat çekiyor.

Emzirme sorunları doğru bilgiyle önlenebilir

İki çocuğunu binlerce saat emzirmiş ve emzirmenin tüm sıkıntılarıyla birlikte faydalarını deneyimlemiş bir anne olarak söyleyebilirim ki yeni doğum yapmış bir anneye verebileceğiniz en büyük destek, doğuma kadar hiç kimsenin kendisini hazırlamadığı emzirme konusunda ona maksimum düzeyde destek vermektir. Öğrendiğim tüm bilgiler bir yana, benim tüm emzirme hikayemi tek bir cümle değiştirmişti: “Anne sütü, anlık olarak üretilir”. Teknik bilgi içeren bu cümle, benim “sütüm yetiyor mu?” endişelerimi bir kenara iterek anne sütü üretimi için ihtiyacım olan huzuru sağlamıştı. En küçük bir yardım, bir bebeğin hayatında her damlası değerli olan anne sütüne onu bir adım daha yaklaştırır.

Emzirmek istememek başka, emzirmenin faydalarını yeterince bilmeyerek veya emzirme problemleri karşısında yeterli desteği alamayarak emzirmeyi bırakmış olmak başka. Bu nedenle yeni doğum yapmış olan annelerin destek alması, uzman bilgisine kolayca erişebilmesi hikayeyi bambaşka bir yöne çevirebiliyor. Uzmanlara göre, emzirme problemleri doğru bilgiyle önlenebilir ve emzirme kolaylıkla sürdürülebilir.

Bu bakımdan, emzirmeyi teşvik eden her türlü uygulamanın kelebek etkisi yaratacağını söylemek yanlış olmaz. Emzirmenin desteklenmesi, doğru bilgilerle sürdürülebilirliğinin sağlanması; hem aile bütçesine hem ülke ekonomisine ama her şeyden önemlisi anne ve bebek sağlığına en büyük yatırım. Bu konu, sadece bebek bekleyen veya bebeği olan aileleri değil, toplum sağlığı meselesi olduğu için aslında herkesi ilgilendiriyor.

Bir yerlerde emziren, emzirirken sıkıntı yaşayan bir yeni anneye rastlayan her bireyin, o annenin sadece bebeği için değil toplum sağlığı için de faydalı bir çaba içinde olduğunu hatırlarsa, emzirmeye çabalayan annelerin destek alması için en temel adımın atıldığı söylenebilir.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar