Dizi karakterleri ile parasosyal ilişkiler

Bir dizinin son bölümünün yayınlanmasını iple çekmenin, bölümlerini peş peşe izleyip bir sezonunu birkaç günde bitirmenin kişisel bir sebebi var: O dizideki bir karakterle kendini özdeşleştirmek. Tek taraflı kurulan, zaman içinde bağımlılık yaratan, “parasosyal” olarak isimlendirilen hu iletişim, izleyicinin günlük hayatını olumsuz etkiliyor.


Her şeyden önce izleyici, en sevdiği dizi karakterine bağlanıyor. Onu en yakın arkadaşı gibi görüyor. Fikirlerine önem veriyor, kararlarına güveniyor, tutum ve davranışlarını model alıyor. İlk bakışta şöyle denebilir: Karakter pozitif mesajlar veriyorsa sorun yok. Ancak yapılan araştırmaların sonuçları tersini söylüyor. Çünkü izleyici, kendini diziye kaptırdığında gerçeklerle arasına mesafe koymaya başlıyor. Bir sonraki bölümü izleyene kadar onu ve hayatını düşünmeyi sürdürüyor. (1) Neler yaşayacağını, başına gelecekler karşısında neler yapacağını tahmin etmeye çalışıyor. Sorunlarına çözümü, onun repliklerinde ve olaylara verdiği, vereceğini düşündüğü tepkilerde arıyor. Dizi bittiğinde ya da karakter diziden ayrıldığında, arkadaşını kaybetmiş gibi üzülüyor, yalnız hissediyor. Bu durumu, Oklahoma Üniversitesi’nden Jennifer Barnes şöyle açıklıyor: “Beynimiz gerçek ilişki ile kurmaca ilişkiyi ayıracak biçimde tasarlanmış değil.” İzleyiciyi, aslında kendisini duymadığını bildiği karakterle konuşturan (2), beynin bu yanılgısı.


Kendini dizi karakteriyle özdeşleştirmenin diğer olumsuz yönü, kısa vadede hayal kırıklığı, orta ve uzun vadede depresyon. Bunun sebebi, müptelası olunan dizideki karakterin hayatının idealize edilmesi, ancak süregiden hayatın beklentileri karşılamaması. En basitinden, ekrandakinin aksine eş eve elinde çiçekle gelmiyor, benzer gönül okşayıcı sözler etmiyor. Araştırmalara göre kadınlar, erkeklere göre daha fazla dizi izliyor (3). Depresyona sebep olanlar da, daha çok kadınların beklentilerini artıran, pembe dizi olarak isimlendirilen yayınlar. Bu dizilerde bağlandıkları karakterlerin hayatlarını yaşama hayali kuruyor.


Dizi izlemenin bağımlılık yaratmasının sebebi, bir hayalin içinde yaşamak. Zincirleme gidildiğinde: Bu hayalin içinde günlük hayatta inşa edemediği sosyal ilişkileri kurmak. Yalnızlık duygusunu azaltmak. Sorunları düşünmeyi ertelemek.


Dizi izlemenin bağımlılık yarattığı ve bu bağımlılığın karakterler üzerinden şekillendiği bir gerçek. Bağımlı olduğunun farkında olanların merak ettiği ise, bunun üstesinden nasıl gelecekleri. Psikologların genel önerileri dizi izlemek için haftanın belli bir gününü belirlemek, bir bölümden sonra izlememek, izlemeyi bir tür arkadaşlar arası aktivite haline getirmek. Ancak bunlar özdisiplin gerektiren, dolayısıyla uygulanması çok kolay olmayan önlemler. Üstelik hiçbiri, dizi izleme arzusunu besleyen “Ne olacak?” merakını gidermiyor. Bu noktada, Netflix 2014’te Fransa’ya gelmeden hemen önce psikolog ve psikanalist Michael Stora’nın izleyicilere önerisini hatırlamak faydalı olabilir: Bütün bölümleri izlememek için son bölümü izlemek. Denemeye değebilir.


Referanslar:

1 Amerikalı araştırmacılar Elizabeth M. Perse ve Alan M. Rubin’in çalışması.

Attribution in Social and Parasocial Relationships

2 Amerikalı araştırmacı Mark R. Levy’nin araştırması. https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/08838157909363919

3 Jonathan Cohen’in çalışması.

Parasocial relations and romantic attraction

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.
  • Misafir Evet insan dizideki karakterleri ornek aliyor;hatta soyledigi bir kelimeyi hayatinin slogani yapiyor.
    CEVAPLA
    Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.