Dijital anne

Haberlerde, gazetelerde, radyoların saat başlarında ayrı bir gündem var.

Benim gündelik yaşamımda ayrı.


Anne çocuk hayatına hapsettim kendimi. Bilerek isteyerek. Buradan çıkınca nefes alamayacak gibi oluyorum çünkü.


Zaten çocuklu hayat o kadar yorucu ki, çocuklardan sonra değil güncele, kendime bile kalmıyorum. Hatta bazen eşime de.


‘Çocuklar ufak, o yüzden’ diye avutuyorum kendimi. Yani bir gün Gökçe ‘Ben tayt sevmiyorum anne’ diyerek fırtınada bile incecik elbiseyle çıkmak istemekten vazgeçecek, Çınar saati gelince yatağına tırmanıp kendiliğinden uyuyacak, mutfak küçük ellerden saçılan pişirileceğim diye canımı çıkarmış yemek parçalarıyla dolmayacak, ‘Sırtımı açar mısın anne?’ diye bir elbise 10. kez kendini yerde bulmayacak... Bir gün.


Bir gün bunlar olmayacak, giyecekler, yiyecekler, yetişilecek yerler yani hayat benden bağımsız kendi akışında yol alacak biliyorum.


Anlıyorum aslında Gökçe’yi de: Makul olmayanı anladığı ama yine de içinden geleni şiddetle direttiği yaşta. Çınar desen, evrimsel olarak hala mağara adamı aşamasında.


Zor yani; iki çocuklu hayat, Instagram’da göründüğü kadar kolay değil asla.


Sorun aslen biraz da burada. Hem iki çocuğun, hem de meslek olarak seçilmiş dijital bir akışın annesiyim ben aslında.


“Ne güzel davetlerdesin hep” denen etkinlikler 3 saatte bir ya yemesi ya da uyuması gereken bir bebeğin İstanbul’un trafiğinde yetişilmesi gereken rutini ile sağlimen okula gidip gelmesi gereken ablanın sıkı programı arasında.


Sosyal medyada gülerek bakılan kareleri çıkacak olursak, kalan alın demeyeyim, anne teri aslında.


Kolay değil yani hayat benim hesaplarda. Bir dizi bile izlemeden yatağa devrildiğim günler, göz kenarlarımdaki kaz ayağını büyütmekteler.


Ama bir gün özgürce, tek başına, üzerine çocuk öğünü saçılmadan temiz kalmış pantolonlarla yapılmış egzotik seyahatlerden konulmuş afili fotolar yerine paylaştığım kareler, gurur dolu mezuniyet fotolarına ya da torunların kirlettiği mutfak karolarına dönüşecek biliyorum.


Bir gün orada çoğalmak için, bugünde eksilmeye değer diye düşünüyorum. Haklı mıyım, onu da bilmiyorum. Sadece öyle olmasını umuyorum.

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.