Fena halde hamile kalmayı isteyen tanıdığım iki, tanımadığım da yüzlerce kadın var. Ben de doğurganlığı nasıl artırırız, bunun ne kadarı elimizde onu yazayım istedim.
Bu yazıdan sonra Dan Brown, dünyadaki nüfus problemini ele aldığı kitabı Cehennem’i yazıyı yazdığım çınarlı balkondaki kafama mı atar, yoksa onu alıp Yerebatan Sarnıcında ters duran Medusa civarında sulara mı gömer, kestiremiyorum.
Bildiğim şu: Doğurganlığımızın bir kısmının elimizde, daha doğrusu yemek borumuzdan geçenlerde.
Misal her gün yediğiniz ekmeğin doğurganlığınızı düşürebileceğini biliyor muydunuz? Belki de kitapta bahsedilen ve sarnıcın oradan dünyaya zerk edilen virüs, bizim bildiğimiz undur. Zira tam buğday bile yeseniz tükettiğiniz ekmek, insülininizi zıplatıyor ve kilo alma sorunu yanında alerjilere, kansere ve düşük doğurganlığa sebep olabiliyor.
Bana inanmayan Karatay Hoca’yı okusun. Ya da Wellness Mama'yı. Wellness Mama diyor ki: “Kutsal kitaplar bile ondan bahsettiğine göre, buğdaygiller insan için sağlıksız olabilir mi?” Ve ekliyor: “Sağlıkla ilgili yapılan araştırmalar gösteriyor ki, insanların buğday tüketmediği zamanlar olduğu gibi, aslında buğday, onu tüketecek şekilde tasarlanmayan vücudumuz için zararlı.”
İnsan beyninin ve fiziksel kuvvet kapasitesinin tarım devriminden önce tepe noktasına ulaştığını belirten Wellness Mama ve hibrit tohumdan elde edildiği için tam buğdaya karşı olan Karatay Hoca ekliyor: Zaten yediğimiz buğdaylar da atalarımızın yediklerinden farklı.
Yani,
Bunlara sadece sizin değil, eşinizin de dikkat etmesi gerekiyor haliyle. Diyetteki değişikliklerle düzeltilmesi mümkün olan kısım burası. Kalanı doktorların uhdesinde.
Karatay Diyeti sadece gebe kalmak isteyen değil, sağlık parametrelerini artırmak isteyen herkesin ilgisini çekebilir. Hoca’ya inanmayan, derdini liseden beri veremediğim kayıp kilolarıma anlatsın. Bulurlarsa…