Atları fotoğraflayan adam

Onun işi at fotoğrafçılığı. 13 yıldır Veliefendi Hipodromu’nda atlarla arkadaş. Kimi zaman doğumlarına giriyor kimi zaman yarışlarda fotoğraflıyor bu güzel canlıları. Kadir Çivici, “Yeniden dünyaya gelsem yine at fotoğrafçısı olmak isterdim” diyecek kadar da işine ve atlara âşık...

Atları fotoğraflayan adam

Yeleleri bir gözünü kapatmış bir Arap atı, başını annesinin göğsüne yaslamış bir tay, bir çocuğa dilini uzatmış sevecen at, banyo saatinde keyifle şımaran bir diğeri ve down sendromlu çocuğa yaklaşan bir başka Arap atı... 13 yıldır atları fotoğraflayan Kadir Çivici, Türkiye Jokey Kulübü’nün fotoğrafçısı. Karda, kışta, yağmurda, yarışta, günlük bakımlarında, çocuklara terapi merkezinde yurt içi ve yurt dışında bugüne kadar 10 binin üzerinde at fotoğrafladı. İşine âşık. Onunla ilk Bursa Karacabey Harası’nda bir at doğumunda tanıştım. Bu mucizevi anlara birlikte tanıklık ettik. Benim için olağanüstü olan bu ana o, binlerce kez şahit olduğundan işini çok kıskanmıştım doğrusu. Pek çoğumuz ofiste bilgisayar açarak güne başlarken o atları seviyor. Veliefendi Hipodromu’na girdiği anda tüm düşüncelerini dışarıda bırakıyor. Çünkü atlar tüm stresi atmaya yardımcı oluyor. Elinde kahvesiyle piknik alanlarında yürüdüğü an, kuş seslerine eşlik eden at kişnemeleriyle güne başlıyor. Ne büyük bir keyif! Nasıl kıskanmayayım!

 

Kadir Çivici, Ordu, Ünyeli. Çocukluğunda ailesinin bir atı olduğundan atlarla küçük yaşta tanışmış. Amcasının fotoğraf makinesi ise hep büyülüymüş onun için. Üniversitede okurken gündüzleri yerel bir gazetede muhabirlikle iş hayatına başlamış. Aradan geçen yıllarda başka mecralarda muhabirlik yaparken yolu Türkiye Jokey Kulübü ile kesişmiş. Haber yazıp fotoğraf çekilebilecek birine ihtiyaç duyduklarından Çivici işi kapmış. Bu şansı “Belki de doğru zamanda doğru yerde bulundum” diye açıklıyor.

 

Yaptığı iş onun hayat biçimi. Öyle ki izin günlerinde bile atlardan ayrı kalamıyor. Atların bu çok özel dünyasını paylaşmak müthiş bir keyif ona göre. Atlar özel hayvanlar ama insan ürküyor. “Hiç tedirgin olmuyor musun?” diye sorduğumda “Aslında tedirginliğim geçmedi’’ diyor ve şöyle devam ediyor: “Atlarla her karşılaştığımda aynı amatör ruhu hissediyorum. Onları çok iyi tanımanız gerekiyor. Atla ilk temasınızda hırçın mı, utangaç mı olduğunu anlamalısınız. Atlar, insana en çok benzeyen canlılar. Karakterini çözdükten sonra çekim yapmaya başlıyorum. İlk temas çok önemli...”

 

 

‘Atlar meraklıdır keşfetmeyi severler’

Hemen her gün atların fotoğrafını çekiyor Çivici. Kimi zaman banyo saatlerinde, kimi zaman ahırları temizlenirken, yarışlarda, doğum yaptıklarında. Üstelik soğuk, kar, kış demeden... Hatta ona göre güneşli olmayan havalar atları fotoğraflamak için oldukça uygun. Atın vücuduna gölge düşmediği için orijinal rengini daha net görebildiğini söylüyor. Kışın kar üstünde bir atı fotoğraflamak, karın yerden yansıması, karanlık noktaları aydınlatması ise güzel sonuçlar veriyor. Işığı ve koşulları ayarlayıp çekimi avantaja çeviren Çivici, ışığın doğada beş şekilde yer aldığını, fotoğraflarını da buna göre çektiğini anlatıyor. “Peki atlar poz vermeyi sever mi?” diye merak ediyorum. Anlatıyor: “Meraklıdır, keşfetmeyi severler. Bir atın karşısına geçtiğinizde size bakıp anlamaya çalışırlar. Tanıdıktan sonra rahat şekilde hareket ederler. Bir haraya gidip 50 tane atın arasına oturun yanınıza gelip sizi koklarlar. Rahat hissederlerse yanınızda dururlar...”

 

Çektiği fotoğrafların beğenilmesine gelince... Atların kendi arasındaki iletişimi, yavrularıyla birlikte oldukları anları yakalamayı sevdiğini söylüyor. Ancak bu pek kolay değil. Mesela at, tayı yerde yatarken etrafında dönüyor, koklayarak kontrol ediyor. O esnada çektiği duygu yüklü fotoğraf, onu da takipçilerini de çok mutlu hissettiriyor. “İnsanların fotoğrafa baktığında o karenin etkisi altında kalmasını seviyorum” diyor. Hatta işleri o kadar beğeniliyor ki, TİGEM bir taya onun soyadını bile vermiş. Tayın adı Çivici olmuş.

 

 

Atlara pasaport fotoğrafı çekiyor

Bu duygu dolu fotoğraflar kadar pasaport fotoğrafı da çekiyor. Haralarda atların kimlik kartları var. Buna da pasaport deniyor. Belli bir çekim prosedürü var pasaport fotoğrafının. Atın sola dönük olması, başının 15 derecelik açıyla bakması, kulaklar ve kuyruğunun dik durması gerekiyor. Oysa bu hareketleri ata yaptırmak hayli zor. Çivici, yılların getirdiği deneyimle buna da kendince bir formül bulmuş. Bir yardımcısını atın yanına yerleştiriyor, eline telefonu verip at sesi dinletiyor. At, hemen başka bir at varmış gibi davrandığından ortaya istediği güzel kareler çıkıyor.

 

“Atları fotoğraflayan adam”da formül çok. Atın en mutlu ve keyifli olduğu an, ahırdan çıkarken yularını çıkardığınız anmış. “Koşmasını görmelisiniz. Attan beklenmeyecek hareketleri fotoğraflıyorum. Fizik kurallarına aykırıdediğim anlar oluyor. Şahlandığında müthiş zarafeti ortaya çıkıyor.” diyor.

 

 

En favorisi yüz güzeli Cicibey

Elbette bunca zaman duygusal bağ kurduğu atlar da var. Bunlardan en özeli Arap atı olan beyaz renkli “Cicibey”. Yüz güzeli aynı zamanda. Hatta onunla fotoğraf çektirmek için sırada bekleyen insanlar olduğunu anlatıyor Çivici. “Onun varlığını, yaşadığını bilmek bile beni mutlu ediyor. Aksini düşünemiyorum bile. Çekimde siz de göreceksiniz” diyor. Cicibey’in yanına gidince ne demek istediğini anlıyoruz. Büyüleyici bir zarafeti var ve çok cana yakın.

 

‘Atları seven insandan zarar gelmez’

“Yeniden dünyaya gelsem yeniden at fotoğrafçısı olmak isterim” diyen Çivici, bugüne kadar birçok sergi açtı. Çektiği fotoğraflar ödüller kazandı, takvimleri süsledi. Ve zaman zaman üniversitelerde, fotoğraf kulüplerinde at fotoğrafçılığıyla ilgili tecrübelerini aktarıyor. Atlarla birlikte olmanın kendisini ehlileştirdiğini anlatıyor: “Olayları yorumlama şeklim bile değişti. Atlar insana liderlik vasfı da yüklüyor. Onları yönlendiriyorsunuz, onlar da sizi. Stresli bir anda bile sakin olmanızı sağlıyorlar...”

 

Çivici, daha yeni evli ama eşiyle hayatlarını atlara endekslediğini söylüyor. Ve bir gün çocuğu olduğunda küçük yaşta atla tanıştırmak istediğini söylüyor. Çünkü Veliefendi Hipodromu bünyesinde yer alan Atla Terapi Merkezi’nde çocukların atlarla nasıl güzel iletişim kurduklarına şahit oluyor.

 

Hiç zor bir şey yaşayıp yaşamadığını soruyorum Çivici’ye, pek çok kişinin yarasına parmak basıyor: “Burada bizim kahramanımız atlar. Ve burası 200 bin kişinin geçim kaynağı. Ülkemizde çok önemli bir sektör. Burada herkes atları el üstünde tutuyor. Atları seven insandan kimseye zarar gelmez. Ama faytoncuların atlara yeterince ilgi göstermemesi beni inanılmaz üzüyor. Bakımsızlıktan atlar zor durumda. Ve öylece seyretmek içimi acıtıyor...”

 

Röportaj: Ekin Türkantos

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1909

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5210

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2272

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8220

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3363

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön