Makro Bağlantı’nın kısaca tüm mikro/sınırlı/3 boyutlu/ego kimliğimizi bırakıp, makrokozmik bir’liğin/sınırsızlığın/tamlığın farkındalığını deneyimlemek olduğunu söyleyebiliriz. Direnmeyi bıraktığımız, her şeyin mükemmel ve tam da olması gerektiği gibi olduğunu idrak ettiğimiz derin bir bağlantı anı. Öyle ki, dün, bugün ve yarın diye tanımladığımız lineer zaman yerine, tüm var oluşumuzun aynı anda ve “şimdi”de olduğunu görebildiğimiz bir an.


Yaşamımım hangi noktalarında buna benzer (en azından benzer) bağlantılar hissettiğimi düşünmeye devam ediyorum. Bozcaada’nın çorak arazisinde gördüğüm rüzgargüllerinden başka bir zamansız güne atlıyor zihnim. Roma’nın dar ve taş sokaklarının çıkardığı geniş meydanındaki Collesium’a girdikten sonra, uzun süredir sıcakta sıra beklediğimi hızlıca unutuyor ve tarihte bir yolculuğa çıkıyorum. Yapının içerisinde dolaştıkça kendimi küçücük hissediyor, bir köşede oturup taşların arasına karışmak, bu kadim toprağın havasını içime çekmek ve bir şekilde çok tanıdık gelen ve beni sakinleştiren bu yerde sadece etrafı hissetmek, oraya karışmak istiyorum.


Bir başka gün, Karadeniz’in kaybolsam geri yolumu bulamayacağım yüksekliklerinde bir ormanın içerisindeyim. Göğü deldiklerine emin olduğum ağaçların arasında, delmenin yarattığı çatlakları gözlerimle seçmeye çalışırken boynum tutuluyor. Hiçbir çiçeği, yaprağı, arıyı rahatsız etmemek için neredeyse nefes almamaya çalışıyorum. Ağaçlar... Benden büyükler. Hayatımda gördüğüm her şeyden büyükler. Önlerimde zerre önemim kalmıyor. İnsan olmanın bir önemi kalmıyor. Dert ettiğim binlerce ayrıntının önemi kalmıyor. Ağaçların hışırtısından başka bir sesi duymazken, kapalı gözlerimden akan yaşlarla beraber ufalıyor, kayboluyorum. Ferahlık ve huzurdan başka hiçbir şey hissetmiyorum.


“Başım sükutu öğüten

Uçsuz bucaksız değirmen;

İçim muradına ermiş

Abasız, postsuz bir derviş.”


Derken içimden bir karşı monolog yükseliyor: “Sana söylediklerinin hepsine inandın ve hatta o söylediklerini kendinmiş gibi aldın, onlardan yeni bir deri yaptın. Sana aitler sandın da kendine onlardan çelikten bir kalkan yaptın. Düşüncelerini kelimelere döktün, herkese karşı savundun ve kendini düşmanlar edinmiş buldun. Sonra sert darbeler aldın, gece uyumadan önce ağladın, tuzla kaplanmış çarşafta yattın, tenini yaktın. Öyledir bu işler sandın. Ne olursa olsun kendini ortaya koymalıydın da var etmeliydin benliğini. Sessiz kalırsan bir gün sesin de seni terk eder, dilinden bir daha tek bir ses çıkmaz sandın. Bir şey yapmazsan, o sana yapacağını yapar sandın. Sonra gün geldi hiçbir şey yapmaz, yapamaz oldun. Yataktan bedenini kaldıramaz, elini attığın işi bitiremez, kılıcını tutamaz oldun. Dün esip gürleyen sen, bugün geldi lal oldun. Varlığın görünmez olunca, sen de kendini mazlum bir karaktere girerek var etmeye başladın. Var oluyorum, sandın. Oysa hala onun söylediklerini yapıyordun, fark etmedin. Gerçek Sen hiçbir zaman sahnede olmadı ve bunu asla anlamadın.”


Hiç istemeyerek bu satırların en başına geri dönüp, “O” kelimesi yerine “EGO”yu koyuyorum ve yeni baştan okuyorum. Ve bugüne kadar bildiğim dünya olanca kaosuyla geri dönüyor. Kulağıma o çok tanıdık sesler çalınmaya başlıyor; yıllardır içerisinde bulunduğum uğultu bu. Çevremde böyle olmasında benim de katkım olan gürültülü, huzursuz, mutsuz dünyaya döndüren insanları görmeye başlıyorum. Rüya bitiyor, ayağım takılıp cennetten düşüyor, nereye gitsem benimle birlikte gelen huzursuzluğum, gelip her zamanki yerini alıyor.


Yine de artık biliyorum; oralarda bir yerlerde daha büyük, daha sınırsız ve çok güçlü bir şey var. Göremesem de hissediyorum ki, hayatta bundan daha fazlası var. Artık yerimde durmak istemiyorum. Şairin izinden giderek her yerde Makro Bağlantı’nın izlerini aramaya başlıyorum.

“Kökü bende bir sarmaşık

Olmuş dünya sezmekteyim,

Mavi, masmavi bir ışık

Ortasında yüzmekteyim.”


Siz de geliyor musunuz?

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.