Mevzubahis hayatta kalmak olunca erkekler daha savunmasız.

(‘Genetik Şifrenizi Kırın’ kitabının yazarı Dr. Sharon Moalem’in The New York Times’da yayınlanan yazısından çevrilmiştir.)


Koronavirüs sınırlar, okyanuslar ve kıtalar boyunca yayılmaya devam ettikçe, salgınla ilgili şu ana kadar hakkında net bir açıklama yapılamayan şaşırtıcı bir veri var: Virüsün yayıldığı hemen her ülkede, virüs erkekleri kadınlardan daha fazla ölüyor. Bu eşitsizliği açıklama girişimleri çoğunlukla yaygın bazı davranışlara odaklanıyor, erkeklerin daha çok sigara kullanıyor olması, gereken zamanda tıbbi bakım istememesi ve hatta daha zayıf el yıkama alışkanlıkları, onların koronavirüsten daha çok etkilenmesini mantıklı gösteren birkaç işaret. Ancak bu açıklamalarda gözden kaçan şey, koronavirüsün erkekleri orantısız bir şekilde etkiliyor olmasında aslında herhangi bir anormallik olmamasıdır. Aksine, yakın zamana kadar bilinmeyen bir bilimsel gerçeğe dair önemli bir işaret olabilir: Artık biliyoruz ki, hayatta kalmak söz konusu olduğunda, erkekler daha zayıf. Bu durum elbette sadece hayatta bir kez karşılaştığımız bir salgın sırasında geçerli değil. Bu doğuştan gelen biyolojik farklılık, insan yaşamının her çağında ve aşamasında ortaya çıkar: Kız bebeklerin ilk doğum günlerine sağlıklı bir şekilde erişmesi daha olasıdır. Bugün yüz yaşında olan insanların yüzde 80'i kadın; 110 gibi zorlu yaşlara ulaşanların yüzde 95'i de kadın. Biyolojik erkeklerde ortalama olarak daha fazla kas kütlesi, fiziksel güç ve daha uzun boy olsa da, doğumdan yaşamın sonlarına kadar karşılaşılan fiziksel zorluklardan kurtulmak söz konusu olduğunda, biyolojik cinsiyeti dişi olanlar neredeyse her zaman biyolojik erkeklerden daha uzun süre yaşıyor.


Uzun zamandır erkeklerin kadınlara oranla daha az yaşamasının arkasındaki tek nedenin davranışsal olduğu varsayılmıştı. Fakat aslında eğitimden, ekonomik faktörlerden ve alkol, uyuşturucu veya tütün tüketiminden bağımsız olarak da cinsiyetler arasındaki hayatta kalma avantajının kadınlarda olması durumu hala geçerli. Birkaç yıl önce kadınların biyolojik avantajlarını çok kişisel ve acı verici bir şekilde anlamaya başladım. Karım Emma'yla ikimiz: sadece o, bir XX dişi ve ben, bir XY erkek olarak güzel bir yaz gününde arabayla gezintiye çıkmıştık. Hatırladığım son şey, Emma’nın elini tutmak için uzandığımdı.


Kırmızı ışıkta geçen bir araç bize ölümcül bir şekilde çarpmıştı ve aracımız iki takla atmıştı. Hayatta kaldığımız için çok şanslıydık. İkimiz de ağır yaralı halde ambulansa götürülürken aklımdan iki şey geçiyordu: Hava yastıklarının neden açılmadığını düşünüyordum ve Emma bir dişi olduğu için şükrediyordum, benden daha çabuk iyileşecekti.



Kadının genetik üstünlüğü kromozomal seviyede başlıyor

Biyolojik cinsiyetler arasındaki temel tipik kromozom farklılıklarına bir göz atalım. Dişilerde genetik olarak biri annelerinden, diğeri babalarından olmak üzere iki X kromozomu bulunur. Erkeklerde ise annelerinden gelen sadece bir X kromozomu, ve bir de Y kromozomu bulunur. Bu önemli bir farklılıktır çünkü X kromozomları insan beynini ve bağışıklık sistemini inşa etmek ve korumak gibi hayati işlevlerde rol oynar. Biyologlar uzun süredir XX kromozomlarının kadınlara bazı alanlarda avantaj sağladığının farkındalar. Diğerinin bir şekilde kusurlu olması durumunda yedek bir X kromozomu kullanabiliyor olmak, kadınların renk körlüğü gibi bozukluklara daha az yakalanmasını sağlar. Ancak erkeklere göre kadınlarda bir fazla bulunan X kromozomunun sağladığı avantajları daha yeni yeni anlamaya başlıyoruz. Sadece kadınların yedekte bir X kromozomu barındırıyor olması değil, iki X kromozomunu birleştiren ve kadın bedenindeki hücreler arasındaki etkileşimi güçlendiren 2000’den fazla gen bulunuyor olması da önemli bir farklılık.


Kadın bedeninde bu XX kromozom bağlarını sağlayan genlerden faydalanan her hücre, ağırlıklı olarak belirli bir X kromozomunu kullanır. Eğer X’lerden biri Covid-19 gibi istilacı virüsleri tanımakta daha başarılı genlere sahipse, örneğin bu X’i kullanan bağışıklık hücreleri bu göreve odaklanabilirken diğer X’i kullanan bağışıklık hücreleri Covid-19 ile enfekte olmuş hücreleri öldürmeye odaklanarak virüsle mücadeleyi daha verimli hale getirir. Tipik biyolojik erkekler, iki X kromozomu ile yaşayan kadınların aksine tek bir X kromozomu ile hayatta kalmak zorunda kalırlar. Bir erkeğin belirli genleri bir koronavirüs ile enfekte olmuş hücreleri yetkin bir şekilde tanıyamaz veya öldüremezse ne olur? Bu durumda tek X’e sahip erkeğin enfeksiyonla mücadele yeteneği sınırlı olacaktır.


Sonuç olarak ciddi gelişimsel bozukluklar veya enfeksiyonlarla savaşma konusunda kadınların genetik seçenekleri vardır, erkeklerin ise yoktur.



Kadınların genetik avantajları, dezavantajları

Eşim Emma sadece genel olarak daha uzun ömürlü olmakla kalmıyor, ikimizin de sahip olduğumuz organlarda onun kanser geliştirme riski de benimkinden daha düşük. Kanser gelişse bile hayatta kalma ihtimali yine benden yüksek çünkü araştırmalar aynı zamanda kadınların tedavilere de erkeklerden daha iyi yanıt verdiğini gösteriyor. Kazadan sonra o, belirgin bir şekilde benden daha çabuk iyileşti.


Kadınlar hem kötü huylu hücrelerle hem de istilacı mikroplarla daha iyi savaşabiliyor olmasının bedelini, otoimmün rahatsızlıklara daha açık olmakla öderler. Biyolojik dişilerin bağışıklık sistemleri kendilerine saldırmaya daha meyillidir; romatoid artrit, MS, otoimmün tiroidi, lupus ve Sjögren Sendromu gibi durumlar bu tür otoimmün rahatsızlıklara örnektir. Bir XY erkek olarak benim bu rahatsızlıklara yakalanma ihtimalim daha düşük.


Klinik tıp uygulamalarında cinsiyetler arasındaki bu biyolojik farklılıkların anlaşılması bir şekilde yavaş ilerliyor. Bunun nedeni çoğunlukla tıbbın genetik dişilerin kromozomal, hormonal ve anatomik benzersizliğini büyük ölçüde göz ardı etmesidir. Mevcut tıp uygulamaları öncelikle erkek hücreler, erkek dokular, erkek organlar, erkek hayvanlar ve erkek test denekleri üzerinde yapılan araştırmalar kullanılarak oluşturulmuştur. Sonuç olarak, sağlık ve esenliğin belirleyicileri söz konusu olduğunda erkekler hakkında daha fazla bilgi sahibi olma eğilimindeyiz. Jinekolojik ve obstetrik sorunlar gibi birkaç istisna dışında, kadınları tıpkı erkekleri tedavi ettiğimiz gibi klinik olarak tedavi etme eğilimindeyiz. Sonuç olarak, cinsiyetler arasındaki farklılıklardan kaynaklanan şaşırtıcı tıbbi etkiyi anlamamız sadece bebeklik dönemindeki farklılıkları anlamaktan ibarettir. Erkek merkezli, tek bedene uyan tüm sağlık bakım modelimiz ve ondan kaynaklanan araştırma kültürünün değişmesi gerekiyor. Dünya çapında endişe verici sayıda erkek ölümü günlük olarak artmaya devam ettiğinden, bu aciliyet şu andaki küresel pandemiden daha belirgin değil.


Neredeyse 20 yıl önce Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü şunu iddia eden bir rapor yayınladı: “Erkek ya da kadın olmak, dikkate alınması gereken önemli bir temel değişkendir.”


Yine de, yirmi yıl sonra, tıp uygulama şeklimize giden çok az somut ilerleme oldu. Şimdi, her bir genetik dişinin doğal olarak sahip olduğu gerçek biyolojik gücü ve erkeklerin bu konuda nasıl farklılaştıklarını anlamak için bu değişkeni dikkate almanın ötesine geçmeliyiz. Tıbbın geleceği buna bağlıdır.


Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.