Her annenin öyküsü kendine

Her annenin öyküsü kendine

Oysa sana bambaşka anlatılmıştı annelik değil mi? Mesela hamile olduğunu söylediğinde tebriklerin hemen ardından felaket senaryoları çalınmıştı kulağına. Bir komşunun bilmem kimi hamileyken birden eğilmişti de çocuğunu düşürmüştü. Ya da en yakın arkadaşın aylarca kusmuştu, tabii ki sen de öyle olacaktın. Ama olmadın değil mi?

 

Yüzünde sivilce çıksa, "kız bu galiba, bak çirkinleştin" dediler, tatlı yedin "kesin erkek"...

 

Hiç samimiyetin olmayan biri "aaa göbeğin bayağı aşağıda, erken mi doğacak acaba" dedi; veya miden yanınca "aman bu bebek çok saçlı olacak tokaları hazırla" diyenler oldu.

 

Doğuma kadar hep kötü hikayeler duydun büyük ihtimalle. Normal doğum yapıp saatlerce sancıyla ağlayanlar, kesiler, dikişler... Veya sezaryen için epidural yaptırıp felç kalanlar, anesteziden çıkamayanlar, baş ağrıları...

 

Bebek doğar doğmaz yenilenen sorular oldu sonra değil mi? "Sütün var mı?" sorusu loğusa ile arada iletişim kurmanın şifresi gibi sanki... Pek çok kişiye göre çocuğun açtı, üşüyordu ya da fazla giydirilmişti, rengi sarı sarıydı sanki yoksa sarılık mı olmuştu.

 

Zamanı geriye sarsan çoğu şeye kulaklarını tıkar geçersin şimdiki aklınla değil mi sevgili ANNE? Sadece bebeğine odaklanır, güveneceğin bir doktor seçer ve sonunda evladını kucağına alıp anneliğin tadını çıkarırsın.

 

Mesela hamileliğinin ilk haftalarında sana anlatılan felaket senaryoları o kadar da korkutmaz seni. "Acaba benim bebeğim de düşer mi?" diye gecelerce kuruntu yapmazsın kendine. Çünkü artık biliyorsun; vücuduna çok fazla yüklenmediğin sürece o bebek eğer yaşayacaksa yaşayacak. Eğer tutunamayacak durumdaysa sen ne yaparsan yap zaten onu kurtaramayacaksın...

 

Bebeğinin cinsiyetini senin güzelliğine bağlayanlara da kulak asmazsın artık herhalde. Çünkü vücudundaki değişim bebeğinin cinsiyetiyle değil hamilelik ve hormonlarla ilgili. Ayrıca sen her halinle güzelsin.

 

Miden yandığında bilirsin ki bunun sebebi bebeğinin saçları değil, vücudunda artan progesteron hormonudur ve bu hormon mide ile yemek borusu arasındaki kasları gevşeterek mide asitinin yukarı kaçmasına ve mide yanmasına sebep oluyordur.

 

Doğum şeklin ne olursa olsun her doğumun kendine has ve eşsiz olduğunun da bilincindesindir artık. Bebeğinin, doğum şekli konusunda senden daha çok söz sahibi olduğunu da yaşayarak öğrenmişsindir belki. Mesela 9 ay boyunca normal doğum isteyip ona hazırlanmana rağmen dönüp doğum kanalına girmeyen minik kızın seni sezaryen doğuma itebilir İpek'in yaptığı gibi...

 

Bebeğini kucağına aldığın andan itibaren ona en iyi senin bakabileceğini bilirsin. Bilirsin ki sütün yetiyordur ya da bebeğini her nasıl besliyorsan besle, o çocuk doyuyordur. Bilirsin ki bebeğinin kıyafetleri tam ayarında giydirilmiştir.

 

Demem o ki sevgili ANNE; her bebek doğduğunda yeni bir anne doğar ve hiçbir annenin öyküsü bir başkasıyla aynı değildir. O yüzden sana tavsiyem, korkma. Annelik öyle mucizevî bir şey ki; emin o aklına takılan her şeyin üstesinden geleceksin.

 

Şimdi git ve minik mucizenin yanağına bir öpücük kondur...

 

Anlatan Anne

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Doğum korkusu nasıl yenilir?
    Doğum korkusu nasıl yenilir?

    Süresi : 02:20 İzlenme : 9829

  • 4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi
    4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi

    Süresi : 00:57 İzlenme : 4108

  • Evde oda parfümü yapımı
    Evde oda parfümü yapımı

    Süresi : 00:23 İzlenme : 1691

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2806

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 7177

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön