Burnumuzun üzerini sert bir şekilde sıkarak temizlemeye çalışmak
Bu işe yaramamakla kalmaz; aynı zamanda da burnunuzun çok kötü kızarmasına sebep olur. Bu kızarıklık, burnumuzun bize bir dahakine siyah nokta bandı kullanmamız gerektiğini söyleme yöntemidir.
Tıraş olurken birkaç kılı atladığımızı görmek ve ellerimizle koparmaya çalışmak
Bir yandan televizyona bakıp bir yandan da çıplak ellerinizle o kılı koparmayı başarırsanız eğer, büyük işler yapacak bir insansınız demektir.
Mağazalarda 3000+ kişinin kullandığını bildiğimiz ürünleri test etmek
Makyaj malzemesi satan bir mağazaya girdiğimizde, kendimize şunları söylemeye başlıyoruz: eminim ki bu göz kalemini sadece temiz insanlar kullanmıştır; bulaşıcı enfeksiyonları olmayan insanlar. Ve sonraki birkaç saati, göz kaleminden kaptığımızı düşündüğümüz hastalık yüzünden iki gözümüzü birden kaybetme korkusu ile geçiriyoruz.
Arkadaşımızla temizlemeden göz kalemi paylaşmak
Göz kalemimizi paylaştığımız insanı tanıyor ve seviyor olmak, bakterilerin yayılmalarını engellemiyor maalesef. Makyajdaki bakterileri öldüren şey arkadaşlık değil.
Sanki başka seçeneğimiz yokmuş gibi göz kalemimizi parmağımıza tükürerek düzeltmek
Evde kulak pamuğu var, değil mi? Elbette. Ama banyodaki kulak pamuklarından alıp ıslatarak, göz kalemimizi bir yetişkin gibi temizleyecek miyiz? Boş verin, tükürük candır.
Lavaboda ıslatamayacak kadar tembel olduğumuz için göz kaleminin ucunu yalamak
Yani esasen tekrar ve tekrar pis gözyuvarımızı yalıyoruz. Aferin bize…
Yanlışlıkla çok sıktığımız fondöteni elimizle şişesine geri sokmaya çalışmak
Bundan daha iğrenç olan tek şey, fondöteni döktüğümüz yerin kirli bir lavabo olması, ama yine de şişeye geri koyma çabalarından vazgeçemememiz; fondöten pahalı olduğundan. İğrenç.
İçinde hala olduğu için maskarayı 2 yıl boyunca saklamak
Göz enfeksiyonu kapmamak için 3 ayda bir maskara değiştirmemiz gerekiyor, değil mi? Ama 3 ayda bir maskaraya 50 tl vermek, birçoğumuza fazla geliyor. Hâlbuki söz konusu olan göz sağlığı…
Üşendiğimiz için makyaj fırçalarımızı yıkamamak
Bu durumu şöyle bir mantığa oturtuyoruz: Makyaj yaparken yüzüm zaten temiz oluyor; dolayısıyla fırçalar da kirlenmiyor. Ama bu bir yalan ve hepimiz gayet iyi biliyoruz. Sonrası ise zaten malum – sivilceler…
Parmaklarımızı allık fırçası olarak kullanmak ve bir çocuk becerisi ile allık sürmek
Banyo aynasına gidip bakın ve bunun ne kadar kötü bir fikir olduğunu görün. Makyajımızı küçük bir çocuk yapmış gibi görünüyoruz.
Devamında daha kötüsünün geleceğini bile bile sivilce patlatmak
Sivilcelerinizi patlattığınızda yüzünüzde yaralar oluşuyor, değil mi? Daha da kötüsü bu yaralar makyajla kapanmayacak derecede kötü oluyor. Ama yine de yapmaya devam ediyoruz. Her seferinde.
Makyajımızı silmeden uyumak
İçinde güzelliğin geçtiği her yerde bas bas bağırsalar da makyajla uyumaya devam ettiğimiz zamanlar oluyor. İnanılmaz derecede pis bir durum. Beyaz yastık kılıfınızdan maskara çıkarmaya çalıştınız mı hiç? İmkânsız. Neden böyleyiz ki?
Kapağını açtığımızda her yere bulaşan paramparça olmuş pudrayı saklamak
Yeni bir pudra almamak, her makyaj tazelemede rengârenk olan siyah kot pantolonu temizlemekten daha iyi diye herhalde…
Bozulmuş ojelerimizi bizzat soyarak çıkarmak
Çünkü elinizin altında aseton yok ve zaten soyulmuşlar. Bu işlemi, iş yerinde yapmaya kalkarsanız, masanızın üzerinde biriken oje kalıntıları ile iğrenç olduğunuzun kanıtını da sağlamış olursunuz.