Duygularınızı hapsetmeyin...

Duygularınızı hapsetmeyin...

Duygular doğduğumuz andan itibaren gelişen, insanı insan yapan en doğal özelliktir. Duygularımız aynı zamanda yaşadığımız hem içsel, hem de çevresel olaylara verdiğimiz ruhsal tepkimelerimizdir. Öte yandan insanların birbirleriyle sağlıklı iletişim kurabilmesinin de en birinci koşuludur duygular...

 

İstisnasız her insan sevinmek, üzülmek, mutlu olmak, öfkelenmek, aşık olmak, kaygılanmak, neşelenmek gibi duygulara sahiptir. Bu duyguları farklı yapan ise her bir duyguyu her bireyin yaşama ve yansıtma biçimidir. İşte tam da bu noktada karakter devreye girer. Kimi insanlar tüm bu olguları tam anlamıyla yaşayıp karşısındakine de yansıtabilirken, kimi insanlar ise duygularını dile getiremez ya da getirmeyi tercih etmez... Bazı insanlar daha uç noktalarda gezerken; bazı insanlar ise hislerine daha çok gem vurabilir. Bu da kişilik özelliğidir.

 

İnsanların birbirini tanımasının, iletişim kurabilmesinin ve aslında kısacası hayatı daha olumlu yaşayabilmesinin yolu duyguları ifade etmekten geçer... Hissettiklerini ifade edebilen kişiler daha mutlu insanlardır bana göre. Çünkü anlatabilmek, içindekileri açığa çıkarabilmek kişiyi rahatlatır. Bu hangi duygu olursa olsun... Kızgınlıklar, kırgınlıklar, öfke gibi tüm olumsuz duygular bile makul sınırlar çerçevesinde karşı tarafa aktarıldığında sorunların çözümü için harekete geçilmiş olunur.

 

Anlatılamayan, içeriye hapsedilen her duygu insanı kendine esir eder. Söylenilmeyenler birikir, birikir ve belli bir noktadan sonra kendine bir çıkış yolu seçer... Engellenen, dile getirilmeyen, kalbe veya iki dudak arasına sıkıştırılan her duygu mutlaka negatif enerjiye dönüşür.

 

Duyguların bedende kalmamak gibi kötü bir huyu vardır. Kişi eğer içindeki duygu yükünü konuşarak atamazsa vücut bir süre sonra alarm verecektir. Ve biz ne olduğunu anlamadan bastırılan bu duygular zaman içinde ya ruhsal ya da fiziksel bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkar. Bu açıdan duygu ifadesinin zihinsel ve bedensel sağlığımız üzerinde etkisi büyüktür.

 

Duygularımız aynı zamanda düşüncelerimizin birer uzantısıdır. Şu da bir gerçektir ki her zaman duygularımızı yönetemeyiz. Kendiliğinden ortaya çıkar pek çok duygu... Nasıl ki bir haksızlık karşısında tepkisiz kalabilmek elimizde değilse, kalbimize gelip yerleşen aşk duygusunda da heyecan duymamak mümkün değildir. Duyguları inkâr edebiliriz, bastırabiliriz, görmezden gelebiliriz ancak onları yok edemeyiz. Bir duygu varsa vardır! Duygularımız bizim iç dünyamızı oluşturur. Bu nedenle çoğu zaman duygularımızın sesine de kulak vermeliyiz.

 

Nasıl ki onları yok edebilmek elimizde değilse bazı duyguları da sadece hissetmemiz yeterli değildir. Hissettirebilmek, sergileyebilmek de önemlidir. Karşımızdaki insanın bizi sevdiğini bilmemize rağmen çoğu zaman bunu duymaya ihtiyaç duyarız. Bu duyguyu hissetmeyi, görebilmeyi, yaşamayı arzularız. Bu nedenle de karşımızdaki insana "Seni sevdiğimi bilmiyor musun?" gibi bir söylemde bulunmak son derece anlamsızdır. Sevgi dillendirilmeli, hissettirilmeli ve yaşatılmalıdır...

 

Kısacası her duyguyu zamanında ve dozunda yaşamak en güzelidir. Mutluyken mutluluğu, üzgünken üzüntüyü, sinirliyken öfkeyi, severken aşkı yaşamak hayatımıza değer katar. Öte yandan duygularımızı tek başına sırtlamaya çalışmak, saklamak, paylaşmamak bizi psikolojik anlamda bir boşluğa sürükler. Çöküntüye uğratır.

 

Duyguları paylaşmak insani bir gereksinimdir. Bir kitabının önsözünde değerli yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu "Büyük felaket anlarında olduğu gibi, büyük sevinç günlerinde de duygularımızı başkalarıyla paylaşmak bizim için derin bir ihtiyaçtır" diyerek ne de güzel anlatmıştır duyguları her durumda açığa çıkarmanın önemini...

 

Tüm bunların çerçevesinde görüyoruz ki hislerimizi paylaşmak her anlamda hayatımızda güzel dokunuşlara yol açacaktır...

 

Yazı: Ferah Uzundurukan

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 13386

  • Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl kısıtlayabiliriz?
    Çocuklarda TV ve tablet kullanımını nasıl...

    Süresi : 03:47 İzlenme : 1384

  • Arvigo masajı nedir?
    Arvigo masajı nedir?

    Süresi : 03:37 İzlenme : 300

  • Menopoz sıkıntılı mı olmalı?
    Menopoz sıkıntılı mı olmalı?

    Süresi : 09:56 İzlenme : 381

  • Kırmızı ip ritüeli
    Kırmızı ip ritüeli

    Süresi : 02:00 İzlenme : 0

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön