Herhangi rutin bir gününüzde kaç ürün kullandığınızı hiç düşündünüz mü? Krem, losyon, deodorant, sabun, parfüm, makyaj, dudak kremi… Şimdi kendinize bu ürünlerde kaç tane bileşen olduğunu sorun. Yapılan bir araştırmaya göre, ortalama bir kişi günde 126 farklı içerik içeren 9 ürün kullanıyor. Daha da rahatsız edici olan, birçok şirketin, henüz yasaklanmadıkları ve organik ham maddelerden daha ucuz oldukları için toksik kimyasallar kullanmasıdır. İşte tam burada, bu toksik maddelerin ne kadarının deri bariyerini aşıp vücudunuza girdiğini sorgulamak isteyebilirsiniz çünkü sindirim sisteminin aksine cilt, bir filtre içermez.


Cilt, vücuttaki en büyük ve en geçirgen organdır. Cildi oluşturan üç tabakaya epidermis, dermis ve deri altı yağ denir. Sizi içeride ve dünyanın geri kalanını dışarıda tutmaya yardımcı olan koruyucu zırhımız olarak hizmet ederken cildiniz, bu 3 katmana rağmen maddeler yeterince küçüklerse yine de emilebilirler. Ne yazık ki, bu maddelerin çoğu günlük losyonlarda ve güneş kremlerinde bulunur, hatta bazıları cilt duvarlarına kolayca nüfuz edecek şekilde nanopartiküllerle doldurulur.


Cilt kimyasalları nasıl emer?

Cildin bir maddeyi geçirmesi sadece maddenin boyutuna bağlı değildir. Aynı zamanda yüksek vücut sıcaklığı, cildin emilimini kolaylaştırır. Bütünlüğünü koruyan bir cilt daha seçici olurken, herhangi bir yara almış ciltten enfeksiyon etkenleri de dahil olmak üzere birçok şey geçebilir. Madde geçişi, kimyasalın yoğunluğuna, maruz kalan cilt alanı ve süresine bağlı olarak da değişir.


Kimyasalların cildimize girmek için seyahat edebileceği birkaç farklı yol da vardır. Parfüm gibi kimyasallar ciğerlerinizden solunarak kan dolaşımınıza girebilirken, ruj gibi ürünleri farkında olmadan yutabilirsiniz.




Kimyasal maruziyetinizi azaltmanın 5 yolu

Kimyasalların çoğu vücudunuza girdiğinde zamanla birikme eğilimi gösterirler. Neyse ki, kimyasal maruziyetinizi azaltmak için atabileceğiniz adımlar var. İşte başlamanıza yardımcı olacak bazı ipuçları!


1- Küçük başlayın

Bütün cilt bakım rutininizi bir gecede değiştirmek birçok açıdan külfetli olabilir. Bu yüzden değişime teker teker başlayın ve elinizde ürünler bittikçe daha doğru arayışlara yönelin. İşe en sık kullandığınız, cildinizde en çok duran ve yüksek emilim sebebiyle kafa derinizle temas eden ürünlerden başlayabilirsiniz.


2- Kendinizi eğitin

İnternet gibi sınırsız bir kaynağa sahipken, yabancı bir dil gibi görünen içerik listeleri dahi sizi korkutamaz. Dikkat etmeniz gereken içerikler ve daha güvenli ürün alternatifleri konusunda sizi eğitmenize yardımcı olacak araştırmalar yapabilir ve bir sonraki alışverişinizde kendinizden daha emin olabilirsiniz.


3- Bilmiyorsanız satın almayın

Bir ürün doğal veya organik olarak etiketlenmiş olması, içinde zararlı içerik bulunmadığı anlamına gelmez. Satın almadan önce daima ürünlerin tam içerik listelerini okuyun. Bir malzemeyi tanımıyorsanız veya anlamıyorsanız, seçiminizi değiştirin.


4- Baz kullanın

Sevdiğiniz ve bırakamadığınız potansiyel olarak zararlı bir ürün varsa, vücudunuza bir baz kat hindistancevizi yağı veya dudaklarınıza organik dudak kremi sürmeyi deneyin. ürün ve cildiniz arasında oluşturacağınız bu katman toksinlerin emilimini durdurabilir.



Bu içeriklerden kaçının!

Zararlı maddelerin listesi sonsuza dek uzanabilir ancak özellikle dikkat etmeniz gereken sıkça kullanılan şu ürünlere bir göz atın:


Ftalatlar: Ürünlerin cilde yapışmasına yardımcı olur ve kokuların stabilitesini artırır. Zamanla, üreme bezleri için toksik olabilen hormonal bozukluklara neden olarak vücutta birikebilir.


Parabenler (Metil, Etil, Propil, Iso, Benzil, Vb.): Koruyucu olarak kullanılır. Vücutta östrojeni taklit eder ve homonsal dengeyi bozabilir. Özellikle koltuk altlarına uygulandığında meme kanseri ile bağlantısı için araştırılmaktadır.


Kokular: Sadece çevreye zararlı olmakla kalmaz, aynı zamanda cilt tahrişine, alerjilere ve organ sistemi toksisitesine de neden olabilir.


A Vitamini bileşikleri (Retinil Palmitat, Retinil Asetat, Retinol): Güneş kremlerinde, losyonlarda ve makyajda yaygın olarak kullanılır. Güneş ışığı, A vitamininin parçalanmasına neden olarak DNA'ya zarar verebilecek ve cilt hassasiyetini artırabilecek serbest radikaller üretir.


Sülfatlar: Çoğu üründeki köpük oluşumunun sebebidir. Diş macunu, vücut şampuanı, şampuan, tıraş kremi vb. içinde bulunur. Genellikle petrolden elde edilir ve çevre için sürdürülebilir değildir. Cilt hassasiyetini artırır.


Alüminyum (Potasyum veya Amonyum Şap): Salgıladığınız ter miktarını azaltmak için ter bezlerini bloke eder. Cilt tarafından kolayca emilir ve zamanla beyinde birikerek potansiyel olarak Alzheimer Hastalığı, kanser ve diğer nörolojik durumlara neden olabilir.


Bu kadar çok ürünü rutininizden çıkarmak ürkütücü görünse de, daha bilinçli satın alma kararları verebilmeniz için içinde ne olduğunun farkında olmak önemlidir. Bazıları için bu, en sevdiğiniz ürünü daha az kullanmak anlamına gelebilir; bazıları içinse bazı ürünleri tamamen hayatınızdan çıkarmak anlamına gelebilir. Hangi yolu seçerseniz seçin, kendinize en uygun seçimleri yapabilmek için cildinizi ne beslediğiniz konusunda kendinizi bilgilendirmek için gerekli adımları atın.


Referans:

Simply Samata. “How Our Skin Absorbs Chemicals And How To Avoid It”. Şuradan alındı: https://www.nontoxicrevolution.org/blog/2019/2/19/how-our-skin-absorbs-toxic-chemicals-and-how-you-can-avoid-it (19.02.2019)




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.