Kadına melodram mı yakışır?

Kadına melodram mı yakışır?

Üç kızına cinsel istismar'da bulunan babaya 168 yıl ceza...

 

Edirne'de inşaat işçisi T.G., boşandığı eşinden olan 8, 12 ve 15 yaşlarındaki kızlarına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 2016 yılının Ağustos ayında tutuklandı. Hakim, baba T.G.'yi öz kızlarına nitelikli cinsel istismarda bulunmak suçundan 56'şar yıl 3'er aydan toplam 168 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Kanunen bir suçun cezasının 30 yılı aşamayacağı sebebiyle babanın cezası 90 yıla düşürüldü. Edirne 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, T.G.'nin eski eşi S.Ö. ile ilk evliliğini yapıp boşandığı sonra tekrar evlendiği eşi Ü.G.'ye de kızlara cinsel istismarı bilmelerine rağmen gerekli yerlere bildirmedikleri gerekçesiyle 1 yıl 6 ay hapis verdi. Ancak cezalar hükmün açıklanması geri bırakılarak 5 yıl süreyle ertelendi.

 

Babalar, kızlarının kahramanı olmalıydı...

 

Cinsel istismar, kişinin başkaları tarafından cinsel olarak kötüye kullanılması, suistimal edilmesi, istemediği halde başkalarının cinsel yönelimlerine hedef olması durumudur. Üç kız çocuğuna cinsel istismar uygulayan babayı hakim affetmedi! Yaşanan cinsel istismar cezasız kalmadı! Fakat çocukların babaları tarafından yara aldığı gerçeği değişmeyecek...

 

Bu haber kadınlar için umut verici bir haber olarak karşımıza çıksa da ne yazık ki çok acı! Bir baba üç yavrusuna nasıl cinsel istismarda bulunur? Düşündükçe tüyleri ürperten bu olayda üç tane masum kız çocuğu bulunmaktadır. Kadınlar, toplumuzdaki eril zihniyetlerin etkisi altında kalarak psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmaktalar. Bildiğimiz ve alıştığımız bir gerçek varsa o da şudur: Kadınların fiziksel olarak şiddet görmeleri, öldürmeleri, cinsel tacize uğramaları normalleştirilmektedir. Verilen cezaların azlığı ise bu durumu gitgide olağan hala getirmektedir.

 

Kadının birey olarak kendini kabul ettiremediği toplumlarda erkek egemen tutum hakimken, kadınlar birer meta olarak görülmektedir. Haberi okuduğumda hem heyecan hem öfke hem de utanç duydum. Her kız çocuğu babasına aşık olarak doğar. Erkek çocuklarının annesine aşık olduğu gibi. Freud, bu duruma "arzu ötekinin arzusu" demektedir. Hatta pek çok kadın çocukluğunda babasına aşık ve onu annesinden kıskanarak büyümüştür. Bu 'saf aşk'a bir baba nasıl ihanet edebilir? Her baba, kız çocuğunun kahramanıdır! Mitoloji tarihinden adını alan Electra kompleksi de kız çocuğunun babaya duyduğu aşkı ve onu kimseyle paylaşmamayı ifade eden durumu anlatır.

 

Çocukluk döneminde ekilen bilgi ve düşünceler gelecekteki bireyi yaratacağı için aile, okul gibi kurumlarda çocuğa sevgi, saygı, paylaşma aşılanmalıdır. Sosyolojik olarak baktığımızda ise ataerkil bir düzen içinde yaşadığımız için erkeklerin sürekli kutsanması ve en değerli varlık olarak görülmesi kadının geride ve dramatik bir alanda hayatla paslaşmasını sağlamıştır.

 

Medya ve farklı platformlarda kadınların her zaman muhtaç olan, yardım bekleyen ve kurtuluşunun bir erkeğin eline bağlıymış olarak kodlanması erkeklerin hegemonyasını güçlendirir. Toplumsal hayatımızda okulda, işyerinde vb. yerlerde erk ve erkeğin kadının dünyasını şekillendiren ve yöneten olduğunu görürüz. Peki ne yapmalı? Bu algıyı yıkmak mümkün mü?

 

Oscar Wilde "Tüm kadınlar sonunda annelerine benzerler bu onların dramıdır" diyerek aslında şunu söylemektedir: Kadınlar çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar bütün kadınların deneyimlediği durumlarla karşılaşacaklardır. Bir nevi kuşaktan kuşağa aktarılacaktır bu dram! Kime hangi görev düşecek bu önemli. Eğitimciler, avukatlar, psikologlar her sektörden olan bireyler elini bu taşın altına koymalılar ve çocukların çıkaramadığı ses olmak zorundalar. Cinsel istismarı önlemek adına vicdanlı olmak, sesi çıkmayanın sesi olmak zorundayız! Kadına saygı, çocuğa saygı, insanlığa saygı duymak ve yaşanılır bir dünya yaratabilmek adına...

 

Yazı: Ceren Parçal

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön