Denemeden…

Denemeden…

Yorgunum deme sakın çünkü, hayat hiç birimize adil değil. Ne fırtınalardan dönmeyi başardık ya da kaçımız o azgın dalgalarca yutuldu sayamam. Fakat denemekten korkma.

 

Biliyorum yoruyor seni tüm yarım kalmışlıklar, imla hatası dolu hayatlar. Nerede noktası, nerede virgülü belli olmayan cümleler. Ama lütfen denemekten bıkma.

 

Biliyorum diyorsun ki peki her yeni yüzde tekrar ettiklerim, hatırladıklarım. Sar baştan anlattıklarım, olmadı sustuklarım. Sonra kocaman "keşke"lerim. Kullanmak zorunda bırakıldığın sevmediğin onca kelimeler. Güvenin kendi içinde saklı o kocaman uzunluğu. Olsun, sen yine de vazgeçme.

 

Biliyorum aradığın sadece bir el belki de yatağın sol yanından omzuna dokunan. Sıcak içten bir gülüş, grinin içinde bir turuncu, siyahın içinde bir kırmızı, mavinin içinde bir beyaz ve belki de sadece yeşilin tek tonu. Samimi bir "merhaba". Bir parça sade huzur.

 

Aslında bu seninki erkenden rafa kaldırmak zorunda olduğun, hızlıca törpülediğin, belki de ilk gençliğinin en saf halini "yeniden buldum" diye haykırma telaşı. Doğadaki tüm yasaların sana verdiği yetkiye dayanarak. O zaman çekinme.

 

Hissediyorum her şarkıda biraz dalıyorsun. İçinde eksilen bir parçayı yerine koyma ümidiyle ümitsizliğin karmaşık tınılarıyla.  Diyorsun ki denedim, deniyorum ama olmadı, olmuyor, olmayacak. O zaman Samuel Beckett diyor, ben değil: "Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil". Ne olur kulak ver.

 

Zaman acımasızca, tıpkı yelkovanın akrebin peşinden koştuğu gibi kaçıyor ve sen kovalıyorsun peşi sıra. Nefes nefese kalıyorsun her seferinde. Bu son diyorsun. Yazık ki unutuyorsun her son yeni bir başlangıçtır. 

 

 

Kanamaktan korkuyorsun, yara almaktan, yeniden başlamaktan belki de en çok kaybetmekten. Fakat kim farklı bir düşün, sorarım sana.

 

Kim hayat oyununun ömrü kadar süren perdesinin her birinde yeni yeni birçok role bürünmüyor? Kimin kimden farkı var ya da sence herkes birbirinin aynı mı? Aynaya bak lütfen.

 

Yaşanan her şey çok lüks bir restoran gibi dururken aslında mutfakta neler yaşandığını bilemezsin. O yüzden her yeniden de sen de yenileneceksin. Bir öncekinden izler taşıyacak, belki biraz daha kanayacak, belki kabuk tutacak, belki fırtınanın göbeğinde savrulacak, azgın dalgalarda boğuşacaksın. Belki de sadece sığındığın huzur dolu bir liman olacak. Ama denemeden bilemezsin.

 

O yüzden güneşe dön yüzünü ve büyük ustanın dizelerini hatırla.

 

"Deniz gibidir gökyüzü,

Aldırma gönül, aldırma"

 

ve gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.

 

Sevgiyle bugün, yarın ve daima...

 

Cafe La Vie, İzmir 03.04.2017

 

 

Neriman Ekinci

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey
    Süt kanalı iltihabı mastit hakkında her şey

    Süresi : 03:21 İzlenme : 7203

  • Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?
    Son kullanma tarihleri ne zaman bitiyor?

    Süresi : 01:00 İzlenme : 2360

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 1779

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 26044

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 5945

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön